Putin, Özelleştirme Soygunu ve Oligarklar

Değerli Dostlar,

Bugün sizlere, bundan 22 yıl önce Antalya yerel gazetesi Yeni İleri’de ardı arda yayınlanmış iki makalemi sunuyorum.

Bugün, tüm sıcaklığıyla güncelliğini koruyan bu iki makalem, Eylül 2002’de Toplumsal Dönüşüm Yayınları tarafından yayımlanan GÖNÜLLÜ DEVŞİRMELER adlı kitabımda yer almıştı…

Sevgi ve Saygılarımla,

Yılmaz Dikbaş
27 Mart 2022, Pazar
0532 233 31 52

PUTİN VE RUSYANIN ÖZELLEŞTİRME SOYGUNCULARI OLİGARKLAR

Rusya Devlet Başkanı Putin, devlet başkanlığı seçimlerinden önce halka şöyle söz vermişti:

“Eğer seçilirsem, güçlü bir devletin yeniden kurulması için çalışacağım. Rüşvet ve yozlaşmanın önünü keseceğim. Mafya ile savaşarak, ülkede yasaların üstünlüğünü sağlayacağım. Vergilerin eksiksiz toplanması ve fakir halkımızın ekonomik durumunun iyileştirilmesi için çaba göstereceğim.”

Mart 2000’de Rusya Devlet başkanı seçilen Putin, verdiği sözlerde durmaya başladı ve ilk mücadelesini Rusya ekonomisini elinde tutan “Oligarklara” karşı başlattı. “Oligark” yabancı bir sözcük ve anlamı şu: Eğer bir ülkede devletin yönetimi küçük bir sınıfın elindeyse, o ülkedeki rejime “oligarşi” deniliyor. Oligarşinin olduğu bir ülkede de yönetimi elinde tutan küçük sınıfın bireylerine “Oligark” deniliyor.

Yalnız Putin değil, yerli yabancı herkes son on yıldır Rusya’da çok zengin iş adamlarından oluşan bir Oligarşinin olduğu biliniyor. Ve işte bu zengin iş adamlarından her birine “Oligark” deniliyor.

Rusya Devlet Başkanı Putin, ülkenin bu Oligarkların eline nasıl geçtiğini bir televizyon konuşmasında Rus halkına şöyle açıklıyordu:

“Dilimizde güzel bir deyim vardır: Bulanık suda balık avlamak! İşte, bizim ülkemizde de bu olmuştur! Kendilerine Oligark denilen bir avuç iş adamı, Sovyetlerin çöküşü ve hemen sonrası başlayan özelleştirme furyasından yararlanarak devletin büyük servetlerini ellerine geçirmişlerdir. Yani bulanık suda balık avlamışlar, hem de çok miktarda balık tutmuşlardır! Şimdi bu kişiler istiyorlar ki bu soygun sonsuza dek sürüp gitsin! Bunu Rus halkının kabul edeceğini hiç sanmıyorum! Bu beyleri zor günler beklemektedir!”

Özelleştirmenin bir soygun planı olduğunu yaşayarak gören Putin, özelleştirme soyguncularından hesap sormaya kararlıydı. Kendisinden ilk hesap sorulan soyguncu Gusinski oldu. Gusinski, bir medya patronuydu. Dev bir medya kuruluşu olan Medya-Most’un ve buna bağlı televizyon kanalı NTV’nin sahibi olan Gusinski, bir yerel TV kanalının özelleştirilmesi sırasında sahtekarlık yapmış olmakla suçlanıyordu. Banka sahibi olan Gusinski gözaltına alınıp ülke içinde ve dışında mal varlığına ihtiyati tedbir konuldu, kendisinin de ülke dışına çıkması yasaklandı. Bir medya patronunun tutuklanması ülke içinde ve dışında tepkilere neden olmuştu. Moskovalı bazı gazeteciler, “Putin, tıpkı eski Sovyet rejiminde olduğu gibi basını kontrol altına almak istiyor!” diyerek karşı çıktı. Putin bu eleştirilere televizyonun “Ulusa Sesleniş” programında şöyle cevap veriyordu:

“Büyük para babaları ve bazı politikacılar, basın özgürlüğü deyimini sakız gibi çiğneyip duruyorlar! Oysa medya patronları ellerindeki yayın organlarını ya aralarındaki hesaplaşmada kullanıyorlar ya da hükümete karşı başlattıkları kavgada! Bütün bunların basın özgürlüğü ile ne ilgisi var? Onların istediği, işte böyle sahte bir özgürlüktür. Uygar bir basının özgürlüğünü yasalar ve ekonomik koşullar belirleyecektir.”

Putin’in özelleştirme soyguncularına karşı açtığı savaş en çok Rusya’nın en ünlü Oligarkı, yani en büyük soyguncusu Berezovski‘yi endişelendirdi. Bugün 54 yaşında olan Berezovski, on yıl önce, yani 1990’da Sovyetler Birliği’nin Devlet Planlama Teşkilatı’nda çalışan fakir bir memurdu. On yıl içerisinde yalnız Rusya’nın en zengin adamı değil, dünyanın en zengin iş adamlarından biri konumuna geldi. Bugün dolar milyarderi olan Berezovski’nin Rusya’daki şirketler imparatorluğunda şu kuruluşlar yer almaktadır: Petrol yatakları, alüminyum maden ocakları, uçak şirketleri, medya şirketleri, tüm Rusya’ya yayın yapan tek TV kanalı ORT’nin yüzde 49’u, günlük Nezavisimaya gazetesi, iş dünyasının en güçlü ve en saygın gazetesi Kommersat. Bunların yanında Brezovski’nin İsviçre’de de Andava ve Forus adlı iki şirketi bulunmaktadır. Peki Berezovski bu korkunç serveti böylesine kısa bir sürede nasıl elde etti? 1991’de Sovyetler Birliği’nin yıkılması ve özelleştirmenin gündeme gelmesiyle başlayan kargaşa sürecinde devletin varlıklarını bedavaya yakın çok ucuz fiyatlarla ele geçirerek! Devrin devlet başkanı Boris Yeltsin’in de yanına yaklaşmayı beceren Berezovski, Yeltsin’in kızının hesabına Avrupa bankalarında büyük paralar yatırarak çoğu devlet malının bedavadan sahibi oldu.

Berezovski’den sonra gelen en büyük Oligark, yani soyguncu ise Potanin‘dir. Bu kişi dünyanın en büyük nikel, kobalt ve diğer kıymetli madenlerin üreticisi olan Norilisk Nickel şirketinin sahibidir. Rus yargı organları şu günlerde Potanin’in peşindedir. Kıymetli bir maden şirketinin özelleştirilmesinde, şirketi gerçek değerinin 140 milyon dolar altında bir parayla ele geçirmiş olmakla suçlanıyor. Rus vergi polisi de vergi kaçakçılığından dolayı Potanin’in kuyruğunda…

Kendilerine Oligark denilen Rus iş adamlarının, özelleştirmeyi kullanarak Rusya’yı nasıl soyduklarının hikâyesini ve Devlet Başkanı Putin’in bunlara karşı açmış olduğu savaşı bir dahaki yazımızda sürdüreceğiz.

Yılmaz Dikbaş
Yeni İleri, Antalya. 01.08.2000


PUTİN, ÖZELLEŞTİRME SOYGUNCULARINA KARŞI

Rusya’nın 47 yaşındaki Devlet Başkanı Putin, sıradan bir insan değil. Üniversitede hukuk fakültesini bitirdikten sonra 22 yaşındayken Sovyetler Birliği’nin ünlü istihbarat örgütü KGB’ye girer. Bu örgüt tarafından görevlendirildiği Doğu Almanya’nın Dresden kentinde 5 yıl kalır. Almanca’yı ana dili gibi öğrenen Putin, Berlin Duvarı’nın yıkılmasıyla 1990’da Rusya’ya döner.

Moskova’dan sonra Rusya’nın en büyük kenti olan St. Peterburg’da belediye başkanına danışmanlık yapar ve politikaya atılır. KGB‘deki dosyasında Putin’in en önemli karakteri şöyle tarif edilir:

“Tehlikeye karşı duyarlılığı az!” En büyük tehlikelerle karşılaştığında bile paniklemeyen, endişelenmeyen ve soğukkanlılığını kaybetmeyen bir yapıya sahip olduğu vurgulanır.

Karısı, Putin’i şöyle tanımlar: “Bazı insanlar sırf para kazanmak için çok çalışır. Oysa Putin, yalnız ideallerini gerçekleştirmek için çalışır.” Rusya Devlet Başkanı Putin‘in iç dünyasını anlamak için kendi hakkındaki şu sözlere kulak açmak gerekir:

“Ben, vatanseverlik ilkesi üzerine kurulmuş Sovyet eğitim sisteminin çok başarılı ve temiz bir ürünüyüm.”

Putin’in Rus halkına bakış açısı, onun devlet başkanlığında nasıl bir yol izleyeceğinin anahtarı niteliğindedir: “Rus halkının zihniyetinde, geleneğinde ve gen haritasında çok güçlü ve süper merkeziyetçi devlet kavramı yatar.” İşte bu inançladır ki, Putin devlet başkanlığı seçimlerinden önce halkına şöyle söz vermişti: “Eğer seçilirsem, güçlü bir devletin kurulması için çalışacağım.”

Seçildiği takdirde rüşvet ve yozlaşmanın kökünü kazıyacağına ve mafya ile savaşarak ülkede yasaların egemenliğini sağlayacağına da söz veren Putin, Mart 2OOO’de devlet başkanı seçildikten sonra ilk savaşını, kendilerine “Oligark” adı verilen özelleştirme zenginlerine karşı açtı.

On yıl gibi kısa bir sürede dolar milyarderi olan Rus iş adamlarını Putin şöyle tarif ediyordu:

“Bunlar bulanık suda balık avlamışlardır! Sovyetlerin çökmesi sırasındaki kargaşadan yararlanarak, özelleştirmeyi fırsat bilerek ve üst düzey devlet yöneticilerine yanaşarak devletin büyük bir servetini, yeraltı ve yerüstü kaynaklarını ele geçirmişlerdir!”

Özelleştirmenin bir soygun bir planı olduğunu yaşayarak öğrenen Putin, soygunculardan hesap sormaya kararlıydı. Rusya’da Mart-Temmuz 2000 süreci, özelleştirme soyguncularına karşı başlatılan eylemli saldırılarla geçti. Büyük bir medya patronu olan Gusinski tutuklandı. Rusya’nın en ünlü özelleştirme soyguncusu, dolar milyarderi Berezovski, önce Amerika’ya kaçtı, sonra hesap vermeye hazır olduğunu bildirip geri döndü ve yasal dokunulmazlık kazanmak için girdiği Meclis’ten istifa etti.

Rusya’yı özelleştirme yöntemiyle soyan Berezovski. Potanin, Gusinski, Çubais, Alekperov, Çernomordin ve diğerleri bu soygunları tek başlarına gerçekleştirmediler. Rusya’nın özelleştirme soyguncuları en deneyimli ortaklarını Amerika’da buldular! Amerikalı ortaklarıyla birlikte bu korkunç soygunu gerçekleştirdiler. İşte bu nedenledir ki Putin’in savaş açtığı özelleştirme soyguncularına en büyük destek Amerika’dan geliyor. Hemen her gün, ünlü Amerikan gazetelerinden Putin’e ağır eleştiriler yağıyor. Putin’in başlattığı savaşta kararlılıkla yürüdüğünü gören Oligarklar ve onların Amerikalı destekçileri, bir hafta önce taktik değiştirdiler. Hep birlikte günah çıkarmaya ve barış istemeye başladılar. Önce ünlü Amerikan gazetesi International Herald Tribüne Rus Oligarklar adına günah çıkardı ve şöyle uyardı:

“Şu noktayı açıkça ortaya koyalım: Bay Berezovski ve arkadaşları birer demokrasi kahramanı değildirler. Yeltsin döneminde devletin mallarının özelleştirilmesi sırasındaki kargaşada, çok yaygın ahbap-çavuş ilişkileri yaşanmış ve çok sayıda karanlık alışverişler gerçekleşmiştir, ama eğer Putin’in gerçek amacı bu yolsuzluklara ve yozlaşmaya son vermek ise bir çözüm yolunu acele ortaya koymalıdır. Eğer giriştiği bu savaş ekonomik değil de siyasi nedenlere bağlıysa, Rus ekonomisi ve demokrasisi bu savaştan tedavisi mümkün olmayacak yaralar alabilir!”

Bu öneri ve uyarının hemen ardından Amerikan gizli istihbarat örgütü CIA, açıkça şu formülü önerdi:

“Putin ile Oligarkların savaşı tıpkı İran-lrak savaşına döndü! İki tarafın da kazanma şansı yoktur ! En doğrusu, iki tarafın bir pazarlık masasına oturması ve sonunda barış ilan etmesidir. Pazarlık şöyle olmalıdır: Oligarklar, son on yılda ele geçirdikleri servetin bir kısmını Rus halkına geri versinler. Sahte özelleştirme yoluyla ele geçirdikleri şirketleri devlete iade etsinler ve ülkede gerçek yatırımlara başlayacaklarına söz versinler. Buna karşılık. Putin de Oligarkların artık yakasını bıraksın!”

Putin’in çetin ceviz olduğunu gören Oligarklar, yani özelleştirme soyguncuları, bir taraftan Amerikalı ortaklarını devreye sokup artık barış yapma zamanının geldiğini duyururken, bir yandan da kendileri açıkça suçlarını itiraf edip günah çıkarıyorlardı! Yalnız Rusya’nın değil, dünyanın en büyük ve en zengin maden ocakları üzerine oturan Norilisk Nickel şirketinin sahibi Potanin şöyle yaklaşıyordu: “Halka şunu söyleyemeyiz: Bize kötü adamlar gözüyle bakıyorsunuz. Ama biz de artık normal insanlar gibi olup toplum tarafından kabul edilmek istiyoruz. Söz veriyoruz, bundan sonra vergilerimizi düzgün ödeyeceğiz. Görün bakın, halkın yararına bazı girişimleri ve kültürel atılımları maddi olarak nasıl destekleyeceğiz!” Yani bu büyük soyguncu, özelleştirme fırsatı ile ele geçirdiğimiz servetler bizde kalsın, siz artık bizleri bağrınıza basın, biz de bundan sonra cici çocuklar olacağız, demeye getiriyordu.

Peki Putin ile Oligark denilen özelleştirme soyguncuları arasındaki bu savaş sürerken Rus halkı ne diyor? Rus halkı, Putin’in Oligarklara karşı açtığı savaştan çok memnun. Putin’i bu savaşında Çeçenlere karşı açtığı savaştan daha çok destekliyorlar. Temmuz 2000’de yapılan bir kamuoyu yoklamasına göre, Rus halkının yüzde 42’si Sovyet tipi demokrasi istiyor. Yine yakında yapılan bir kamuoyu yoklamasında, Rus halkının yüzde 72 ‘si güçlü devletten yana olduğunu bildirmişti. Ekonomik ve sosyal istikran ancak güçlü devletin sağlayacağına inanan Ruslar, “güçlü devlet-güçlü lider” sloganıyla devlet başkanı olan Putin’in özelleştirme soyguncuları Oligarkları yeneceğinden emin.

Rus halkı geleceğe dönük ümitle bakıyor.
Ne yazık ki, aynı şeyleri Türk halkı için söylemek bugün mümkün değil…

Yılmaz Dikbaş
Yeni İleri, Antalya, 04.08.2000

Bir cevap yazın ya da yorumda bulunun