Rahatsız Etmeye Geldim

Muhabbet: Gönül. Samimiyet: Vicdan. Kimi insanlar beyhude yaşar. Bu durum hiçbir zaman gün yüzüne çıkamayan kıymetli madenleri anımsatır.

Dürüstlüğün güçlü bir diyalog olduğuna inanırım. Oysa tevazu muhatabında makbul! Muhabbet aynı lisanı konuşanlar arasında! Yalnızlık kimi insan için korkunç bir kabus kimi insan için ebediyete açılan bir kapı.

Yabancılaşmaktan korkma! Ne diyordu Kafka? ‘İçi insanlarla dolu büyük evler var karşıda, gene de tek odada bir başına olmak, bir evde yalnız yaşamak, yaşamın en önemli yanı, daha doğrusu: Kimi zaman yalnız kalabilmek mutluluğun ilk koşulu.’

Sonra can ve arkasından gelen canan. Can kim? Canan kim?

Dürüstlüğün hüküm sürdüğü muhabbetler, çağlayan şelalelere benzer. Ancak çıkar ve riya girdi mi meselenin tüm rengi değişir.

Devir muhabbet devri değil ey talip. İnsanlar don değiştirir gibi insan değiştiriyor. Daldan dala atlayan koca bir yığın… Eşyanın daha kıymetli sayıldığı buhranlı bir cemiyet. Saygı yok, sevgi yok! Ya dürüstlük? Erdem, tozlu raflara kaldırılmış kıymetli bir mefhum…

Sonra dar zihinlerde zehir gibi yayılan ihtiras ve arzu. Hangi ihtiras? Hangi arzu? Kadın bedenini sergilemekle meşgul. Erkek ete koşan bir vahşi bir hayvan…

Bir cevap yazın ya da yorumda bulunun