Senin için iyi olacaksa git…

Özer Turan’a demiştim ki; sen Çanakkale’deki kimsemsin benim.

Buluştuğumuzda her şeyden konuşurduk: Aşk, edebiyat, felsefe, sosyalizm…

İnsan ve kitap üstüne temellendirirdik konuşmalarımızı genellikle.

Rastgele şeyler üzerine konuştuğumuz da olurdu.

Pandemi koşullarında görüşemez olduk.

Ancak bir iki defa telefonla.

Karşılıklı sağlık sorunlarında da pek fazla birbirimizin yanında olamadık.

Haziran ortalarında aradı “ağabey gel kirazlar oldu, seni bekliyor.” Gidemedim.

Akşam da aramış, geri döndüm ama ulaşamadım.

Çekip gitti Özer buralardan.

Gideceğini biliyordum.
Garip biçimde vedalaşmak istemedim.
Kucaklaşmadan gittiğini öğrendim bu sabah.
Galiba o da böyle olmasını istedi.

Onu özleyeceğimi gözlerimin birkaç saattir buğulu kalmasından anlıyorum.

İçimdeki garip yangından…

Deli dolu çocuktur Özer. Ama müthiş bir insani özü var.

Ayağın taşa, uçurtman tellere takılmasın Özer.

Güle güle kardeşim.

Güle güle!

Benim Çanakkale’deki kimsem güle güle…

Senin için iyi olacaksa git…

Bir gün buralara dönersen ve yaşıyorsam senden kalan sıcaklığı nasıl koruduğumu görürsün.

Annemin, kibritten tasarruf olsun diye koru külde sakladığı nerden aklıma geldi şimdi.

Hayrettin Geçkin

Bir cevap yazın ya da yorumda bulunun