Sürdü Kilidi, Söndürdü Kandili…!

” – AYNALARA SAPLANTILI, PARA ANORMAL FETİŞİST, UCUBE SURETİNE BAKMALARDAN, KENDİNİ, ALAY-I VALA GÖRMEKTEN MUZDARİP, SEVİNCİK DELİSİ KESİLİP

İÇİNE DÜŞTÜĞÜ MAĞRURLUK, KİBİR SAÇAN, DEV AYNALARINDA, KENDİNDEN GEÇEN

KENDİNİ KADI, MAHKEMEYİ DE, KADININ MALI, MÜLKÜ SANAN, SAYAN BENCİL …..

GUDUBETLİK FIÇISI, SIĞLIĞIN, ÇÜRÜMÜŞLÜĞÜN PİRİ…


NÜFUSUNU, MAKAMINI, GÜCÜNÜ, KÖTÜYE, RANTA, BELAYA- GADAYA KULLANAN…,

HİLKAT GARİBESİ, İNSANLIK KAÇKINI, DELİ DUMRUL KILIKLI…,

MAZLUMLARIN CELLADI, TESCİLLİ RİYA ÇANAĞI, İÇTEN PAZARLIKLI, FİTNE-FESAT, NARSİST BAĞNAZ, HORTLAK SİNAMEKİ…,

İÇTEN PAZARLIKLI, FİTNE-FESAT, NARSİST BAĞNAZ, HORTLAK SİNAMEKİ….! ”



SÜRDÜ KİLİDİ, SÖNDÜRDÜ KANDİLİ….!

Ayran gönlümün hey heyliğinde, kabarıp taşıp, kabına sığmamışlığında 

Hayatımı zehir, dünyamı Kabir yapanlığınla 

Düpedüz, müstahaklığında 

Ruhumun…

Pervasız gönlüme,ayak uydurup, hatta

Onunla, aşık atmaya kalkmışlığında 

Anlaşılan o ki

Çatladı, sabır küpü

Görünmeyenliğinde birileri, gocundu bu halimden…

Alemlerin bir yerinde, hayatın karanlık zulasında, olmadı; derme-çatma küf kokulu, iç karartan merdiven altlarında tüneyip, sırtlan kesilen birilerinin 

Beni ve bencileyin,

<< – Duygularıyla ruhu dizginlenemeyen, aklı ipe-sapa gelmeyen

Kabına sığamayıp, dünyaların dar gelmişliğinde

Olur’u olmazı, hele ki de halini beğenmeyenlere …. >>

Dahası…,

Ben garibim misali, Leylim akıllı; sıklıkla iki arada- bir derede kalma hallerini görmekten, gözleri yuvalarından fırlamış

” – Dur-duraksızlığın (!) ” Tüm hallerini, pek tabii ki melanetliği ile çilesini, ceremesini tadıp, diyetini ağır mı ağır ödeyerek yaşayan…

Namlı mı namlı, üstelikte tescilli, MUHALİF, SAKINCALI, pek çok KARANLIK ŞER ODALARIN MİMLİ MÜPTELALARINA; MUZUR ÖMÜRLÜ GELEN, GÖRÜNENLERE…

Pek değil, hiç mi hiç tahammülü ve toleransı olmayan; O GİZEMLİ, TUMTURAKLI…

Aklı sıra, aklı evvelleri, hele hele de becerebilseler; hayatın, düzenin, kişilerin iplerini, idarelerini elinde tutmayı, pek sevip; yaşam biçimi yapıp, iş edinen

Kendi dışındaki ömürlere, hayatlara, dünyalara, kültürlere, değerlere

Hele ki de

Ben ve benim gibi, <> Musallat olup…

Kudretini, azametini, heybetini gösterip; çile çektirmeyi, dünyayı dar getirip, böylelerine, dünyanın kaç bucak olduğunu her fırsat ve ortamda gösterip

” – Kendimden başka, kuş tanımam ..! ” Ukalalıkların da ahkam keserek, gücünü, forsunu dahası, zulmünü güçsüzlerde gösterip, arz-ı endam ederek…!

<> Zorbalığını yedi düvele kanıtlamaya meraklı, burnuna sırıkla bok yetişmeyen edalarıyla;

” – Kasım, kasım kasılıp, fors atmayı, adamlık sayan . ” Karanlıklar efendisi, korkunun kralı…

Bulduğu her fırsatta ” – GEDİK AHMET PAŞA ” Tavrıyla, kanlara girip, canlar alarak,

ARNAVUT İNADINI ve GEDİKLİĞİ kimselere kaptırmamakla övünerek; tarihi gerçek bilinmese neredeyse,

Kendini, GEDİK AHMET PAŞA ilan edecek kadar, saplantılı, Zebani müsveddesi…,

KASIM PAŞALI DİNGO olmakla övünürken, kazdığı kuyulara düşürdüklerine acımasız.. Ömür kitabında, her herze yazsa da”- İNSAN GİBİ İNSAN” yazmayan, kendi kazdığı kuyuda boğdurulup, öldüğünde kanının donup, akmadığı martavallarıyla kötü ününe ün, siciline, seceresine, <> Yazdırtacak kadar, girift, alengirli…

Yetmedi, dahası bir o kadar da, İŞKİLLİ, KUŞKUCU, KÜSTÜM OTU KILIKLI PAŞA namıyla anılmasına sebep olacak kadar da kapalı kutu, zehri içinde, alası- turası çok…

Gelin, görün ki bu kuşkuculuğuyla KORKU NÖBETLERİNDEN MUZDARİP PARANOYAKLIK DA SINIR’SIZIN TEKİ OLUP, ÇIKAN KİMLİĞİYLE…,

Karakteristik HASET KADI kılıklı, egemen ve muktedir güç odağı, ŞEYTANIN VEZİRİ, MELEĞİN YARDAKÇISI olup, çıkmış teki…!

Kendine yakışanı yapıp, işkilliliğini icra ederek…!

Üşenmeden homurtusuna homurtu, genirtisine genirti katarak…

Osuruğuna kavilik de ortalığı, kokuya belemekten geri durmazlıkta…,

Yaldır-yapalak, yelken-kürek hallerde, celallenerek, karnındaki buğz saçıp-dökerek ortalığa; uzandı, kırılası eli, söylendi kopasıca, kem dili, öfkeli hallerinde…

Acımasızlığı, gaddarlığı, Alamet-i Farikası olmuşluğunda…

Sürdü, kilidi…!

Söndürdü, kandili…!

Sürdü kilidi, söndürdü kandili…!

SÜRDÜ KİLİDİ, SÖNDÜRDÜ KANDİLİ…!

Homurdanıp, diliyle-dişi arasından kuzey yelinden de beter, ayaz saçarak…,

İhmal etmeden, söylendi durdu, bu arada, patlamış mısır sesi kaplasa da ortalığı, itibar etmedi buna, bizim KÖTÜLÜĞÜN EFENDİSİ..!

<< – Madem ki, anlamıyorsan dilden, işmardan, ikazdan, ihtardan, boşa demezler bilesin ki…

” – Nush İle Uslanmayanı Etmeli Tekdir Tekdir İle Uslanmayanın Hakkı Kötektir….! ” Lakırdıları havada uçuşurken, kavradı öfke ve ceberutluk la kilidi, bizim alametli, haşmetli .

AYNAROZ KADISI kılıklı SİNAMEKİ…!

AYNAROZ KADISI kılıklı SİNAMEKİ…!

Gecenin karanlığına karışan, tiz ve ürkütücü Baykuş sesi gibi dağılıp, dalgalanan sesiyle

Öfkeye kesmişliğin alameti, burnundan solumalar arasında, sürdürüyordu hala, diline doladığı, kükremeler ile bölünen söylemini…

<< – Sen ve senin gibi Tokattan, falakadan, hasılı…

Layık olduğun ezadan almalısın payını, bilmelisin haddinle Hanyayla, Konya’yı…

Şimdi, çek bakalım cürmünü…,

Elinle yapıp, kıçınla yıkıp; burnunun olmadığı deliğe, kafanı sokmaya kalkıp; üstelikte, haddini fersah fersah aşmışlığın, ceremeye, köteğe alışmışlığınla…;

Sanır mısın ki, dayağa şerbetli, çileye ve azaba aşinalık, kurtarıp, iflah ve ihya eder mi, seni ?

Diyerek ve arkasından ağzına, diline sökün eden, daha beter ve ağır sözleri…,

”- Sanma kendini sahipsiz başını, yularsız sırtını, palansız eşeksen, bil eşekliğini; çüşe çök, dehe yürü…!

Gör bakalım, nasıl tımar edip dar getirirmiş dünyayı birileri sana ve senin gibi mendeburlara…” Dedi!

Beceremeyip, kontrol edemediği öfkesinin 

Tıpkı, gece karanlığı gibi katmer katmer çoğalarak 

Heybetle, dalga dalga kabararak; nefretin, gecenin sükunuyla, huzurunu boğup yok etmişliğinde…

Ve, ardı sıra 

Hışımla, haşmetle daha da beteri TAVUS KUŞU gibi çirkin ve bet, ciyak ciyak çoğalan 

AYNAROZ KADISI kılıklı SİNAMEKİ’ nin, çoğalmakla kalmayıp; kulak tırmalayan, beyin uğuldatan sesi

Tavrına, edasına, hele hele de höykürüp, homurdanmasıyla 

Gök gürültüsüne misliyle fark atıp, onu bile sollayacak yüksek parazitli, pazar çığırtkanlarını aratmayan sesine, ağzından saçtığı salyaya, köpüğe ve

Sinire yenilgiden kısılarak mercimek tanesine dönüp çıkan, göz çukurunda yiten gözleri ve çürük patlıcanı çağrıştıran, yüz rengine uygunlukla…,

Sallanarak, yükünü almış DİLENCİ VAPURU gibi…

Gecenin içinde karaltı karaltı çoğalarak, abanarak üstüme üstüme…

Ha devrildi ha devrilecek hallerdeki, sarsıntı ve sallanışlarla, geçerek kendinden…,

AYNAROZ KADISI kılıklı SİNAMEKİ, Sürdü kilidi, söndürdü kandili…!

Sürdü, KİLİDİ…!

Söndürdü, KANDİLİ…!

SÜRDÜ KİLİDİ, SÖNDÜRDÜ KANDİLİ…!

Mualla SEZGÖR YASSIBAŞ / İSYANİ
Immenstaad / Almanya
08 / 05 / 2021 – Cumartesi
Saat ; 02_20

Bir cevap yazın ya da yorumda bulunun