İki Kutuplu Dünya, Gıda Krizi, Avrupa’da Sağcı İktidarlar…

Şu gerçeği kabullenmeliyiz; dünyamız artık iki kutuplu!!!

A) Atlantik (ABD + NATO + AB) gurubu
B) Şangay İşbirliği + BRICS ülkeleri.

Türkiye’mizin ulusal çıkarlarının (öncülüğünü Çin ve Rusya’nın yaptığı) Şangay İşbirliğinde olduğunu yazmıştım. Bugünde aynı düşüncedeyim.

Haklılığımı kanıtlayan Atlantik Bloğundaki gelişmelere göz atalım:

A) ABD’nin en büyük eyaleti olan Kaliforniya sözde Ermeni soykırımının yıldönümü olarak kabul edilen 24 Nisan’ı resmi tatil edilmesi kararını parlamentosundan geçirdi. (Zaten ABD Başkanı Biden de Ermeni soykırımını ifade eden ilk cumhurbaşkanı olmuştu.)

Bu kararı şiddetle kınıyorum. Ülkemizde ABD’yi kınamayanları da veya kınamaya cesaret edemeyen ABD yandaşlarını da şiddetle kınıyorum.

B) Geçtiğimiz günlerde ABD temsilciler meclis başkanı Pelosi Ermenistan’a gitti ve Ermenistan’daki sözde soykırım anıtının önünde sahte gözyaşları ile Azerbaycan ve Türk ulusunu suçladı. Beni en çok üzen gerçek; ABD gibi dünyanın en büyük soykırımcısının Türkiye’mizi suçlaması… Şu anda ABD’nin peşine takılan 25 ülkenin bu soykırımı onayladığına tanık oluyoruz.

C) İzmir Karşıyaka Bostanlı’da Ermeni teröristlerin kalleşçe öldürdükleri Şehit diplomatlar anıtı var. (Anımsatayım tüm ülke diplomatlarının dokunulmazlığı vardır.) Buna rağmen 40’dan fazla şehit diplomatımız var. Bir zamanlar bu şehit diplomatlar anıtı önünde benim öncülüğümde çok görkemli toplantılar yaptık…

Benim rahatsızlanmam sonucu bu kez hukukçu bir arkadaşım Kevser Hanım’a devrettim, kendisi daha da anlamlı daha etkili toplantılar yaptı. Ne yazık ki şimdi kendisi de rahatsız artık o anıt öksüz kaldı…

Bu ulus için, yani Türkiye Cumhuriyeti gibi ve büyük önderimiz Mustafa Kemal ATATÜRK gibi bir liderimizin “Yurtta barış dünyada barış” sözü ile tüm dünyaya örnek olmuş bir dâhinin ülkesinde soykırımcı olarak anılmaktan incinen yüreğinde vatan sevdasını eksik etmeyenleri bu anıta sahip çıkmaya davet ediyorum…

D) Rusya’nın; doğusu (Donbas) ve güneyindeki bölgelerde yaptığı referandumu ABD+NATO+AB ülkeleri tanımayacaklarını ilan ettiler. Peki, Türkiye ne yaptı? İbrahim Kalın, bizim de tanımayacağımızı ifade etti; hatta Kırım’ın ilhakını bile tanımıyoruz dedi.

Bunu Rusya’nın Başkanı Putin not etti. Şimdilik Rusya çok zor günlerden geçiyor ancak ülkemizden en çok ürün ithal eden, en çok turist gönderen Rusya’yı kaybetme lüksümüz yok.

Hatırlatma yapmalıyım 2015 yıllarında Kırım kime aittir diye yapılan oylamada Türkiye, Kırım Ukrayna’ya aittir demesi üzerine Rusya dış işleri temsilcisi Mariya Zahorava “Kırım’ı bizden alacak olan varsa nükleer savaş dâhil her şeyi göze alsınlar, sadece Türkiye hariç… Onlar bu kararlarını iç politikada kullanıyorlar.” demişti.
Putin’i tanımayanların uluslararası konularda fikir yürütmemelerini öneririm.

E) Yunanistan ve ABD savaş gemisi üretecekler üretecekleri savaş gemilerini ABD’nin en gelişmiş silah sistemleri ile donatacaklarmış!!! Sayın ABD yanlıları sizce bu silahların namluları hangi ülkeye dönük duracak?

F) Çavuşoğlu ABD’nin önde gelen düşünce kuruluşlarından dış ilişkiler konseyinde konuştu ve “ABD ile ilişkilerimiz hiç bir zaman kolay olmadı ama sağlam bir temel üzerine inşa edildi. Birlikte çalışırsak çok şey başarabiliriz.” dedi. Benim merak ettiğim şey şu bu emperyalizmde sınır tanımayan ABD ile neler başarabilirsiniz?

Değerli arkadaşlarım bugün dünyanın iki kutuplu olduğunu kabullenmek zorundayız; fakat her iki tarafı da idare etmemiz asla söz konusu olamaz!!! Türkiye genel olarak hangi tarafta olduğunu açıklama durumundadır. Ana muhalefet partisi genel olarak ülkemizin çıkarlarının batıda yani Atlantik’te olduğunu (biraz utanarak olsa da) ifade etmişlerdir.

Muhalefet partilerinden CHP Eskişehir Milletvekili Sayın Çakırözer Türkiye’nin ABD tarafında olması gerektiğini ve parti sözcüsü ise Şanghay İşbirliği’ne girilmesi konusunda “En az dokuz kere düşünün” diyebiliyor. Yine muhalefetin diğer üyesi Akşener ise Çin devletinin koyu kırmızıçizgisi olan tek Çin ilkesini Sincang üzerinden (bir alkış uğruna) Çin’i karşımıza almaktan çekinmiyor.

Bu sözlere en sert yanıt ise Çin’in Türkiye büyükelçisi tarafından verildi “Çin devletinin Sincang’daki Uygur Türklerine tanınan özgürlükler sizin ülkenizde bile yok.” dedi.

Şimdi ABD tarafından şımartılmış Yunanistan yeni bir soykırım suçu ile ülkemizi karalamak istiyor… Rum Pontuslu 343 bin kişiyi yok etmişiz. Bunu iddia eden ülke kurtuluş savaşında Gazi Mustafa Kemal’in ordularına yenildikten sonra kaçarlarken tüm ülkemizin şehirlerini, kasabalarını ve köylerini yakıp yıkan ve binlerce korumasız insanı acımasızca katleden Yunanlılar!!!

Putin’in ŞİÖ özel temsilcisi Bahtiyar Hakimov “Hem NATO üyesi hem de ŞİÖ üyesi olunamaz.” dedi.

Türkiye NATO’ya girme uğruna Kore’de yüzlerce şehit verdi; pek çok askerimiz ülkemize sakat döndü. O zaman şu soruyu sorma hakkım var: NATO uğruna tek bir kurşun atmamış ve tek bir kurşun yememiş olan bu ülkeye NATO ve kol kanat geren ABD’yi eleştirmeyelim mi?
ABD’nin savaş makinası olan NATO’dan Türkiye derhal çıkmalıdır.

Şimdi yazıma iki önem verdiğim konu ile devam edeceğim;

1) İklim değişikliği sonucu küresel gıda krizinden söz etmek istiyorum. Tüm dünya ülkeleri gelecek günlerin iklim krizine bağlı su ve gıda krizi nedeni ile gıda satışlarını yasakladı. Türkiye’mizde bu konuda önemli tedbirler almalıdır. Bunun içinde ülkemizde yaşayan ve ülkemize uyum sağlamayan tüm yabancıların gitmeleri iradesi oluşmalıdır ve Türk vatandaşlığının hiç bir paraya satılmaması kararı alınmalıdır.

2) Son günlerde İsveç ve İtalya gibi ülkelerde sağcı/ faşist Türk ve İslam karşıtı partiler iktidara geliyorlar. Bu ülkeler gıda krizine girerlerse nüfus sorunu yaşarlar. Ülkelerinden geriye önce Türkleri göndereceklerdir…

Türkiye’nin buna hazır olması gerektiğine inanıyorum.

Son olarak ülkemizi bekleyen çok büyük bir tehlikeden söz etmek istiyorum; ülkemizde uyuşturucu yaşının 12’ye indiği rapor ediliyor bu raporu doğrulayan pek çok belge var. Teyit edilmeyen bir bilgiye göre ABD ile ülkemizin bir anlaşma ile Afganlar tarafından uyuşturucu getirildiği tahmin ediliyor!!!

Ve biz bir genç kuşağımızı kaybediyoruz diye düşünüyorum, haksız mıyım?

Orhan Ayber

Bir cevap yazın ya da yorumda bulunun