Peki, neden Haluk Levent?

O beni tanımaz, ben de onu tanımam. Tanışmamızın bir şeyi yok. Aslında şahsen tanışmayız. Fakat, fikren ve zirken tanışırız. Ticari faaliyette bulunduğu zamanlardan tanışırız.

O batarken, ben de batarken…

O hukukla dolaşırken, ben de hukukla dolaşırken…

O polisleri kapıda anlık beklerken, ben de beklerken…

O geceleri rüyasında savcı görürken, ben de görürken…

Kısacası, hiç selamlaşmadığım Haluk Levent ile kendimde o kadar çok ortak yan bulurum ki…

Bu durum toplumun da ortak yanı olmuştur. Herkes, kendinden bir şeyler buluyor. Kimisi suç mahalli anıları, kimisi şov mahalli anılarını buluyor. Kimisi peri kızı masalının rüyasındaki erkek olarak görüyor, kimisi, ayakkabının tekini bulan beyaz atlı prensini…

Haluk Levent; suç işleyip de hatta, affedilmesi mümkün olmayan günahları işleyip de Hacca gidip, oradan da suç mahalline ihramlı resim gönderen magazin figürlerinin, yurda gelince de, artık geçmişe sünger çekmeye çalışan sahte magazincilere benzemiyor. Elbette o, bir Tuğçe G(K)azaz zihniyetli değil. Elbette o,  gece şarkı söylerken en mahrem yerim izleyicilere gözüksün diye özel elbise satın alan ve giyen, fakat aynı gecenin ertesinde gittiği Saray toplantısında, muhafazakârlığın dibine vuran şarkıcılardan da değil. O ergenliğin kusurlarını torbaya koyan, gençliğin yeni zihniyeti üzerine merdiven dayayıp,  aydınlık bir dünyaya tırmanan iyilik meleği… ‘Bir sevap bin günahı affeder’ düşüncesine sığınanlar Haluk Levent’in ergenlik zamanını affederse benim açımdan hiç sorun yoktur. Ben zaten insanlık düşüncesine sığınıyorum.

İnsanlar, Haluk Levent’in doğru yolu bulduğuna şurada emin oldu: Karşılıksız şarkıyla, onca baskının ve hatta mobinglemenin (ötelemecilerin) etkin olduğu dönemde, neredeyse adının yasaklanmasını isteyenlerin prim yaptığı bir dönemde Mustafa Kemal şarkısı söyledi. Bu durum bence Haluk Levent’in “Sosyal Hacca” gitmesiydi; bütün ergenlik günahlarından arındı. Bu durum bir işaret fişeğiydi. Halkın önemli bir kısmı onu affetti; halk geçmişe sünger çekti.

Haluk Levent, sonrası ve hatta şu an hala tutarlı bir şekilde yaşamaya devam ediyor. Yeni gençlik eski geçmişten nefret eden, anlık mesaj yazan ve yazdığı mesajın yanlışından dolayı hesap vermeyen, ukala veya sorumsuz,  hatalar peşinde olmayan ama kendi gibi benzerlerinin bir arada toplanmasından güç alan, yine de tutucu olan kesime göre muhteşem sayılan bir gençliktir! İşte, bu gençlik Haluk Levent’in gönüllü müridi oldu. Bu müritlerin elbet bir çıkar beklentisi yok; tamamen iyilik müritleri bunlar.

Haluk Levent’in kurduğu ve organize ettiği Ahbap Derneği de bir nevi tarikat sayılır; iyilik, güzellik ve karşılıksız yardım tarikatı… Bu durum, çıkarcı tarikatları görüp de nefret eden büyük kesimde sempati topladı. Bu nedenle de sorgusuz sualsiz Haluk Levent müritleri oluşmaya başladı.

Bir insan çaresiz hasta ise, ölümcül ise, dermansız ise ne yapar?  Muhafazakâr gençlik işin bir yanını Allah’a havale edip, şükür etmesini, sabır etmesini, isyan etmemesini, devletin ve derdi veren Allah’ın derman vereceğini, dua etmesini tavsiye ediyor. Fakat öyle bir kesim daha var ki, anında ve ilk sırada Haluk Levent’i yatağından kaldırıyor. Ondan ümidi kesmeden asıl muhatap olan Sağlık Bakanlığı’na selam bile vermiyor…

Analizimde şuna denk geldim: Hastalığı veya büyük sorunu olan birini yeni geçliğin bir kısmı önce Allah’a havale ediyor sonra devlete. Diğer geçlik önce Haluk Levent’e havale ediyor sonra devlete. Son günlerin kabusunun da etkisiyle ve siyaset böyle devam ederse, sanırım devlet tümden ortadan kalkacak!  Vee maalesef ki böyle giderse, bir süre sonra halkımız çaresiz ve dermansız olan insanlara “ya Allah ya Haluk Levent” tercihini yap diyecektir.

Bu karara, sosyal medyadaki analizleri ve oradan etkilenen gerçek medyadaki haberleri analiz ederek vardım. Siz de farklı bir gözle bakın, bu karara varırsınız.

Ne diyeyim!

“Haluk Levent sonumuzu hayretsin!”

Bir Cevap Yazın Ya Da Yorumda Bulunun