Sn Ercan Bey’in eleştirel yorumlarına Editörden Cevap

Öncelikle Sn Yılmaz Dikbaş’ın ‘Beylik Tabancası’ adlı yazısını okumayanlar buradan ulaşabilirler. Bu yazıya eleştiri manyetinde Gündem Arşivi sahibi ve editörü olarak asıl hedefi olan bana yazılmış yazı başlığı olan, “Beylik Tabancası” başlıklı yazıya yönelik eleştirilerim yazısına da buradan ulaşabilirsiniz.

Gündem Arşivi adına yapılan eleştirilere yanıt;

Sitede yazarlarımız yazılarını taslak olarak bana gönderirler. Bana gelen yazıların tümünü iletmiyorum. Sn Ercan Bey de çok iyi bilir ki ilk yazdığı sıralarda yazıları için çok haberleştik.

Twitter’dan dostlarımızla birlikte kurduğumuz bu sitede, tweetlerini çok beğendiğim ve topluma fayda sağlayacağına emin olduğum arkadaşlarımı da burada yazmaları için ricalarda bulundum. Amatör dönemlerimizde, ben dahil ekipçe birbirimizden destek alarak yazdık. Daha sonra yeni yazar dostlarımız ile daha da zenginleştik.

Bu site, ekipçe ortak kurulsa da sahip olarak adı geçen benim. Bu sebeple siteyi ilgilendiren hukuksal yenilikleri özenle takip ediyorum. Şu an itibariyle sitemizde 1536 yazı paylaşıldı. Bugün, 7 yazı daha paylaşılacak ve taslaklarda kontrol bekleyen toplam yazı şu an 93 adet!

Ben bu site açıldığından beri özenle yazıları okuyup ilettim, bugüne dek hiçbir yazı için her hangi bir şikayet almadım. Bazı yazıları birkaç arkadaş ile süzgeçten geçirdiğimiz de oldu. Tüm yazarlarımızın tüm yazıları hakkında neler olup bittiğini tüm yazarlarımıza aktarmam da mümkün değil, en başta etik olmaz! (Ayrıca, sitemizde birçok kategoride yazılar aktarıldı, demokratik ortam olsun diye zıt görüşler dahilinde ‘örneğin dindar ya da ateist’ yazıları ilettim. Çok sesli kültürü toplumca edinelim istedim. Bunca kategori hiçbir sitede yok! Çocuk yazarlara değin yelpazemiz çok geniş.)

Taslak olarak gönderilmiş bir yazıda, kafamda soru işareti oluştuğu vakit; benden tecrübeli insanlardan (yayınevi sahibi olanlar) görüşler alarak karar verdiğim de oldu.

Birçok yazarlarımıza yazılarını iletmeden görüşlerimi ilettim. Sn Ercan Bey yazısında şöyle bir cümle kurmuş:

Yani aslında arada bir kontrol ve denetim fonksiyonu var. Bazı yazıları ise okumadan, sadece destek vermek için beğendiğimiz, başkaları okuyabilir diye RT ettiğimiz de oluyor. Bu güven ilişkisi böylece devam edip giderken 5 Ekim tarihinde bu sitede yayınlanmış bir yazıyı okumak istedim;

Yorumuna cevabım:
Gündem Arşivi okurlarımız, bir şeyi okumadan sosyal medyadan paylaşmaz! Ki birçok sitenin sosyal medya hesaplarını da takip ederse eğer, sitemizin Twitter hesabındaki kadar hiçbir sitenin yazısına da bizim ki  kadar (içerikle ilgili ve bilinçli) çok yorum yazılmaz! Belki beyefendi yazıların tamamını okumuyordur saygılar. Bu arada okurlarımıza takipleri ve destekleri için sonsuz teşekkürler ediyorum.

Okurlarımızı, yazarlarımızı düşündüğü için çok teşekkür ediyorum Sn Ercan Bey’e. Yazısının sonunda bitirdiği cümle ile devam etmek istiyorum.

Bu tür suç unsuru taşıyan yazıların, beğeni veya postalama ile aynı suçlardan sorun yaşamaması en büyük dileğimdir.

Suç unsuru olarak Sn Ercan Bey hakim olup karar vermiş. Hedefindeki uyarıyı yaptığı, değerli okur ve gönüllü destek veren dostlarımıza bu mesaj bir şey ifade etmeyecektir. Çünkü kaliteli ürünler verdik ve birkaç aya kadar üçüncü yılımızı dolduracağız.

Sn Ercan Şimşek’in bu yazıyı neden kaleme aldığını aktarayım;

Beyefendi eleştirdiği Beylik Tabancası yazısını okuduktan sonra bana, yazıyı hemen kaldır yoksa başın yanar; hepimizi yakarsın gibi sözlerini okuyunca bende sesli bir kahkaha belirdi. Eğer bu yazıyı kaldırmazsam, kararlarını gözden geçireceğini yani gerekirse ayrılmam gerekebilir dedi.

Gece yarısı gönderdiği bu mesajı okuduktan sonra, sabahında işe gitmeden aradım ve telefon ile görüştük. Ona dedim ki; sitemizdeki üyelik şartlarımızda yazılardan yazıları yazan yazarlar sorumludur diye yazıyor.

Velev ki dedim; sorun yaşadı Sn Dikbaş Bey’in kalemi, bu onu bağlar, ondan sonra ise birini bağlayacaksa o ben olurum, site yazarlarımızı bağlamaz dedim ve ekledim, bir kaleme yanıt kalemle verilir diyerek profesyonel hareket etmesinin gerektiğini ve eleştirisini yazıyla kaleme almasını önerdim.

Çok korkuyorsa, yazamamalı bir insan. Birçok yazar dostlarımı da ürkütmeye çalıştığına tanık olduğum halde, hala aynı korkuyu bu yazısında da aktararak yazar dostlarımı yeniden uyarması, ironik geliyor. Sn Ercan Bey’e dostlarım adına çok teşekkür ederim. Benden çok düşünüp, çok seviyor ve çok önemsiyormuş sağ olsun.

Eğer başlığa uygun yalnızca bir yazıyı eleştiri yazısı yazmış olsaydı (profesyonel bir yol işlemiş olacaktı), yazı amacına uygun tartışma ortamı olabilirdi. (Başlıkta eleştireceği yazı, yazıda eleştirilen benim.) Bu yazısındaki bu yanlışa kişisel olarak eleştirilerimi iletmiyorum. Bunca zaman kalemiyle emek vermiş birisini rencide etmek bana yakışmaz.

Abdi İpekçi’nin ölümünden sonra medya bir daha eskisi gibi olmadı, biliyorsunuzdur. Yıllardır gazeteciler göz altına alınır, hatta suç teşkil etmeyecek konularda dahil suçlamalara çok kez tanık olduk. Örnek verecek olursam, Bekir Coşkun defalarca yargı karşısına çıktı. Ama bulunduğu gazetedeki yazarlar, Bekir Coşkun’un yazdığı gazetede yazdıkları için suçlanmadı! Keşke, sağ olsaydı da onla aynı yerde yazsaydım, şerefimi arttırırdı. Özetle demek istiyorum ki Sn Yılmaz Dikbaş’ın yazısından sorun yaşarsa ki yaşamaz, Sn Dikbaş ile aynı sitede yazan şair arkadaşımla neden uğraşsın ki sistem? Olaylara büyük bakmayı öğrenmek gerekiyor.

Sitemizde siyasi yazılar devede kulak kalır. Sanat, bilim, kurgu, deneme, biyografi, kitap tanıtımları, öyküler, edebi, felsefi hatta en çok toplum yazılarımız var. Kalemini dik kullanan yazarlarımız da var. Ülkemizde bir asra yakın hiç olmadığımız kadar zor zamanlardayız ve bu zor zamanlardan geçerken, kurtuluş için yalnız seçim umudumuz var. Demokrasiyi ve Cumhuriyeti yeniden yaşamak istiyoruz.

Tüm yazarlarımızla buluştuğumuz ortak izimiz, Atatürk’ümüzün yoludur. Topluma ışık olmak ve demokratik çoğunlukla ileri gitmek için çok çabalıyoruz.

Korksak, ne olur? Sussak, her şeye?… Yazmadan olur mu?… Tüfekçi Tahsin (Hasan Tahsin) gibi milli duyguları yaşatsak, hatırlatsak; bunlar toplumun ihtiyacı değil mi? Nazım’ın deyimiyle sorayım bir de; sen yazmazsan, ben yazmazsam, biz yazmazsak, nasıl çıkar karanlıklar aydınlığa?..

Kalemiyle gerek son kundaklı orman yangınlarında gerek siyasal olaylarda ışık olmaya, cesaretiyle yanmaktan korkmadan yüreğiyle kalem tutmuş, tüm aydın yazarlarımızın önünde saygıyla eğiliyorum.

Samimi eleştiri bulmadığım bu yazı için son yorumum; dostane yazıp, düşmanca hedef göndermeleri vardı. Cevap verme sebebim uzun zamandır birlikte olduğumuz bir yazar arkadaşımızdı. Kalemleri için nezdinizde ona çok teşekkür ediyorum. Hayatında başarılar diliyorum.

Not: Sn Ercan Bey’in son yazısındaki editemde özellikle; tüm Sn Yılmaz Dikbaş Bey için anlatımlarında ve site için kullandığı anlatımlardaki ekleri (-miz) kaldırdım; çünkü kendisi yazarımız veya sitemiz diyerek sahip çıkacak samimiyette değil! Yazının samimi bir dil kazanmasını istedim bilginize arz olunur.

Beylik Tabancası yazısındaki eleştirilerine yorumlarım;

Bu yazı duygusallık içerir. Vatanını seven herkes için TSK en mühim kurumumuzdur. Kurtuluş Savaşı’mızı kazandıktan sonra vatanımızı düşman işgalinden kurtarmış olan bir halkız.

Bu yazıyı sitede paylaşırken, hiçbir arkadaşımla ortak karar almadım. Yalnız benim kararımdır.

Ergenekon ve Balyoz davalarında üzülerek izlediğim haberleri hala unutamıyorum. Bari kendilerini savunsalar diye üzülerek izlemiştim. Biliyorsunuz, Ergenekon için valizlerce kanıtlar toplanmış ve seneler sonra Ergenekon’a dair kanıt bulamadık diye davayı kapatmışlardı.

Kozmik odaya girilmesi, ardından aynı hafta içinde diğer ülkelerdeki tüm ajanlarımızın öldürülmesi hala içimde yas. Askerlerimiz aşağılandı bu ülkede, zehirlediler üstüne, sonra donarak ölenleri mi anlatayım yoksa hiçbir şey kazanmadığımız Arap ülkelerinden yüz binlerce şehit dönen askerlere mi gideyim. Silah malzemeleri üreten fabrikalarımızın satışı ve askeri okullarımızın kaldırılmasına değin, sayılamayacak kadar yaramız çok.

TSK ya da askerlerimiz hakkında her vatansever duygusal yazar. Sn Yılmaz Dikbaş ise araştırmacılığı ile yazdığı kitaplarla vatanseverliği tartışılmaz gerçektir.

Yazısını ilk okuduğumda kalemini sert buldum, samimice söylüyorum üzerinde çok düşündüm. Ama o ve onun gibi düşünenler (duygusal) ya da zıttını düşünenler de tartışmalıydı. Engel olmaya ne hakkım vardı! Elbette, intihar söylemi benim için de ağırdı. Fakat, o dönemi düşününce Sn Dikbaş’a da hak vermedim diyemem. Beklentilerinde, muhtemelen benim ve birçoğumuz gibi TSK’nın son durumu yoktu. Yazısında, hayal kırıklığını dile getirmiş olarak buldum.

Ergenekon davasında ölen bir generalimizi anımsıyorum, kanser hastasıydı bu uydurma davayla da ölümünü hızlandırmışlardı. Haksızlıklarda sessizlikleri toplumu üzmüştü! Tarihimizdeki kahramanlıkları umarak izliyorduk!

Yazarımıza Sn Ercan Bey yazında şu soruyu sormuş;

Gazi Mustafa Kemal Atatürk hakkında İDAM cezası verildiğinde belindeki beylik tabancası ile ne yapmalıydı? Bu kararı bir onursuzluk olarak mı görmeliydi?

Bu sorusuyla okuduğu yazıdan Beylik Tabancası’nın işlevini anlamadığı ortaya çıkıyor. Başkomutanımız, çok büyük şerefle ve onurla yaşadı ki tüm dünyanın dilinde halen taktir konusudur. Atatürk örneğinizi mantıklı bulmadım, çünkü doğru olan savaşında zaten beylik silahını ve fazlasını kullanmıştı Mareşal’imiz! Vatanı satan padişah için intihar edilmez, karşısında kullanılır!

Mecburi görev yapan, NATO’daki subaylarımız hain mi diye sormuş; burada algı manipüle (saptırma) amacı görülmekte. Ne yazısını kaliteli buldum ne de üslubunu değerli.

Not: Beylik Tabancası yazısını okuduktan sonra, beylik tabancasının ne işe yaradığını öğrendim. Vatanımızda mesleki görevini tam yerine getiren tüm askeri görevdeki büyüklerimiz başta olmak üzere, herkesin görevlerinin sorumluluğunu üstlenip, tüm mesleklerindeki görevlerde çalışan vatandaşlarımızdan beklentim; görevlerini tam ve yarınlara ışık olacak şekilde yorulmalarını rica ediyorum. Bu zor günlerimizde, hepimiz her yerde doğru ve en azından hakkımız helal olacak şekilde emeklerimizi esirgememeliyiz.

Kemalist İlkay!

 

 

Bir cevap yazın ya da yorumda bulunun