Kıyı Köşe

Bazı kıyılar ana rahmidir.

Devre arasına girdiğim 22 kasım 2021 tarihinden buyana soğuk ve rüzgârlı havada yağan tipi gibi iç dünyam oradan oraya savrulup duruyordu… Önüm kara bir duman örtüsü altında. Rüyalarım o kadar bildirim dolu ki; aralayıp yorumlamaya cesaretim bile yok! Bir ananın memesinin ucundaki kara dutu emmeyi bekleyen bebeğin arsızlığında değil, hayallerini yitirmiş, anlatacak öyküsü, demir çıpayı atacağı limanı olmayan bir geminin yolcuları arasına karışmıştım yine!

Defosuz soluk alıp verirken, arkadan gelen; geçmişin silinmeyen izdüşümü gene yakama yapıştı!

Xanax ve Valium müptezeli olmuştum…

Yaşamımdaki derin yarılmaların üzerinden atlayıp seni yazmak istiyorum!!! Sadece seni değil! Köln Batı Mezarlığında yatan, karaciğer kanserinin benden kopardığı Marliesa’yı… Ardından Ortaköy Mezarlığına; ayaklarının ucunda sevgiyle dikilip üzerini örten toprağa papatyalar dikmek istemcim kıyıda bekliyor…

İnan orada seninle, sen sessizce yatarken seninle konuşmak istiyorum…

Niye mi? Bizim bu yaşamdan çok büyük beklentilerimiz hiç olmadı ki! En büyük keyfimiz senin ya da benim donattığım masada ızgarada karides, halka biçimli kalamar, birkaç kadeh rakı… Akşamımız böyle başlardı…

Senin güzel bir tümcen vardı usumda betonlaşmış: ”Yalanın devreye girdiği tümcelerin içindeki sözcüklerde yenilmişlik öyküsü başlar.” Olumsuzlukları köpürtmekte çok ustaydın. Ve bana çok önemli bir öğreti olan; kıskançlığın sınırsız olduğunu senin yanında öğrenecek kadar büyüdüğümde doktorlar seni yoğun bakıma yatırmıştı. Soydan gelen kalp romatizması sayrılığı… Biliyorum, erken ve mutsuz göçtün bu acımasız dünyadan ve benden.

İnsan yaşadıklarını yazarken, geniş bir boşluğun içine girer… Çünkü anımsama bitmiştir!

Şeytanın yeryüzündeki ayak iziymişim gibi hissediyorum kendimi bu yalnızlıkta.

Önce çocuklarımın annesi, ondan ayrıldıktan sonra sen.

Sonra kendimi kapattım. Sonra sokağa indim. Entrikanın, hilemin, kalleşliğin, ihanetin, aldatmanın, sevgisizliğin kızıla beleni aktığı, düzensizliğin ve kasaba kültürünün hoyratça kol gezdiği sevimsiz, tehlikeli karanlığa daldım.

Marliesa ile yıllar sonraysa seninle dünyanın en zengin iç yapısına sahip bir erkektim. Bugünse kandırılmış, aldatılmış, bir başına bırakılmış bir adamım… İkinize de küskünüm!

Sizin varlığınızda, mutluluğu banyo küvetinde, yatakta bir başka bedende aramadım hiç… Sizin yokluğunuzda da kısa mesafeli birlikteliği kemirmek için kafelerde sürtmüyorum… Sizinleyken kırık dökük hayallerim vardı.

Romanlar, öyküler yazıyordum… Sizden sonra mı? Hıçkırıklarımla boğuluyorum ağlarken…

Akıl laboratuvarında oluşturdukları esnek söylemle hayata çelme çalanlarla dolu ortalık, duygu yokuşunu tırmanırken karşıma çıkan duygu yoksunlarına çelme atmayı öğrendim…

Sizden sonra önümde kirlenmekte olan bir hayat akıyor önümden. Doğru ile yalanın aynı tezgahta satıldığı bir dönemdeyiz… Sağım solum söbe!

Bir dostum ileti atmış: ”Niye bu kadar çok içki içiyorsun?”

Ona yanıt verdim : “İçimde iki yara var onu sağaltmak için.“

Ve ben uzun bir dinlenceye çıktım. İspanya’nın Akdeniz’e bakan kıyısında bulunan Marbella- Estepona‘ ya yerleştim…

Orada birçok kadınla tanıştım, Ava Gardner memeli. Ama hiçbiri siz değildiniz. Hayat hepimize eşsel oranda mutluluk dağıtmıyor… Yine tükenen hayallerimle birlikte dibe vurdum bu gece.

Masamın üzerinde Janis Joplin, Mick Jager LP’leri, Penthaus ve Playboy dergilerinin eski sayıları, Norman Mailers‘in Henry Miller‘in romanları. Marliesa, ben 1978 yılında Barselona’da boynumda Filistin atkısı, omzumda asılı bez torbayla kaldığım pansiyondan çıkıp deniz kıyısına indiğimde sabahın çok erken saatiydi, kadın bulutu kumsala çökmüştü…

O kalabalığın arasından hayatıma aldım seni! 23 Yıl yapışık ikiz gibiydik…

Ayrıldık ama hep görüştük…

Sonra sen geldin…

Şimdi ne istiyorum, biliyor musunuz ? Kadıköy’e inip fırından sıcak bir francala ekmek alıp, içine de Vatan Şarküteriden 50 gr tuzsuz tereyağı, 150 gr da Erzincan tulum peyniri alıp basmak… Vapur iskelesinin orada denizi seyredip yemek…

19 Ekim 2022
Amsterdam-Hollanda

 Anıl Güven 

Aşk Tesadüfen Yaşanır

Bir cevap yazın ya da yorumda bulunun