Nasıl Olacak Sevgili İstanbullu?

Bilmem nasıl olacak, yüreğime oturan hüzün perdesini kim hangi umut ışığı yakarak aralayacak.

Dolunayın gücüne inanırdım eskiden, artık evrende sırtını döndü dualarıma…

Şehrimde ki Ukraynalıların gideceği günü dört gözle beklerken ekmeğimize, havamıza, suyumuza ortak oldular diye yakınırken; yavaş yavaş trafik sorunları, hırsızlıklar, işsizlikler de patlamaya başladı. Ukraynalısı da bizi buldu dolandıracak derken yolum İstanbul’a düştü!

Bizim derdimiz belli tarım arazilerine koca koca siteler dikildi, bundan sonra bütün milletler oturur hep beraber betonları yeriz. Ne de olsa ülkeler arası sınırlar bizim ülkemiz için kalktı.

Ya bu İstanbul ne olacak, caaaanım İstanbul!

Hani şu eskiden beyefendilerinin hanım efendilerinin naifliğine, güzelliğine, zarafetine Anadolu insanının hayran olup medeniliği İstanbulludan öğrendiği eski İstanbul’dan günümüz İstanbul’una geçiş sürecinde yazarların, sanatçıların, aydınların bağıra bağıra tekrar tekrar anlattıkları yozlaşmadan kaçamayan İstanbul’a.

Evet birkaç sene öncesine kadar yozlaşma diyerek yavaş yavaş dönüşümünü izlediğimiz şehir birden bire aniden son 5 sene içinde pat diye şekil değiştirdi ya da bana öyle geldi. Hiçbir şey alıştıra alıştıra olmadı. Sanki birilerinin acelesi var gibi. Yangından mal kaçırır gibi!?

İstanbullunun değil medeniyetin azınlık haline geldiğini görmek insanın içini acıtıyor.

Kendi dilinde konuştuğun insana vapurda, markette, yolda, sokakta, sırada bekleme adabını, başkasının sırasını kapmaya çalışmanın hak yemek olduğunu, hırsızlık olduğunu anlatamamışken yaşlıya, hamileye, hastaya yer vermenin medeniyet olduğunu insanın bir arada huzurla yaşayabilmesi için gereklilik olduğunu aktaramamışken hiç dilini bilmediği Arabistanlısına, Ürdünlüsüne, Afganlısına, Katarlısına, Suriyelisine(…) nasıl anlatacaksın güzel İstanbul’un güzel insanı?

Kendi şehrimde şikayet ettiğim yabancılar, trafikte arabalarıyla yayalara yol verdiği zaman en azından kendimi güvende(!) ve saygıdeğer(!) hissederken İstanbullunun gözlerinin içine nefretle bakan orta doğunun kin ile beslenen insanına, insanlığı nasıl anlatacaksın?

İnsandan insanlıktan bu kadar nefret eden başka bir topluluk var mıdır acaba? Geldiği yerde huzuru bulamamış insanın, yanında getirdiği huzursuzluğun kendinden kaynaklı olduğunu tahmin etse, huzur bulmaya İstanbul’a kalkar gelir miydi?

Kaçsan nereye kaçacaksın? 5 sene sonra kaçtığın özenle itinayla medeniyetini taşıdığın toprakları da istila edecekler, doğurarak dünyayı ele geçirmeyi planlayanlar. Evet onların politikası bu, ya senin karşı politikan ne kıymetli İstanbullu?

Saygıyı, hoşgörüyü, nezaketi zarafeti medeniyeti nasıl aktaracaksın, kötülüğün çoğunluk olduğu bu şehrin yeni istilacılarına?

Vapura binerken onun bunun sırasını kapmanın adaletsizlik olduğunun farkında olmayan çirkin yürekli yabancıyı döven, Türk kadının yaşadığı kabusu 4 günde anladım.

Tramvayda yaşlıya yer vermemek için bacaklarını sonuna kadar açan peçeli kadının, gözlerindeki nefreti iliklerime kadar hissedip hırçınca kadına yaklaştım ve çocuğunu kucağına almasını işaret ettim, anlamamak için ısrar eden kadının kocasına sert ve kin dolu bakışlarımla konuyu anlattım. Hem bu kadar nefret ettiğin hem de istenmediğini bildiğin şehre neden gelirsin, demek istedim!?

Evet bakışlarla nefretimizi bir birimize geçirdik ya insanlığı nasıl geçireceğiz Değerli İstanbullu?

Ben İstanbul’dan dolunay gecesi, gülen yüzümü de koydum cebime ve ayrıldım. Geride görünümü aydınlık, yaşayanı karanlık bir şehir bıraktım. Dolunay gibi parlayan bir şehir bırakmış olmayı isterdim, olmadı umarım kendi şehrimin aydınlığı, huzuru, güven duygusu baki kalır.  Vatanıma dönmüşüm duygusu var omuzlarımda…

İnadına sokaklarda sanat yapan sanatçılara da ayrıca teşekkür ediyorum. 

İstanbul’un Sokak sanatçıları şehre dair tek umudum.

Caddelerde zaman zaman pandomim sanatçılarını ve dansçıları, şairleri, müzisyenleri yasaklamaya çalışsalar da toplumun dolunayıdır Sokak Sanatçıları… Çoğalmaları, şehre yeniden medeniyet inşa etmeleri dileğiyle…

Dilek

 

Saudi Arabia Anılarım (4)

Bir cevap yazın ya da yorumda bulunun