Sesler, Kokular, Renkler

Kalmera’dan Savaştepe’ye Cumhuriyet’in Çocukları adlı romanından sonra okuduğum, anılardan oluşan kitabı Esen Yel’in.

Müthiş bir birikim, emek verilmiş bir yaşam. Bilinçle, bilgiyle, vicdanla bezeli…Tanıklıklar, yaşanmışlıklar…

Kimler değmemiş ki Esen Yel’in anlamlı yaşamına, kim yok ki o birikimin içinde! Aziz Nesin’den, Yaşar Kemal’e; Enver Gökçe’den Arif Damar’a, Mahmut Makal’a, Behzat Ay’a kadar bilmem ki kimleri saysam size!

Eğitim süreçlerinde yer almanın, eğitime katkının ama bunları yapabilmek için kendini zorlu koşullarda yetiştirmenin onuru aynı zamanda anılardan oluşan kitabı yazarın.

Dolu dolu yaşamak…Yaşanırsa böyle yaşanmalı dedirtircesine.

Eğitim, edebiyat ve sanat alanlarında ürünler veren Esen Yel’e imrendim doğrusu bir kez daha…Öğrencilerine, arkadaşlarına, hayatına dokunduğu kim varsa…

Modern cumhuriyet portresi; bir aydın, bir yazar portresi Esen Yel…

Kitabın girişteki tanıtım yazısı şöyle: “Yazar, 1960’lı yıllardan 2000’lere uzanan canlı tarih şeridinin içinden geçerek geliyor. İçinde güzel kır çiçeği kokulu sevgilerden, ‘evrim hatalı sapienslerin’ iğrençliklerine kadar her şey var. Bu zaman diliminin iz bırakmış acılarına da dokunan tarihle mayalanmış, herkese açık bir anı özelliği taşıyor.”

Kitabı bitirip kenara koyduktan sonra, uzun yıllar önce okuduğum Mina Urgan’ın Bir Dinazorun Anıları kitabı geldi aklıma… Derken bir söyleşi sırasında kendisine; “82 yaşındasınız! Şu anda 20 yaşlarında bir genç olmak ister misiniz?” şeklindeki soruya. “Asla istemem, ben kendime çok emek verdim. Bu emeği hiçbir şeyle değiştiremem.” şeklinde oluyor Mina Urgan’ın yanıtı.

Büyük insanlar yetişmezlermiş, zamanla oluşurlarmış ancak…



Hayrettin Geçkin

Mum Hala

Self-determinant

Yazarlar

Bir cevap yazın ya da yorumda bulunun