Robotlar

Hayatımıza hızlı bir şekilde girmeye başlayan robotlar ile gündelik yaşamımız nasıl etkilenecek bilmiyorum. Onlar mı bize uyacak, biz mi onlara?

Yemek salonuna girince ilk dikkatimi çeken şey, “Salonumuzda sentetik yiyecek veya katkı maddesi kullanılmamaktadır” yazısı oldu. Masaya oturduğum anda yanımda genç bir kadın belirince irkildim, ister istemez.

Genç kadın:
-Efendim, hoş geldiniz. Ben sizin kişisel servisinizden sorumlu robotum, dedi.

Masanın ortasına ne olduğunu bilmediğim küçük bir kutu koydu. Elindeki uzaktan kumandaya benzeyen bir şeye basınca kutudan üç boyutlu yemek görüntüleri çıkmaya başladı. Siparişimi bu görüntülere göre seçip verebileceğimi söyleyerek beklemeye başladı, kişisel servis robotum.

Şaşkın şaşkın baktığımı gören servis robotu,

-Efendim isterseniz ben size yardım edebilirim. Bu görüntülerden arzu ettiklerinizi parmağınızla gösterdiğinizde seçmiş olursunuz. Tüm seçimlerinizden sonra, beğendikleriniz size tekrar gösterilecektir. Tekrar gösterimde beğendikleriniz siparişiniz olarak kabul edilecek ve mutfakta hazırlanmaya başlayacaktır. Ayrıca, yağ, biber, salça ve tuz oranları gibi yöresel seçimlerde de bulunarak, siparişlerinizi kişiselleştirebilirsiniz. Yöre ismi belirterek de sipariş verebilirsiniz, dedi.

Ben ağzı açık kızcağızı izliyordum yalnızca. Benim kişisel servis robotumun, giyim kuşamına karışabilir miyim acaba diye saçma bir soru da geçmedi değil kafamdan?

Dış güçler, beni takip etmek için mi gönderdi bu robotu? Beni kullanmak için açıklarımı ve zaaflarımı bulmaya çalışıyorlar galiba diye düşünürken, birden aklıma robotları birbirleriyle kavga ettirmek için nasıl ayırımlar kullanabiliriz acaba sorusu geldi? Solcu, sağcı, Türk, Kürt, Sunni, Alevi, ateist, kadın, erkek, siyahi, beyaz ayrımlarını bunlar için kullansak, birbirleriyle kavga ederler mi ki? Benim salak salak boş baktığımı gören servis robotumun,

-Efendim iyi misiniz?, dediğini duyunca kendime geldim.

-İyiyim, iyiyim, diyebildim zorla. Sen bana Antep usulü ciğer kavurma ve üç şiş ciğer kebabı getirirsen sevinirim. Yanında da bol köpüklü ayran olsun, diye ekledim.

Siparişi alan servis robotu, uçarak yanımdan ayrıldı. Şaşkınlığımı üzerimden atmaya çalışırken etrafı izlemeye başladım. İnsanlar, mutluluk içinde yemeklerini yerken şen şakrak muhabbetlerine devam ediyorlardı. Benden başka o saçma sapan soruları düşünen yoktu galiba. Kendimden utandım aklıma gelen deli sorulardan. Dış güçler beni kullanacakmış dedim gülerek kendi kendime. Seni kim, niye kullansın şapşik diye devam ettim içimden. Bir ara aşıların içinde cip takacaklar bize diye korktuğumuz günler gelince aklıma sesli güldüm. Cip yerine beyin taksınlar diyerek az dalga geçmemiştik birbirimizle.

Yemeklerimi tam düşündüğüm gibi hazırlanmış olarak geldi masama. Yemeği yerken kendime gülmeye devam ediyordum. Nasılda içimize işlemiş adamlar bu ayrımları. Kimi ve neyi görsek hemen aklımıza bu saçmalıklar geliyor. İnsan olmayı başarmış, insanların aklının ucundan bile geçmeyen saçmalıklar.

 

Saygılarımla,

Mehmet ÇALIŞKAN

Bir cevap yazın ya da yorumda bulunun