Kısa Hikayeler (1)

Ayla, evden işe her gün çıktığı vakitten biraz erken çıkar. Çalıştığı fabrikaya doğru yol alırken, son zamanlarda sıkça karşılaştığı torbacı bir gençle tesadüf etmek istediğini kendisine bile itiraf edemez. Torbacı genç ise, hazır vaziyette hep karşılaştıkları yerde beklemektedir. Onları duygusal frekansları birleştirir.

Tanışmak isterler, Ayla çekingendir; Reha ise hayatının giydirdiğiyle utanmaktadır. Sonra Ayla yerden bir taş alıp Reha’ya atar, genç şaşkındır. Birbirlerine bakıp gülümserler…

Reha, kıza doğru yaklaşıp cebinden koparılmış bir çiçek uzatır. Ayla şaşkınca “Ben taş attım sana, sen bana çiçek sundun, niye?” derken utanarak Reha’dan gözlerini kaçırır.

Reha onun elinden tutup, “Senin attığın taş sayesinde bu çiçeği sana uzatabildim gülüm.” dedikten sonra Ayla Reha’nın elini bırakır işine doğru koşar.

İlk kez tanışmaları ilettiğim gibi olsa da bu tanışma birkaç haftalık bakışmanın, yeni bir sevdanın tomurcuğuydu. Ayla’nın evden işe çıkma saatini Reha kaçırmaz, mahallede onu gözler evden biraz uzaklaşınca Reha yanına damlardı. Ayla’yı işe bırakıp, fabrikanın yakınlarındaki parkta onu bekleyip, o işten çıkınca da yolda konuşarak Ayla’yı evine yakın yerde bırakırdı.

Her geçen gün birbirlerini daha çok yakından tanıyor ve her geçen gün birbirlerine daha çok bağlanıyorlardı. Artık daha çok beraber olmak istedikleri noktaya geldiler.

Ayla, evlenmek için geç kaldığını düşünüyordu. Reha’dan sekiz yaş büyüktü. Reha ise, artık madde bağımlılığından uzaklaşmasının gerektiğini ve bu bağımlılığın yerini bir başka bağımlılığın aldığını hissediyordu.

Reha, Ayla’nın ailesinin karşısına çıkmak için Ayla’nın dediklerini yapmalı ve en azından çalıştığı fabrikada işe başlamalıydı. Reha önce Ayla’nın kıt kanat ayırdığı paradan kendisine kılık kıyafet aldı. İşe başladı.

Fabrikadaki herkes, Ayla’ya Reha’yı layık bulmadı! Reha’yı yakışıklı bulup, Ayla’yı güzel bulmuyorlardı. Reha’yı iyi bulup Ayla’yı çıkarcı buluyorlardı. Ayla, durumu görüyor ve Reha’yı kaybetmekten korkuyordu.

Reha, işe başladıktan sonra hayatına öyle çeki düzen verdi ki sormayın. Beyefendi olmaya gayret edip, toplumda samimi tavırlarıyla da dikkat çekiyordu. Ama hiçbir zaman Ayla’nın hakkını yok saymıyor, her tarafta “Beni insanlaştıran Ayla’dır!’‘ diyordu.

Ayla onunla geçen kısa sürelerinde ona medeni davranışlar dahilinde, ne biliyorsa her şeyi aktarmaya çalışmış. Başarmış da! Her hayat hikayesi mevzu olduğunda Ayla’yı övmeye başlamadan “Ben ahlaksız biriydim, Ayla ile tanışmadan önce!” derdi.

Reha’ya kur yapmaya çalışan kızlara hiç bakmadı. Ayla’ya kendini yakıştırmayanlara “Ben yakışmıyorum ona asıl!” dedi.

Ayla etrafta evlenecekleri yönünde hayallerini aktarırken, kimse evleneceklerini zannetmiyordu. Çünkü Reha’yı ondan ileride görmeye başlamışlardı. Reha’da Ahde Vefa vardı! Geldiği yere getirene can borcu, sevdası ve yarınlarına atması gereken bir imza vardı.

Evlendiler; çocukları, mutlu yuvaları ve aşk dolu yaşamları var.

Ayla’nın Reha’ya olan aşkı, o hayattan kurtarmaya ilk basamak olmuştu; ikinci basamak Reha’nın Ayla’ya olan aşkıydı, bu basamaktan azmiyle geçti.

Ahde vefa ise üçüncü basamaktı, ahde vefa olmasaydı; bu yaşanmış öyküyü size aktaramazdım.

Bir cevap yazın ya da yorumda bulunun