Yarım Kalan Koşu

Avuçlarımızda bir önceki kuşağın bize devrettiği; içinde gönençli bir dünya derlemesi olan devrim ateşinin korunu taşıyan gençlerdik.

Buyurgan bir o denli de saldırgan erke boyun eğmeyen, başkaldıran, kitap okuyan, duvarlara yazı yazan korkusuzlardık!

Salt’ın öğrenmek için, yaşamın tüm kirli-temiz damarlarında istenç dolu bir biçimde koşar adım yürüyorduk. Ölgün, sarı lambaların aydınlattığı karanlık sokaklarda suratımıza yediğimiz falçataların açtığı derin yaralardan akan kana karşın; afişlemelerimizi durdurmuyorduk.

Güzel yarın özlemi duyunç düzeyimizi o denli çok yükseğe çekmişti ki…

Patlayan silahların namlusundan çıkan kurşunlar etimize saplandığında kanadı kırılan güvercinler gibi çırpınıyorduk alanlarda!

Nice yoldaşımız ses verememişti uzattığımız ellere.

Oysa, yeni aşık olmuştuk! Henüz el ele de tutuşmamıştık. Okulun bahçesinde ezberimizden onlarca şiiri okurduk, ‘sevda’ bakışı çakardık karşılıklı.

Atilla İlhan 

Cemal Süreya

Orhan Veli Kanık

Çalkalanırdı ağız boşluğumuzda! Nazım Hikmet’i de unutmadan buraya kertelim.

Çıkmaz sokakların pencere kenarında, gaz tenekelerinin içinde yetiştirilen karanfiller, menekşeler, ebegümeci çiçekleri… Onların akşamüstü salgıladığı olağanüstü koku!…

Akşam serininde toprak yolun üzerinde top oynardık yalınayak.

Evlerin kapıları ve pencereli açıktı; susadığımızda en yakın kapıdan içeri girerdik… Kana kana su içerdik musluktan.

Freud, Nietzsche, Kant, Hegel, Schopenhauer okurduk.

Marx, Engels ile ilgili uzayıp giden tartışmalar…

Uykuyu ceketimizin iç cebine sokuşturmuştuk; mum ışığında yapılan okumalardan hiç ama hiç sızlanmadık!

Fırsat buldukça basketbol, masa tenisi oynardık… Devrimci kişi beden sağlığını korumakla mükellefti…

Salt aydınlık bir ülke sevdası, belleğimizde yuvalanmıştı, ceket yakamızda Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün kalpaklı rozeti vardı. Yan cebimizde Yeni Ortam, Cumhuriyet gazetesi olmazsa olmazımızdı!

Odalarımızda Doğan Avcıoğlu’nun Türkiye’nin Düzeni. Hasan İzzetin Dinoma’nın: Kutsal İsyan- Kutsal Barış’ı. Orhan Hançerlioğlu’nun cilt cilt sözlükleri!

Asker sokağa inmişti. Caddelerde tankın palet sesleri.

Seslerinde birbirine sarılıp ağlayan anneler, babalar, kardeşler; çaresizlik, umutsuzluk, yorgunluk…

ABD Emperyalizminin köpekliğini yapan rütbeli Generaller acımasız bir kıyım başlatmıştı…

Yine hayallerimizi ertelemek zorunda kaldık. Karanlık sokaklardan, kömür kokan, nemli karakol bodrumlarına…

Oradan da CEMSE araçlarla askeri alanlara taşınmaya başladık! Ceza ve Tutuk Evlerinde bir kişilik yatağı üç kişi dönüşümlü paylaşma dönemindeydi DEVRİME gönülden bağlı olanlar.

Bedenler tutsak edildi. Darağacında yiğitler can verdi! Düşünceleri asamadılar. Devrimci bellek önümüzdeki zorlu dönemeci de geçecek.



Bizler yüce Türk ulusunun evlatları olarak, Mareşal Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün izinden yürüyüşümüze 19 Mayıs 1919’da olduğu gibi yürümeye devam edeceğiz.

 

 

Anıl Güven

06 Mayıs 2021, Aachen/Almanya


One thought on “Yarım Kalan Koşu

  1. Yazını okurken gençliğimi yaşadım. Olaylar film gibi gözlerimde canlandı. İhtilal ler, Muhtıralar, kısıtlamalar. Gece yazmaya çıkmalar. SultanAhmet te mitingler. Koşumuz hiç bitmeyecek. Bayrak yarışı bu.. Elden ele verirken çoğalacağız. Kısa bir anım:Yıl -1980 sonu gibi. Arkadaşım ın nişanı olacak. Bolu ordu evinde. Kayınpederi Bolu emn. Mdr. Askerlerce sevilmeyen biri. Abant ta ordu evi vardı. Vali, Bld. Başkanı, Garnizon kmt. Faik türün paşa,.Tam karşımızda oturuyorlar. Atanmış protokol. Masalarına içki servisi yapıldı. Görevli askeri çağırdık masamıza. 6 kişiyiz. İçki istedik. Görevli ast sb. na söyledi. Ast. Sb da Faik türün e gidip kulağına fısılda dı. Bize doğru baktı paşa. Suratına bir nefret ifadesi geldi. Kafasını sert çe yukarı kaldırdı, düşmana bakar gibi bakıyordu. Bizde onu gıcık etmek için aynı ifade ile baktık nişan boyunca. Rahatlamıştık ve. intikamımızı almıştık faso paşadan. Kalemine sağlık kardeşim.

Bir Cevap Yazın Ya Da Yorumda Bulunun