Yönetim Tercihimiz neden Tarım olmalı

Devlet, şirket vb kurum ve kuruluşlarda yapılacak yönetim işi, tercihleri doğru kullanma ve geleceği, fırsatları görebilme becerisidir.

Örnek olarak Devleti alalım;

Koltuğa oturdunuz, tüm gelir ve gider hesapları ile yapılacak işler listesi önünüze geldi.

İlk dikkatinizi çeken şey yıllık 100 milyar dolar borç ödeme yükümlülüğünüz. Bu yükümlülüğü sağlamak için net getirilerinizin toplamı da 50 milyar dolar.

Aradaki farkı kapatmak için 2 yolunuz var;

  • Borçlanmak (Faizle para, Tahvil satışı, swap ve diğer enstrümanlar)
  • Farkı kapatacak dış ticaret geliri yaratmak.

Öncelikle farkı kapatacak ihracat kalemlerine ve yeterliliğine bakacaksınız elbette ki, bu aşamada uluslararası pazarları ve rekabeti de çok iyi incelemeniz gerekecektir.

Yeni yatırım sahalara oluşturmak, onların markalaşması ile rekabet edebilir, hale gelmesini beklemek ve buradan bir gelir elde etme planı yapmak minimum 5 yıllık bir süreyi beklemek demektir.

5 yıl sonra seçim olacağına göre bu yatırım sizi kurtarmaya süre olarak yetmeyecektir. Bu durumda aradığınız parametreler şöyle olmalı:

  • Hızlı bir döngüsü olmalı,
  • Markalaşmamış piyasaları olmalı,
  • Tüketimi zaruri olmalı.

Bu parametrelere en uygun ürün TARIMSAL ürünlerdir. Toprağınız ve suyunuz yeterliyse, tarım çalışanlarınız mevcutsa bu alana giriş yaparak çok başarılı olmanız mümkün.

50 milyar dolarlık bir dış satım için gerekli sera, arazi planlaması, ürün işleme ve standartlaştırma yatırımlarını desteklemek, teşvik etmek süre alacak işler de değil.

Öyleyse başlayalım;

  • Satılacak ürünlerin belirlenmesi,
  • Satılacak ürünlerin miktarlarının tayini,
  • Ürünlerin bölgesel dağılım hesabının yapılması,
  • Ürün maliyetleri ve çiftçi karları ile fiyatların döviz cinsinden tayin edilmesi,
  • Referans fiyatların oluşturulması ve bağlantıların yapılması,
  • Her bölgede ziraat ve gıda mühendislerinin istihdam edilerek kontrollerin sağlanması…vb.

Türünden yapılacak işlerin listesini çıkarırsınız (elbette ki liste daha uzun).

Buğday alıcıları size 300 dolar/ton referans fiyatı verirler; siz 330 dolar iç maliyet hesabı yaptıysanız, çiftçiye bu kalemde 30 dolar/ton teşvik verirsiniz. Bu teşvik Buğday için %10, Fındık için %2, Pancar için %4 çıkabilir. Her ürün kaleminde ayrı ayrı bu hesapları yaparsanız önünüze şöyle bir maliyet tablosu çıkar:

50 milyar dolar satılacak mal bedeli, 53 milyar dolar çiftçi karı dahil maliyet ve 3 milyar dolar teşvik (bu hesaplamalar ödenen dış borç faizine göre varsayım olarak ele alınmıştır).

50 milyar doları borç olarak alsaydınız, zaten 3 milyar dolar faiz ödeyerek gider yapacaktınız ve bu para başkalarına gidecekti. Ayrıca, ana para borcunuzu da taksitler halinde ödemeye devam edecektiniz.

Üretim yaptırınca hiç kimseye döviz cinsinden borcunuz olmayacak. İçeriye kazandırdıklarınız ülke insanını zengin edecek ve yeni yatırım alanları oluşacağı için istihdam da artacak. Kişi başına milli gelir artacak, ekonomik refah eğitime ve suç işleme oranlarına yansıyarak daha kaliteli bir ülke oluşmasına katkı sağlayacak. Borçlanma ise, her şeyi tersine çevirecek.

  • Tarımsal üretim duracak,
  • Her şey ithal edileceği için para ihtiyacınız inanılmaz artacak,
  • Köylü şehirlere göç edecek,
  • Göç betonlaşmayı ve yeni sorunları tetikleyecek,
  • İşsizlik artacak,
  • Gelir düşeceği için iflaslar tırmanacak,
  • Ve işin sonu sosyal patlamaya, iç savaşa kadar gidecek.

Uçak üretmeyin, Otomobil üretmeyin, Katma değeri yüksek teknolojik ürün üreteceğiz diye hayaller de satmayın. Öncelikle var olanı, yapabildiklerimizi doğru organize edin, yaşam kalitesini, eğitim kalitesini arttırın. Onlara sıranın ne zaman geleceğini yatırımcı anlar ve yapar zaten.

A noktasından B noktasına gitmeye karar verdiğinizde, dur gitme biz şöyle bir seçenek hazırlıyoruz diye sizi durduranların gelecek 100 yılınızı durdurduklarını unutmayın.

Bu hallere neden mi düştük;

40 yıldır Tarım ve Hayvancılık kültürü bitsin diye uğraşan bir terör örgütü ve onları bu konuda maşa olarak kullananlar ile Tarım nüfusunuzun genel nüfusunuza oranının %10 un altına düşmesi gerekiyor ki biz sizi birliğimize alalım diye direten AB ülkeleri ve bu yanlış uygulamaları görmeyen yöneticiler sayesinde düştük.

Kötü yönetim tercihleri, sulama ve su kaynaklarımızın yönetiminin Katar’a devredilmesine, Hidro elektrik santralleri ile su yollarına darbe vurulmasına, Maden talanı ile topraklarımızın kimyasının bozulmasına, Yahudi hikayeleri ile zeytin ağaçlarının talanına, yerli tohumun yasaklanmasına, Jeotermal bahanesi ile verimli tarımsal alanlara kükürt püskürtülmesine kadar gitti.

Tarım ve Hayvancılık bittiği zaman bu topraklarda yapacak bir işimiz, yaşayacak bir arazimiz ve kazanacağımız 1 dolarımız bile kalmayacak.

Yapılmak istenen bu olmasa da yapılanlar ve gidilecek son belli.

Yaşamımızı ve geleceğimizi yeniden ele alacak akıl beklemeyelim. Akılları çoğaltalım. Bizler çoğalttığımız akıllar ile yaşamlarımıza sahip çıkabiliriz.

Tercihleri kötü kullananları tercih etmeyin. Kötü bir geleceği ise asla tercih etmeyin!

Bir Cevap Yazın Ya Da Yorumda Bulunun