Şuur ve Akıl

 

Dinlediler mi? Sanmıyorum. Bu dev gösterinin seyircileri sağır efendim. Zaten kimi dinliyorlar ki? Çağımız cinnet ve cinayet çağı. Henüz kıyametin arefesinde değilsek bile büyük bir içtimai sarsıntının içerisindeyiz. İnsana verilen meziyet: Akıl ve idrak. Hangi akıl? Hangi idrak? Alim değilsin, mütefekkir değilsin, sanatçı hiç değilsin, yalnızca seni dünyaya bağlayan ucuz bir internet bağlantın var. Mukayeseden yoksun, şuursuz ve köksüz… Varlığın akıl ile anlam kazanır. Ancak seni yöneten akıl değil; arzuların, ihtirasların ve bağlı olduğun vehimler… Elbette bu hadise çürük bir sandalla okyanusa açılmaya benziyor. Çürük, köksüz ve yoksun. Sanıyorum ki çağımızın en büyük hastalığı: Kapitalizm. İnsanları robotlaştıran, tek düze haline getiren ve duygulardan azade kılan… Şaşırıyorum. Ancak akıl neden önemli olsun ki? Pusulasını kaybeden zavallı adam. Pusula: Şuur. Yırtıcı hayvanların et arzu ettiği gibi hazzın ve ihtirasın peşinde koşuyor. Zavallı, çirkin ve bedbaht bir duygu bu. Gaye önemlidir sevgili arkadaşım. Aynı potada erimek ve kainata meydan okumak… Ancak emek ile harman olmayan gaye de bir anlam teşkil etmez. Şuursuz ve amaçsız… Kerpiç taşıyla Selimiye inşa edilmez. Ve susuzluğunu gideremeyen her dava, fetihsiz yaşamaya mahkumdur.

 

 

 

Bir cevap yazın ya da yorumda bulunun