Serenad

“Sizlere
bütün verebileceğim bu” dedi.
Ellerini çıkarırken cebinden…
İtinasız kesilmiş tırnakları iplik kaçırıyordu kazağından..
“Sizlere
bütün verebileceğim bu” dedi tekrar.
Çatlamış kuru elleriyle
boş bardağını uzatırken.
“Az biraz daha” …
“Az biraz” diye yineledi.
Çatlak sesiyle…
Bir yudum daha alıp temizleseydim gırtlağımı diye düşünmüştü.
Peşinden kovalarcasına geliyordu hatıraları gözünün önüne…
“Az biraz daha” diye iç geçirirken…
Şarap mı tatlı gelmişti
Yoksa!…
Aslında hep bocaladığı geceleri sırt ağrılarıyla birlikte uyumaya çalıştığı bitkin sefil doyamadığı yaşam mı?
Bir nefes cigara sarmaya kalktı,
Oysa ki titrek ellerine heyecan basmıştı…
Beceremedi…
Zaten hiç beceremedi mutlu olmayı…
Bence şarabı düşlüyordu.
Kol manşetlerine silerken ağzını…
Doğru düzgün doldur doldur da diyemiyordu…
Şarabı mutluluktu.
O şarabı seviyordu.
O en güzel seranatını şaraba yapıyordu.
Şarap gibi gülüyordu,
Söyleyemediği bütün kelimeler!…
Sanırım;
Ünsüz sessiz harflerdi…
Ben mi?
Ne mi yapıyorum,
Boş şarap şişelerine;
Hayyam’ dan dizeler dolduruyor, denize salıyorum.

Mustafa Polat

Bir cevap yazın ya da yorumda bulunun