Yitikler

Artılarının karşısında eksileri ağır basıyorsa birisini yitik diye nitelendiriyorum.

Hayatında öyle büyük riskleri göz önüne alarak, zafiyetleri karşısında; kanlarıyla imza atabilenleri oldukça tuhaf bulurum. İnsanlar, zafiyetleri ile kolayca yönetilebilir (köle olarak kullanılmaya elverişlidir); fakat insanların bazıları yaşamları dahilinde zafiyet duydukları şeyler karşısında, çok büyük kayıplar vermeyi nasıl göze alır anlamam.

Yitikler, beyinlerinde olmak istedikleri hedefe ulaşınca; her şeyi yapabileceklerini sanırlar. Güç, para, mevki, popüler kimlik olmak vs… Bu tarz özellikler için kimler nelerini feda edip, nasıl köle olup hatta; dayanamayıp tosladıkları duvarlarda, istediğim bu değildi ve ben bunları hak etmedim demiştir. Seçimlerinin ürünleri olsalar da seçimlerinden kendilerini sorumlu hissetmezler. Kötü bir ün de onlar için kazançtır.

Kimi yitikler kimsenin bilmesini istemediği yanlışlarından da tutulur yitikler, herkesin farklı tanıması için yenilenler de olur. Yitikler, kimselerini çok sevmez; hatta onları amaçlarına feda etmek için bile kullanabilir.

Yitikler, en başta kendilerine dürüstlüklerini kaybederler. Karşılarında sürekli nüfus artışı olur. Karşılarındaki herkesi küçük, haksız ve düşman bulurlar. Yalanlarına inanmaya, kendilerini haklı bulmaya başlarlar ve yalanlarına inandırmaktan da büyük haz alırlar. Hele bir de güç elde etmek için bunca zayıflıkla tahterevallinin üzerinde biraz kalmayı başaranlar, hep yukarıdan bakacakları algısına düşerek narsistleşir.

Ne var ki tarihi yitikler yazmaz, lakin onlardan kötü bahsedilirken küçük detaylara mahkumdurlar.

Yitikler kendilerince yükseldikçe başkalarınca gözden düşerken yere çakılacaklarını bazı zaman unuturlar, üstelik muhakkak dibi boylarlar. Kendilerine, yakınlarına hatta evrene çok zararlı bir türdür. Fakat, kara delikte yitmezler.

2 thoughts on “Yitikler

  1. Şeyh Bedrettin idam sehpasına giderken , çingene cellât alaylı bir şekilde gülüp “Sonun geldi “demiş.O da ” Benim yaşamım şimdiden sonra başlıyor aslında sen ölüyorsun”demiş.Bedrettin hâlâ yaşıyor,yaşatılıyor.Ama cellâdın adı bile yok.YİTİK…..

    1. Bu yazımı Oğuzhan Asiltürk ve onun başı/sonu türündeki insanlarla, akil insanların durumundan etkilenerek yazmıştım peygamberim. Verdiğin örnek muhteşem. Aklıma bir örnek geldi. Nazım’ın hapishanede ziyaretine giden kaymakam onu müdürün odasına çağırır. Der ki o ünlü Nazım sensin demek. Sonra odadan çıkabileceğini iletir. Sonra Nazım tam giderken ardına bakar ve der ki, Ömer Hayyam’ı tanıyor musunuz. Kaymakam, evet der. Peki Hayyam döneminde kim yönetiyordu der. Kaymakam cevap veremez. Ben de öyleyim der ve odadan çıkar 🙂 yorumunuza ve desteğinize sonsuz teşekkürler Hayati abim.

Bir cevap yazın ya da yorumda bulunun