Politik Bumerang

Bumerang; akasya, okaliptüs gibi sert ağaçların geniş çatallı dallarından yontulup kılıç keskinliği verilmiş kıvrık bir sopa biçiminde, atıldığı yere geri dönebilen, eski Mısırlıların, Hindistan’da kimi yerlerdeki halkın ve genellikle Avustralya yerlilerinin kullandığı bir av aracı, bir tür silah.

Psikolojide, İşletmede ve Siyasette Bumerang Etkisi; Belli bir etkinin sonucunda ortaya çıkan tepkinin olumsuz olarak geri dönmesi, toplumsal-siyasal olaylarda genellikle “bumerang etkisi” olarak değerlendirilir. Bu anlamıyla bumerang etkisi, hedefine ulaşmayan bir girişim ya da mesajın geri dönerek, girişimi yapanı ya da mesajı vereni vurması demektir.

Çocuklukta saf arkadaşlarımızı “Taş Yağmuru” oyunu ile kandırırdık. Birkaç gülmece düşkünü arkadaş birer avuç (bilye, misket, gülle büyüklüğünde) taş alır saf arkadaşın üç yanını sarar, sonra havaya atar, aşağı düşme anını gözler ve Taş Yağıyor diyerek hızla kenara kaçardık. Ortada şaşkın kalan arkadaşımızın başına taşlar düşerken, biz kahkahalarla gülerdik; oğlum sen niye kaçmıyon, diyerek.

Çocukluğunu ve gençliğini pasif – tırsık geçirenler askerde onbaşı – çavuş olunca içindeki bütün ezilmişliklerin kötülüğünü kusar. Bir de tüccar, kindar ve dindar olduğunu düşünün. Zaman geçtikçe sözü yalana belenir; bize namaz kıldırmazlardı, derler. Halbuki askerde namaz ve oruç serbesttir. İnanmayan Hulusi Akar’a sorsun! Elbette sonra da Kılıçdaroğlu’na sorsun.

Neden – sonuç arasında çırpınan saray şürekası, bakanları ve atadıkları ile ekonomik yılan çukurunda milleti sonuçsuz zamanlara mahkum ettiler. Dün orta direk olanlar bugün yoksul oldular. Yoksunların halini dijital dünyanın her yanında izliyoruz.

Saray medyasının her yanı Haşhaşi bir cennet. Memleket uçuyor! Sanki halk varlık içinde boğuluyor. Dünyaya kafa tutuyor, her devleti tımar ediyoruz. Bu kafayla yaşayan Cahit Özkan ‘BAE Reis’in karşısında diz çöktü’, dedi. Apar topar görevinden atıldı. Sanırım metaverse kafadan şimdi çıkmıştır.

İçişleri Bakanı Soylu ’15 Temmuzda yarım kalan işimizi tamamlayacağız’, dedi. Söz kıvrılıp yüreğine hançer olup girdi. Şimdi ‘yarım iş’ meselinde suspus. Acep FETÖ ile birlik miydi? Yoksa Kılıçdaroğlu’nun söylediği gibi ‘kurgu, darbe’ miydi, anlayamadık. Şöyle A Habere çıkıp geniş geniş anlatsa bizde bilgilenirdik yahu!

Siyaset kargası Ümit Özdağ ‘Suriyelileri geri göndereceğiz’ dedi. millet güldü, Erdoğan ‘göndermeyeceğiz’, dedi. Sonra ‘yaptığımız briket evler bitince 1 milyon Suriyeliyi geri göndereceğiz’ dedi. Velhasıl göndereceğiz – göndermeyeceğiz çizgisinin bir o tarafına geçiyor bir bu tarafına. Tavrını bir türlü anlayamadık. Bu arada briket evler biraz bizden çoğu dış güçler tarafından yaptırılıyormuş!

Yaklaşık bir – iki aydır Ankara’dan pis bir iddia yayılıyordu ülkeye. ‘seçimi kaybetseler de hükümeti teslim etmeyecekler’ diye. Arada Sadat Organize Suç Örgütü de dillendiriliyordu. Kılıçdaroğlu, Sadat’ın kapısına dayandı. Ortalıkta kimse kalmadı, herkes saklandı.

Genel Müdür hemen Halk Tv’ye çıktı. Sorular havada uçuştu, yanıtlar uykuda kaldı. Oğul Tanrıverdi boş sözlerde dolandı durdu. Baba Tanrıverdi’nin yaşamı ve MGK resimleri ortaya düştü. Erdoğan tanımam – bilmem anlamında sözler etti. Millet acı acı güldü. Kimlikten Reis Sedat Peker, Sadat’ın ne iş yaptığını videosunda anlatmıştı. Kendileri anlatmasalar ne yazar!

İngiltere Merkez Bankası (BOE) batı dünyasında güvence bankadır. Gelişmekte olan devletlerin Merkez Bankaları ve dünya çapında ticari firmaların bir kısmının altın stoku burada bulunur. Nedeni batı dünyasından rahat kredi alabilmektir.

Geçenlerde Bloomberg Tv, İngiltere Merkez Bankasında bulunan stok altından 400 ton altının satışını duyurdu. Hem de ons başına 1 dolar aşağı fiyata! Genel satışlarda genelde 3 – 5 sent aşağı satılan bu tip satışlarda ve bu kadar yüklü satışında ancak herhangi bir Merkez Bankasının satışı olabileceği belirtildi.

CHP Hükümete soru önergesi verdi. Hükümet sessiz kaldı. Boş konularda konuşmak için ortaya atılanlar şimdi suspus. CHP merkez bankasını takibe aldı. Bakalım sonuç ne olacak!

İmamoğlu, Nagehan Alçı ve Ertuğrul Özkök zırvalığının altında ezilirken, Yargıtay Canan Kaftancıoğlu’nun saçma davasının cezasını onadı. Kılıçdaroğlu Bursa Mitingini İstanbul’a aldı. 5 – 6 yüz bin kişilik katılım oldu.

Eskişehir Belediyesinin Rock Festivalini yasaklayan hükümet, Milli Eğitim ve Gençlik bakanlığı üzerinden Gençlik Festivalleri başlattı. İlkini Adana Şehir Stadyumunun açılışı adında yaptı. Erdoğan gençlere hitap etti.

28 ayrı bölgeden katılımcının olduğunu Erdoğan konuşmasında belirtti. CHP’nin İstanbul Mitingi sanırım 15 – 20 kat fazlaydı. Yani 15 – 20 stadyumu yan yana dizili düşünün.

Sevgili Okur; söz başına tekrar dönersek, ülkemizde muhafazakar ve milliyetçi siyasa Atatürk, Cumhuriyet ve CHP düşmanlığından iliklerine kadar beslenmiştir. Ülkücülük ve Turancılık ayrı! Ömür yaşamın buralarında yoğrularak hükümete gelince, geçmişte bulunduğun bütün iftiralar başına gelir!

Örneğin; dikili bir taşları yok diyorsun, sata sata bitiremediğiniz her şey Cumhuriyet kıymetleri oluyor.
Kuyruklar vardı diyorsun, yönetiminde Patates Sovan kuyruğu bile var. Az! Marketler şekeri yağı tek tek satıyor. Birkaç ay sonra karne de kullanılır gibi.

Bir alyans ile geldiğini söyledi, ailecek servetin haddi hesabı belli değil. Ortada servet beyanı da yok!
Ülke döviz için rehin bırakılacak hale geldi. Vatandaş hükümete güvenmediği için atıl para, döviz ve altınını ne bankalara yatırıyor, ne de merkez bankasına.

Atatürk, Muasır Medeniyetler Seviyesi dediğinde Üretim ve Barış anlayışını başat yapmıştı. Yakılmış – yıkılmış bir imparatorluğun kalıntılarından Türkiye Cumhuriyetini yaratmışlardı.

Unutma güzel kardeşim, unutturma! Sandık zamanı aklıselim olarak güne uyanmalıyız.

Bir cevap yazın ya da yorumda bulunun