Kısa Hikayeler (3)

Çok eki yıllarda, aslında insanlığın hala eskimediği zamanlarda; çok zengin bir fabrikatörün çok güzel yürekli bir karısı varmış. Kadıncağız başta öksüz ve yetimler olmak üzere, tüm ihtiyacı olan kimselere maddi, manevi yardımlarıyla ün salmış. Bilgeliğiyle hastalara şifalar sağlarken, kendisinden çokça da akıl danışılırmış. Bilmedikleri sorular için bile kapısı çalınırmış.

Büyük bir konakta kocaman bahçesiyle insanları karşılarmış. Tüm çiçek ve fidanları kendi ektiği bahçesinde kutlamalar, şenlikler için de salon olurmuş. Hatta size bir hikayesini aktarayım.

Çok sevdiği bir kız kardeşini yeni doğum yaptıktan sonra, kız kardeşinin kayınvalidesi tarafından boğazı uzunca sıkılmış. Bu boğulma tehlikesinden zor kurtulsa da kadıncağız, ince hastalığa yakalanıp, çok yaşayamamış.

Yeni doğmuş yeğenini kucağına alan anneannem, onu bir yere getirene kadar bırakmamış. Büyütmüş, okutmuş, askerliğini beklemiş, dükkan açmış ve evlendirmiş. Ha evlenirken altınıydı, eşyasıydı, eviydi hepsi anneannemin marifeti ile…

Burada onun kullandığı para dedene ait diyebilirsiniz, evet dedeme aitti. Anneannem öyle iyiydi ki dedem ona hayır demezdi. Zaten duyduğum kadarıyla onun dışarda günlük harcaması bir evden fazla para yapardı.

Ki zamanla da dedem iflas ettikten sonra, ölmeden önceki son birkaç yılında pek maddi yardımda da bulunamadı, fakat maneviyatı kanatsız melekti…

Anneannem gibi, gücünü topluma doğru kullananların sayesinde de toplum güzel etkileniyor. Ne gelir iyilikten demeden, gizlice yardım etmekten geri kalmamak lazım ki gücümüz oldukça…

Anısına saygıyla…

Torun İlkay

 

Bir cevap yazın ya da yorumda bulunun