NATO Toplantısındaki Alınan Kararlar, Türkiye için Büyük Risk arz ediyor!

Türkiye’nin uluslararası ilişkileri;

29 Haziran 2022’de yapılan NATO liderler zirvesinde ittifakın 10 yıllık hedefine yön veren stratejik konsept kabul edildi. Türkiye de NATO’nun bu önerisini kabul etmiş oldu. Bu bildiriye göre;
a) Rusya en önemli ve doğrudan tehdit olarak nitelendirildi.
b) Çin, NATO’nun çıkarlarına ve güvenliğine tehdit oluşturduğu ifade edildi.
c) NATO’nun doğudaki mücadele gücünü 300 binin üzerine çıkartacağız denildi.
d) Ukrayna’nın adaylığının konusunda kapımız açıktır denildi.
e) NATO ayrıca savaşı Hint/Pasifik bölgesine taşımaya başladı ve özellikle Çin tehdidine karşı savaş için daha aktif davranma kararı aldı.

Düşünelim;

Yıllar önce Emin Değer Hocanın bir kitabı vardı, Oltaya Düşen Balık Yem İstemez (bu söz ABD başkanı Rockefeller’ındı) biz Türkiye olarak yıllar sonra bir kez daha mı Oltaya Düştük?

NATO+ABD ve bazı AB ülkelerinin savaşı tüm dünyaya yayma girişimine karşın ülkemiz olarak kayıplarımızı neler olacaktır;

Türkiye’nin NATO+ABD’ye ve AB’ye bağlanmasını onaylamıyorum artık! ABD hegemonyasının bir savaş aygıtı olan NATO bulunduğumuz asra hiç yakışmıyor. Türkiye’nin gerekçesi ne olursa olsun NATO’dan çıkmalı!

Türkiye bir kez daha ABD+NATO’nun etki alanına girmiştir. Gerek iktidar mensupları gerek Muhalefet mensupları hatta eski diplomatların da çoğunun ABD yanında olduklarını üzülerek gözlüyorum.

NATO ve ABD siyasetlerine teslim olan ülkemizin kayıplarını sıralayalım:
a) Rusya’yı defalardır karşımıza alıyoruz ve Rusya lideri Putin tarafından her bir karşı duruşumuz not edildi. Rusya, gerek Türk akımı gerekse nükleer santral nedeni ve en önemlisi Karadeniz’deki Montrö sözleşmesi nedeni ile şimdilik Türkiye’ye karşı olumsuz davranamayacaktır.
b) Yine NATO konseptliğinde hedef gösterilen Çin olsa da Çin, kesinlikle Türkiye’nin dostluğunu kaybetmeyecektir. Özellikle şu ana kadar Çin’in 20. yüzyılın en büyük projesi olan “bir kuşak, bir yol” projesinde karşılıklı yararımız vardır. Ayrıca Çin şu anda dünyanın bilimde en fazla ilerleyen ülkesidir ve bu bilimdeki gelişmelerini dost ülkelerle paylaşabilir.

Benim önerim: ülkemiz son zamanlarda bilim alanında çok geri kaldı, Türkiye bu konuda Çin’den Anadolu’ya bir Çin/Türk ortak bilim üniversitesi kurulmasını önermeliyiz.

Susuzluğa çözüm önerilerim;

İtalyanları bu şekilde dua ederken düşünemiyorum 🙂

Susuzluk ve açlık ile ilgili yazılarımı sizlerle paylaşmıştım. Susuzluk nedeni ile İtalya’da kırmızı alarm ilan edildi; fıskiyeler kapatıldı, araba yıkamak yasaklandı, bu arada Milano Başpiskopos “Yağmur duasına çıkacağım” dedi(!!!) oysa ben bilim dışı bu kararın sadece bizim ülkemizde olduğunu sanıyordum.

Tüm dünyayı etkileyen susuzluk karşısında iki önerim var:
a) Dünyada savaş için yapılan harcamaların sadece % 1’i ile bilimsel araştırmalar için harcansa deniz suyundan tatlı su elde edilebilecek çalışmalardan sonuç alınabilir.
b) Güney Kutup Bölgesinden kopan dev buzul kütleleri (çok özel yapılan gemiler ile) Avrupa kıyılarına getirilebilir. Sadece bir büyük buz kütlesi ile Avrupa’nın bir yıllık içme suyu ve tarım için sulama suyu karşılanabilir.
Not: Anadolu için çözüm önerilerimi daha sonra yazacağım.

İstanbul ve İzmir kayıp iki kentimiz;

Tüm bankaların genel müdürlüklerinin İstanbul’a taşınması talebini onaylamıyorum. Şu anda enflasyon çok yüksek İstanbul’un başka şansı yok(!) Anadolu’daki üretimin şehre ulaşmasının maliyeti çok yüksek(!) çevredeki üretim ise son derece yetersiz, ancak İstanbul’u bekleyen çok büyük bir tehlikeden söz etmek istiyorum.

İstanbul’u büyüterek tehlikeyi büyütüyorlar. Depremlerde yaşadığımız acıları unutmayalım ki yeniden 17 Ağustoslar yaşanmasın!

Prof. Naci Görür; Marmara denizinde beklenen ve tüm uzmanlarca hızla yaklaşan büyük bir yıkıcı deprem ile uyarılarına devam ediyor. Kıyıdan 8/9 km uzaktaki fayın Haliç’ten Silivri’ye kadar olan bölge için “Cehennemin içi!” dedi. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu “Hiçbir kurum beklenen depremi tek başına çözemez.” dedi.

Benim önerim; İstanbul’da şu anda 120 binden fazla çok riskli ilkokul ve ortaokul var; bunların hiçbiri şu ana kadar güçlendirilmedi veya yenisi yapılmadı! İstanbul’u hızla Anadolu’nun güvenli yerlerine taşımalıyız, okullarını ve sanayisini… hemen şimdi, diyorum!

Orhan Ayber

Bir cevap yazın ya da yorumda bulunun