Okumanın Büyüsü

Yazmayı bıraktığımdan değil. Yazarak edindiğim yalnızlığımı seyretmek için belki. Tembellik hakkı deyin ne derseniz deyin bir süre yaz(ma)mak için zorlayacağım kendimi. Kaldı ki her zaman doğru yapmak zorunda değil insan.

Bir kova okuyup bir damla yazan biriyim diyen de ben değil miydim zaten. Bu sözümle uyumlu bir şey salt okurluğun büyüsünde kalmak bir süreliğine. Tadına ulaşmak böyle bir şeyin. Oburca okuduğum yılları yakın etmek…

Okur olmak da en az yazmak kadar büyülü bir şey bence. Okumadan yazanların ortalığı götürdüğü bir dönemde bazen insan olup biteni seyretmeli diye ikna ettim kendimi neyse ki.

Ergün Altun diye biri vardı. Sık sık andığım, eksikliğini bugün bile hissettiğim biri. Bir dil ustasıydı, sıra dışı bir öğretmendi. Ne yazık ki yazılı ürün bırakamadı arkasında.

Ülkemizin neresinde olursa olsun şiirsel yer adlarını bulup tespit edecektik Ergün’le (Aybastı, Kıyıkışlacık, Şenkaya gibi). Daha sonra oralara gidecek ve oraları fotoğraflayacak, o yerler hakkındaki kısa bilgilerle birlikte bir albüm oluşturacaktık. Değişik bir gezginlik denemesi olacaktı bu bizim için. O da kaldı.

Ulu şairlerimizden Ruşen Hakkı da Kemal Özer de onun için; “Hayrettin bu arkadaş yazmalı, mutlaka yazmalı; sana inanıyor, güveniyor, onu ikna etmelisin” demişlerdi. Daha sonra Kemal Özer, evimizi şenlendirdiği bir sıra Ergün’ün de yer aldığı yemek sırasında kendisine de söylemişti bu sözleri. Ergün’ün Kemal Özer’e yanıtı ilginçti:

“Öyle güzel şeyler yazılıyor ki onları bırakıp yazarsam bu güzel yazılara; kitaplara dergilere ihanet edecekmişim duygusuna kapılıyorum Kemal ağabey!”

Arkadaşlıklar, dostluklar onlar olmadan, onların ruh haline bürünerek de sürdürülebilir bazen. Onu yapıyorum şu an. Yirmi gün aradan sonra Mazlum Çetinkaya’nın Kanun Hükmünde Yalnızlıklar adlı deneme kitabını yeniden elime alıp altını çize çize, duyarlıklarımdan süze süze okuyorum. Ergün’ü de hissettiğimi anlıyorum. Okumanın derin hazzını, insanı acıttığını, kendisine doğru yolculuklara çıkardığını, parçaladığını, birleştirdiğini, yaralayıp iyileştirdiğini ve de…

İnsanın en uzun koşusu kendinedir,
Hiç bitmez…

Hayrettin Geçkin

Bir cevap yazın ya da yorumda bulunun