Parola Budur

Adaletsiz muktedir konuşunca; bilmeyen inanır, az bilenin inanası gelir, bilen ise inanmaz!..

İnanmaz çünkü Türk büyüğü Ziya Paşa’sının sözü gelir aklına ve bilir ki; “Ainesi iştir kişinin, lafına bakılmaz”.

Kimisi sadece kızar geçer. Ama kimileri var ki ya içlerini derinden bir öfke kaplar ya da şiddetli bir tiksinti ve nefret duyar, çünkü mevzubahis olan vatanıdır. İhanet içindekilerin yalanlarına, talanlarına, tahammülü kalmamıştır…

İçlerinden bazıları da tek tek not alır; yazar-çizer, ülkenin düşeceği garabetleri anlatmak için halkına didinir, durur. Tedbirler alınsın, önlemler devreye girsin, ister.

Feryat figan edip, sonra da sesinin kısılmış birine rastlarsanız; biliniz ki sesini duyuramadığı halde devam etmiştir gerçekleri haykırmaya.

Bazen de sesini duyduklarımızdan birinin sesi aniden susmuşsa; biliniz ki dili lal edilmiş, sessizliğe mahkum olmuştur.

Şahsi çıkarlar uğruna susmak, birilerinin işlerine gelse de haksızlıklar karşısında dik duran, ak süt emmiş vatan evlatlarının işine gelmez: Adaletsiz muktedire şöyle haykırır:

“Dur yolcu!

Bilmeden gelip bastığın bu toprak, bir devrin battığı yerdir.

Eğil de kulak ver, bu sessiz yığın, bir vatan kalbinin attığı yerdir. “

Bu evlat, tek başına kalsa da cihanda, gücü yetmiyor olsa da zalime, bilir ki çelik gibi iradesiyle “Dur” demesine hiçbir güç engel olamayacak!…

Kanla ve irfanla kurulan Cumhuriyetimizde, atalarımızın 15 yılda yokluktan var ettikleri kazanımlarını, yönetimi ve iktidarı kanunsuzca ele geçirmiş bir adaletsiz muktedir eliyle, ülkeyi yıkma çalışması 20 yılda bitirememiş ve hala sürüyorsa; yarattığı enkazı onarmak çok daha fazla zaman alacaktır, belki 50, belki yüz yıl. Tabi başımızın üstüne taşıyacaklarımızın fikri ve faaliyetleri milli olursa. İşte burada biz Türk çocuklarına büyük iş düşüyor, çünkü yapılacak çok işler olacak, çok!..

Hiç kolay olmayacak!..

Adaletsiz muktedir sonrası, Cumhuriyeti onarmak için belki de yeterli donanımlara sahip olamayacağız, işler çok olsa da yeterli işçimiz, iş bilen ustalarımız, nitelikli mühendis ve mimarlarımız belki olmayacak; yeryüzünün en güçlü bekçileri olmuş, polisimizi ve askerimizi ve ordumuzu kısa zamanda belki kuramayacağız ama:

“Anadolu’nun ortasında var bir havuz,

Bu yurdun evlatları hepsi de yavuz,

Biz çalar, biz oynarız…

Anadolu’nun ortasında var bir çeşme,

Bu yurdun evlatları hepsi de seçme,

Yine biz çalar, yine biz oynarız…

Anadolu’nun ortasında var bir pınar,

Bu yurdun evlatları hepsi de çınar,

Artık biz çalacağız, biz oynayacağız… “

https://youtu.be/Pfk31q-D_Mw

Bu nedenle; komşusuna, mahallesine, şehirlerine tüm vatan toprağına, milletine ve ay yıldızına sevdalık duyanlara sarılalım, duymayanları kendimizden uzak tutalım.

Halkının sesine kulak tıkayıp, gerçeklerini görmezden gelip gaflet, dalalet hatta hıyanet içinde, el alemin tavsiyelerine, onun bunun aklına uyanları görelim, tanıyalım. Ve Anadolu’muz en az yedi bin yıldan beridir, Türk’ün beşiği, ana kucağı olduğunu ve ilelebet bir öyle kalacağını, bunu anlamayan veya anlamamakta ısrar eden, en kalın kafaların dahi anlamasını sağlayalım!…

İşin özü; tarihlerin tekrar tekrar tekerrür etmemesi ve yaşadığımız acıların tekrar tekrar yaşanmaması için tek yapmamız gereken; Yüce Ata’mızın şu sözlerini hiçbir zaman unutmamak:

“Aziz milletime şiddetle tavsiye ederim ki; bağrında yetiştirerek başının üstüne kadar çıkaracağı adamların kanındaki, vicdanındaki öz cevheri (mayayı) çok iyi tahlil etmekten bir an bile geri durmasın!

Yüksel Türk!…

Senin için yüksekliğin sınırı yoktur. Parola budur!”

Kuşku duymayalım; Adaletsiz muktedir, dün olduğu gibi bugün de Türk gençliğine ve Cumhuriyetin kadınlarına yenilecektir!…

Yüce Türk ulusuna saygıyla…

Mehmet R. Aşar

mr_asar@hotmail.com

Bir cevap yazın ya da yorumda bulunun