Üç Fidan

Yıl 1972…

Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan’ın idam edilmesi…

5 Mayıs, saat 03:40’ta hakka yürüdüler.

Işıklar içinde uyusunlar.

Başları dik, kendilerinden emin dar ağacına gittiler.

Kararı veren General Hakim Ali Elverdi, yıllar sonra lokantada yemek yerken boğazı tıkanarak can verdi.

Çırpına çırpına can verdi…

İdam kararı verdikleri gençler ise, gururla başları dik idam oldu.

Kendisi, korku içinde öldü.

İdam öncesi günlerde, Emirgan’da oturuyorduk. Halk tepki vermesin diye solcu bilinen mahallelerdeki halka asker tarafından baskı yapıldı. Sokaktaki insanların ve evlerin didik didik aranmaya başlaması ile rahatsız olduk. Sıra bizim eve geldi. Evin önünde dışarıdaydım. 1 Manga asker ile bir astsubay birlikte geliyorlardı. Ayazağa askeri birliği yakındı mahallemize ve hepsini sahaya çıkarmışlardı. Astsubaya “Ne oldu komutanım” dedim. O da “Askeri hapishaneden komünistler kaçtı. Arama yapıyoruz. Kimseyi gördün mü” diye aklınca alay etti.

Mahallemizin alt tarafı Baltaliman deresi idi. Dik bayırdan iniliyordu. Ben “4-5 kişi şuradan aşağı koşarak indiler” deyince şaşırdı. Askerlere “Aşağı dereye koşun. Aramaya başlayın” dedi. Evlere girip aramayı bıraktılar. Komşular sonra gelip “Ne oldu yahu, aşağıya gittiler” deyince anlattım. Tüm komşular gülerek tebrik ettiler. Girdikleri evlerden buzdolaplarını bile açıp bir şeyler yemiş askerler.

Bizim sokak aranamadı…

Sizlere ilettiğim anımdan, korku ve endişelerin önlem arayışını umarım okurken anlamışsınızdır.

Üç Fidan ve 68 kuşağındaki katledilen gençlerimize hala nasıl acımız dinç kalıyorsa, hala durmak bilmeyen genç katliamları yüreğimizdeki yarayı büyüttükçe, içimizdeki yaraların iyileşmesini de mümkün hissetmek ne mümkün!

Hayatlarında yaşamalarına izin vermedikleri gençlerimizin adları halen hafızamızda, yaşamlarına son verilmelerini hak etmediklerinden!

Hayatlarına son verenlerin de hafızalarında isimleri, listeleri; katlettikleri gençlerimizin.

Bizim için kan olan gençlerimiz, onlar için endişe; bizim için can olan gençlerimiz, onlar için temizlenmesi gereken toz. Başarı kayıtları…

Bu kin ve nefretleri son bulmuyor ya, artacak da…

Çünkü, Atatürk’ümüzün bütün ümidi gençlikteydi. Cumhuriyeti gençliğe emanet etti. Gençliğe hitabe yazdı. Vatan ise, yarınlarımızın…

Gençlerimizi korumayı görev etmeliyiz! Ne kadar gücümüz yeterse!

Üç Fidan ve tüm katledilen gençlerimizi unutmamak dileğimle, o güzel ruhları şefkatle anıyor, ruhlarının şad olması dileğimle birlikte, huzurda ve ışıklar içinde uyumalarını diliyorum.

Hayati Sarnık

Bir cevap yazın ya da yorumda bulunun