Uluslararsı İlişkilerimizdeki Tehlikeler

Ukrayna’daki ölümlerden batılılar suçlu!

Kamuoyunda daha çok Rusya – Ukrayna savaşı olarak bilinen bu savaş, aslında Rusya ile ABD+NATO savaşıdır ve işin içinde ABD varsa önce gerçekler ölür (bu savaşta olduğu gibi), yine savaşın içinde ABD varsa ahlak da tatile çıkar!!!

ABD başkanı diyor ki “Rusların yaptığı bir soykırımdır”. Peki aynı kişi yaklaşık 3 ay kadar önce,
Cumhurbaşkanımızın yüzüne Türkiye’yi Ermeni soykırımı ile suçlamadı mı?

Dünyamızın bir gerçeği var: soykırım söz konusu ise kimse ABD ile yarışamaz sadece Irak örneği bile yeter sadece halkını değil sanatını tarihini bile yağmaladılar!!!

Tekrar bu savaşa dönersek; ne zaman Ukrayna devlet başkanı barıştan söz etse, hemen batılı güçler başta ABD olmak üzere harekete geçiyor ve sakın vazgeçme biz sana silah ve para yardımı yapalım diyerek Ukrayna’nın hiçbir zaman kazanamayacağı savaşın devamını sağlıyorlar. Ukrayna halkının ölümlerinde sorumlu olanlar batılılar olacaktır.

Başta ABD olmak üzere, bazı Avrupa ülkeleri ve NATO bu savaşta ölümlerin gerçek suçlularıdır…

Rusya, ABD + NATO ve bazı Avrupa devletleri arasındaki savaşta Türkiye ne yapmalı?

a) Önce şunu ifade etmeliyim: bu savaşta en zor durumda olan ülkeyiz, çünkü yıllardır defalarca Ukrayna’nın toprak bütünlüğüne bağlıyız dedik, Kırım’ın Rusya tarafından işgalini tanımadığımızı her platformda tekrarladık; hatta geçmiş günlerde Rusya sözcüsü Mariya Zaharova şu ifadeleri kullanmıştı. “Kırımı bizden isteyecek bir güç var ise nükleer savaş dahil her türlü savaşı göze almalıdır. Ancak Türkiye bu davranışını iç politika gereği yapıyor” demişti ben bu sözlerden çok incinmiştim.

b) Birkaç gün önce Dışişleri bakanımız Buça kentindeki Rusya’nın saldırıları kabul edilemez demişti, şüphesiz ki bu sözler Rusya tarafından not ediliyor.

c) Geçtiğimiz günlerde Avusturya Başbakanı, Rusya devlet başkanını ziyaret ettiğinde nazik bir şekilde kovuldu.

d ) Ukrayna başkanı Zelenski, Türkiye’nin garantörlüğünü istemişti; Türkiye’nin bu savaşta garantörlüğünü doğru bulmuyorum!!! Zelenski’nin Yunan parlamentosunda yaptığı Türkiye aleyhindeki konuşması çok yanlış.

e) Bugün bazı Avrupa ülkeleri bizim ürettiğimiz Siha ve İhaları beraber üretmeyi önerdiler. Ürettiğimiz bütün silahları ülkemizin güvenliği için kullanmalıyız… Başka ülkelere silah satılmasını
kesinlikle doğru bulmuyorum. Silah satışı ABD, İngiltere ve Fransa’ya yakışabilir; silah ticaretinin büyük önderimiz Mustafa Kemal ATATÜRK’ün “Yurtta barış dünyada barış!” ilkesine ters olduğunu düşünüyorum.

f) ABD dışişleri bakanı tarafından yapılan açıklamada “Türkiye’ye F16’ınn satışı ülke çıkarlarımıza uygun” dedi. Biden yönetiminin, 24 Şubat’ta Rusya’nın Ukrayna’yı işgale başlaması sonrası Türkiye’nin oynadığı role dikkat çekerek, F-16 satışına ilişkin görüşünü kuvvetlendirme amacında olduğu değerlendiriliyor (basından alıntı bu cümle). Türkiye’ye silah desteğinde bulunmak isteyen, eskiden defalarca reddedilen bu konudaki gelişimi, ABD’nin ülkemizdeki yeni çıkarlarının peşinde olduğu ortada. Peki, ABD’nin desteğini kabul edersek neleri kaybedeceğimizi biliyor muyuz? Biz, ne zaman ABD desteğini gördüysek, tarihte olasılıksız sonuç faydasından çok; çok daha büyük zararlar içinde uyandık.

Siyasi liderlerimizi uyarıyorum, oyuna gelip yanlış kararlarınızla ülkemize zarar verecek miras bırakmayınız!

Laiklik ve Kemalizm

10 Nisan 1928 Cumhuriyetimizin Laikleştirildiği gündür.

Sayın Sinan Meydan‘ın 11 nisan günü sözcü gazetesindeki yazısını okumanızı öneririm, okumak isterseniz buradan ulaşabilirsiniz. Ayrıca, Cumhuriyet gazetesi yazarı sayın Çağdaş Bayraktar‘ın 10 nisan yazısını da okumanızı öneriyorum, onu da okumak için linki buraya bırakıyorum. Cumhuriyet ve Aydınlık gazeteleri Laikliğin öneminden söz ettiler; ancak diğer basınlarda Laikliğin öneminden söz edildiğine tanık olmadım!!!

Peki ya siyasi partilerin durumu nasıl?

Ana muhalefet partisi başkanı sayın Kemal Kılıçdaroğlu kısa bir süre önce “Laikliğin tehlikede olduğunu düşünmüyorum” dedi. 50 yılı aşkın içinde siyaset yaptığım partimin bu günlerde, yani Laikliğin en fazla saldırıya uğradığı koşullarda bunu diyebilmesi çok vahim. Diğer siyasi partilerin ise Laiklik ne yazık ki gündemlerinde hiç yok.

Ben her ne kadar siyasi bir kuruluşu olmasa bile, şu anda Laikliği savunacak bir düşünce olarak KEMALİZME güveniyorum…

Laiklik gittiği anda hiçbir kesim için özgürlük kalmaz, adalet de kalmaz, insanlığa hasret kalırız ve milletimiz için tehdit oluşturur.

Bu konuda son olarak, laiklik kavramını sadece 10 Nisan gününde değil her koşulda yılmadan savunacağım.

Not: Laiklik üzerine yazdığım bu bölümü 11 Nisan’da kaleme aldım.

Orhan Ayber

Bir cevap yazın ya da yorumda bulunun