Sürüldüklerimiz – Verev Düş(üş)ler (3)

yüz yıllardır ve bin yıllardır, egemenliğin çirkin görüntüsüdür bu. her yerde biz. her şeyde biz. uzaklamalardan – uzaksamalardan süzüldük törelere – geleneklere ve dönüştük kulluktan yurttaşlığa. erk hala bizde, kadınların her şeyi yangın yeri. yol bir arpa boyu. biz yıldızlardayız. sürüyoruz, sürülüyoruz. her şeyden öte bir şey var. sürüldüklerimiz. biliyorum gelecekte gelecek. ayrışanlarımız ayrı ve eşitlik düzleminde denk olacağız… ki değişmektedir ve birleşmektedir toplumsal gerçeklik akarında ‘bireysel ortak düşler’. sevgili ve dost; elbette ‘toplumsal ortak düşler’de gelecek peşi sıra…

içimi açtım yalan söylemedim
ve sana dair düşlerim olmadı
olmayacakta derken;
sürece yansır bir es veriyorum ey sevi

şimdi zaman eylem yangını. elimde usum – yüreğim ve sözlerim. hazırlığındayım eylemin. bir şeyler deliyor içimi – çıkmak için dışıma. bir yangındır geziniyor damarlarımda. her yol bir başka yere gidiyor ve gitmelerin sonunda toplandıkları yer aynı. sürüldüklerimiz… bakıyorum geriye eksiği yok benden yana. fazlası da. her şey sürüldüklerimiz konumunda. yıldızları paylaşmıştık. ‘ters yönde değere binmelidir’ demiş ve en silik olanı seçmiştik. bulutları da paylaşmıştık. bulutların eksilttiği dolunayı da… yüreklerimiz ortadaydı. biz yoktuk. biz – biz olmamıştık daha. ben sendim – sense ben. ardımızda bıraktığımız bütün eksilmeler selintisiydi sürüldüklerimizin.
biz olmak bir soluk yerdeydi. bir dönme – bir hareket… o da olacak elbet. iğne batacak parmağıma acı sesi senden gelecek, ey sevgili ve dost…

biliyorsun
dost sıcaklığında geldim sana
ve sözlerim süzülmüştür us’tan yürekten
ve gözlerimi sürmekteyim gecenin aydınlığına
art isteksiz sevgideyim

‘yok diyor sorunlar yok. hiçbir çıkar yolun yok. koyup önümüze karanlığı’, ki karanlık, sürüldüklerimizin ardılında avuçlarımızla yüreğimize doldurduğumuz ‘şey’lerdir. Art istek ve istemler eylemlilik halindeyken, bir solukta yıkarız içimizin dağlarını ve iki sözcük çelikleştirir ufkumuzu daraltan şeyleri. ah özür… mutluluğun – dostluğun – barışın göbek adı özür. ki bir özre – ‘iç açan söze’ bağlıdır sevginin eli hançersizi. ey tanrı. ey doğa. bir delinin de sevileceğini gösterdin – deli edenin de… ki içimizin en eprik istemleri gizlenir, bilinmez bir dağ sırtına düşen bildik bir uçurumun dibinde salınan çiğdem çiçeğinin yapraklarından kayan çiğ damlasında ve sürüldüklerimiz oradan süzülür usumuza – yüreğimize – yanağımıza… gayrısı aşk..!

Bahattin Avcu

Sürüldüklerimiz – Verev Düş(üş)ler (1)

Sürüldüklerimiz – Verev Düş(üş)ler (2)

Bir cevap yazın ya da yorumda bulunun