Sızı

Her gün kulağınızda çınlama ile uyandığınızı düşünün. Rahatsız şekilde elinizi yüzünüzü yıkadığınızı. Lavaboya dökülen damlaların kızıla çaldığını. Aldırış etmeden üstünüzü giyindiniz. Bitkinliği bir türlü atamıyorsunuz. Bacaklarınız, dizleriniz vücudu taşırken zorlanıyor. Eklemlerinizde geçmeyen bir ağrı var. Bakışlarınız bulanık, uzağı göremiyorsunuz. Evden çıktınız işe gidiyorsunuz. Herkeste aynı belirtiler. Ama kimse aldırış etmiyor. Mesai bitti. Yorgun çehrenizde derinleşen çizgilere sahipsiniz. Ekmek poşetini dahi taşımakta zorlanıyorsunuz. Evin kapısından ayaklarınızı sürüyerek girdiniz. Keyifsiz bir yemek yediniz. Ardından televizyonun karşısına, yarın yine aynı şekilde uyanacağınızı bilerek, geçtiniz. Gün boyu taşıdığınız sızınızı unutmak istercesine uyuya kaldınız… Böyle kaç gün geçer?

İşte toplumsal bünyedeki yaralar, sorunlar ve çelişkiler de her gün taşıdığımız sızı gibidir. Aldırış edilmez, görmezden gelinir, kulak arkası edilir. Adeta onla yaşamaya alışılmıştır. Her gün artan sızı dayanılmaz hale geldiğinde ise o güne kadar pusuda bekleyen kronik rahatsızlıklar şiddetlenir. Birden ortaya çıkar. Birden tepe taklak olur hayatınız. Yıllardır sapa sağlam olan bedene ne olmuştur? Hayatında hastaneye hiç gitmeyen siz, randevudan randevuya koşarsınız. İşte, toplum hayatı da böyledir. Aldırış edilmeyen o sızı gün gelir toplumda kronik rahatsızlıkları getirir. Aldırış edilmeyen sızının iniltileri feryada dönüşür. Su çaldığınız yüzünüz kan ve gözyaşından geçilmez. Aynada görülen bitkin biri değil, yatalak bir hastadır!

Geride bıraktığımız yılın son günlerinde açıklanan asgari ücret, kadın cinayetleri, şiddetin ürettiği şiddet ve adaletsizlik bu ülkenin sızısıdır!

Arda ÇELİK, 01.01.2021 – Ticari Hayat

Bir Cevap Yazın Ya Da Yorumda Bulunun