Melekler Peygambere Kalp Ameliyatı Yapmış

Bu yazımda anlatacaklarım İslam’da sağlam kabul edilen kaynaklarda geçiyor. Örneğin, en başta Buhari ve Müslim’in hadislerinde yer alıyor.

Bu hadislere göre, İslam peygamberi Hz. Muhammed’e, melekler en az beş kez kalp ameliyatı uygulamışlardır.
Şimdi, bunların hadislerde nasıl anlatıldıklarına bakalım.

Enes bin Malik’in en başta Müslim ve mezhep lideri Ahmet bin Hanbel’in eserinde geçen şöyle bir anlatımı vardır:

Muhammed, “bir ara, ben çocuklarla oynarken Cebrail gelip beni yere yatırdı, göğsümü açıp kalbimi çıkardı, onun içindeki siyah noktayı (kötülüklere uygun olan yeri) çıkarıp kalbimi zemzem suyu ile altından bir tepside yıkadı ve yerine bırakıp karnımı dikti. Başımdan geçeni gören çocuklar hemen koşup sütanneme, Muhammed öldürüldü diye haber verirler. Gelenler yanıma varınca rengimi bozulmuş bir şekilde görürler.”
Enis devamla; “Ben Muhammed’in göğsündeki dikiş yerlerini gördüm” diyor.

(Kaynaklar: Sahih-i Müslim, İman bölümü, bab 74/162, no. 26); Arif Tekin, “Hz. Muhammed’in geçirdiği ameliyatlar”, Berfin Bahar Aylık Kültür, Sanat ve Edebiyat Dergisi, Yıl:22, Sayı:234, Ağustos 2017)

Ünlü sahabe Ebu Hureyre anlatıyor:

Muhammed’e sordum: İlk peygamberlik işaretini ne zaman gördün? Kendisi şöyle anlattı: “ Ben on bir yaşıma girmiştim. Bir gün Mekke’de bir çöldeydim. Yukarıdan bir ses geldi. Baktım biri diğerinden ‘Acaba bu mudur’ diye sordu. Hayatımda o iki kişi gibi birilerini görmemiştim. Yüzleri, elbiseleri her şeyleri farklıydı. Sonra bana doğru geldiler, her biri bir yanımı tuttu ve biri diğerine, bunu yere yatır, dedi. Beni yere yatırdı ve bir yerimi kırıp dökmeden, canımı acıtmadan göğsümü açtı. İçimdeki kıskançlık ve kötülük organını çıkardılar. Sonra onun yerine merhamet koydular ve göğsümü kapattılar.”

(Kaynaklar: Suyuti, Dürrü’l Mensur, İnşirah suresi, c. 6/364; Mezhep lideri, Ahmet b. Hanbel, Müsned-i Ensar bölümü, Muhammed b. Ubey b. Kab hadisi, no. 21581;Bezzar, Bahr-ü Zihar, c. 9/437, no. 4048)

Başka bir hadiste yukarıdaki anlatımın devamı verilmektedir:

Yine Muhammed’in kendisi anlatıyor: “O iki melek içimi temizledikten sonra yaramı kapattılar ve ümmetimden on kişiyi terazinin bir kefesine, beni de öbür kefesine koydular, ben ağır geldim. Sonra yüz kişi koydular yine ağır geldim. Bin kişi koydular yine ağır geldim. Ondan sonra iki kişiden biri diğerine, ‘Bırak artık tartma! Anlaşılan tüm ümmeti bir kefeye koysak Muhammed yine ağır gelir’ dedi.

(Kaynak: Elbani, Silsiletü-l ehadisi sahiha, c. 459, no. 1545)

Bir hadis daha.

Hz. Ayşe anlatıyor:

Hz. Muhammed Hatice ile beraber Ramazan ayında itikafa girer ve bunlar birlikte Hira dağına giderler. (Açıklama: İtikaf, belli bir süreliğine kendini ibadete vermek demektir.) Bir ara Muhammed mağaradan dışarı çıkınca ‘Selamün alek’ diye bir ses duyar ve biter. Birkaç gün sonra kendisi yine bir ara dışarı çıkar. O sırada Cebrail’in güneşin üzerinde ve bir kanadı doğuda, diğeri batıda olmak üzere görür. Muhammed, ben Cebrail’i böyle görünce korktum, cin sandım ve hemen Hatice’nin yanına koştum. Mağara kapısına varınca Cebrail’i orada gördüm. Burada bana bir şey yapmadan bir zaman belirledi. Daha sonra belirlenen zamanda gelip altın bir leğende göğsümü açıp ameliyat etti ve kapattı. Ondan sonra bana ‘Oku’ diye vahiy ayetlerini bildirdi.

(Kaynaklar: Müsned-i Taylisi, cilt 3/125, no. 1643: İbni Hacer Askalani, Fethu’l Bari, Tabir bölümü beb 1/6982; Suyuti, Durru’l Mensur, Alak suresi, cilt 6/369)

Hadisçilerin en ünlüsü olan Buhari’de üç yerde ve yine ünlü hadisçi Müslim’de de geçen şöyle bir hadis bulunmaktadır:

Ebu Zer-i Gıgari aktarıyor.
Muhammed şöyle diyor:

“Ben henüz Mekke’de iken evimin tavanı açıldı. Cebrail içeri girip göğsümü açtı. Sonra zemzem suyu ile içimi yıkadı. Daha sonra içi hikmet ve imanla dolu olan altından bir leğen getirdi. O iman ve hikmeti göğsüme boşalttı. Ve açtığı yeri kapattı. Sonra elimden tuttu biz göklere çıktık.”

(Kaynaklar: Buhari, Namaz, bab 1/349, Hacc, bab 76/1636, Ehadisi Enbiya bab 5/3342; Müslim, İman bölümü bab 74/163, no. 263)

Buyurun bir hadis daha.

Malik bin Sa’saa, Muhammed’den şunları aktarıyor:

“Ben Kâbe’nin yanında uyku ile uyanık arasında, iki kişinin ortasındaydım. Bana altından bir leğen getirildi, içi hikmet ve imanla doluydu. Göğsümü açtılar, sonra içimi zemzem suyu ile yıkadılar ve o iman ile hikmeti içime bıraktılar. Ondan sonra katırdan küçük, eşekten büyük beyaz bir hayvan getirildi, ben ve Cebrail ona binip göklere çıktık. Ayrıca burada, bu olay olduğunda henüz bana vahiy gelmemişti.”
(Kaynaklar: Buhari, Bedu’l Halk, bab 6/3207, Menakıb-i Ensar, bab 42/3887; Müslim, İman bölümü, bab 74/164, no. 264)

Ünlü hadisçi Buhari’den bir hadis daha:

Enes bin Malik kendisi anlatıyor:

“Muhammed, ben İsra gecesinde (İsra, bir gecede Mekke’deki Mescid_i Haram’dan Kudüs’teki Mescid’ül Aksa’ya Allah’ın emriyle bir mucize olarak gidip gelmek demektir) Kâbe’de uyuyordum. Üç melek geldi. Kendi aralarında beni sordular, hangisidir diye. Onlardan biri şudur, dedi. O gece bana bir şey yapmadan gittiler. Sonra başka bir gece geldiler ve benimle hiç konuşmadan beni alıp zemzem kuyusuna götürdüler. Cebrail göğsümü açtı, zemsem suyu ile temizledi, sonra altından bir tepsi dolusu iman ve hikmet getirdi, o imanla hikmeti içime doldurdu ve göğsümü dikip kapattı. Ondan sonra benle Cebrail gök yolculuğuna çıktık.”

(Kaynak: Buhari, Menakıb, bab 24/3570 ve Tevhid, bab 37/7517)

Değerli Dostlar,

Yukarıda aktardığım “çok sağlam” olarak nitelenen hadislere göre İslam peygamberi Hz. Muhammed en az beş kalp ameliyatı geçirmiştir:

Birincisi, henüz iki yaşındayken, çocuklarla oynadığı sırada;
İkincisi, On bir yaşına girdiğinde Mekke’de bir çölde;
Üçüncüsü, Hz. Hatice ile birlikte Hira dağındayken;
Dördüncüsü, Cebrail’in O’nun evine tavandan girmesi sırasında;
Beşincisi de Kâbe’de uyku ile uyanık arasında meleklerin gelmesiyle gerçekleşmiştir.

Tüm bu ameliyatların ortak yanları şunlardır: Hepsinde altın tepsi var, zemzem suyu var, karnını açıp dikmek var, onun içine iman ve hikmet koymak var.
Değerli Dostlar.

“Çok sağlam” olduğu iddia edilen bu hadislerde anlatılanların doğru olup olmadığını anlamanın tek yolu, İslam’ın kutsal kitabı Kuran’a başvurmaktır.

Âli İmran Suresi, 144. Ayet:

“Muhammed bir resulden başkası değildir.”

Şu gerçekleri biliyoruz: Hz. Muhammed 570 yılında doğmuş, kırk yaşındayken, yani 610 yılında Allah’ın elçisi olarak görevlendirilmiş, vahiy yoluyla Kuran’ın ayetlerini almaya başlamıştır.

Kırk yaşından önce Muhammed; sıradan bir Arap çocuğu, sıradan bir Arap genci ve ticaret adamıdır.
Kırk yaşına kadar Muhammed’in diğer Araplardan bir farkı, üstünlüğü yoktu. Yukarıdaki ayette de açıkça belirtildiği gibi, Muhammed sadece Allah’ın elçisidir ve bu görev ona 40 yaşındayken verilmiştir.
Yukarıdaki hadislerde kalp ameliyatlarının Muhammed’e melekler tarafından henüz peygamber olmadan önce uygulandığı anlatılmaktadır. Bu söylem doğru olabilir mi? Bu söylem Kuran’a karşıdır.
Kuran’da doğrudan Hz. Muhammed ile ilgili iki ayet bulunmaktadır, şimdi onlara bakalım:

Duhâ Suresi, 6–8 Ayetler:

“O seni yetim olarak bulup da barınağa kavuşturmadı mı?
Seni şaşırmış olarak bulup da kılavuzluğunu üstlenmedi mi?
Seni aile geçindirme zorluğu içinde bulup da zengin etmedi mi?”

Ayet çok açık değil mi? Allah’ın elçisi olarak görevlendirilmeden önce Muhammed şaşkın, ailesini geçindirmekte zorlanan bir Arap. Böyle birisine meleklerin gidip, hem de 2 yaşından başlayarak beş kez kalp ameliyatı yapmış olması düşünülebilir mi?

Şûra Suresi, 52. Ayet:
“…Sen kitap nedir, iman nedir bilmezdin. Fakat Biz onu, kullarımızdan dilediğimizi kendisiyle kılavuzladığımız bir nur yaptık. Hiç kuşkusuz sen, dosdoğru bir yola kılavuzluk etmektesin.”

Bu ayete dayanarak soruyorum: Allah, ‘sen kitap nedir, iman nedir bilmezdin’ dediği bir kişiye, yani Muhammed’e, peygamber olmadan önce, 2 yaşından başlayarak meleklerden oluşan bir kalp ameliyatı ekibi gönderir mi?

Değerli Dostlar,

“Çok sağlam” olduğu iddia edilen hadislerdeki akıl dışı, mantık dışı, bilim dışı, İslam dışı, Kuran dışı saçmalıklar konusunda bir yorum yapmayacağım, bunu sizlere bırakıyorum.
Yalnız şu çarpıcı ve sarsıcı gerçeği bir kez daha tekrar etmekten de kaçınmayacağım:
Başta ünlü hadisçiler olarak sayılan Buhari ve Müslim olmak üzere, tüm hadisçilerin tamamı uydurma olan hikâyelerine 1.400 (bin dört yüz yıldır) itiraz eden sözde din adamı çıkmamıştır!
Tam tersi hâlâ üniversitelerimizdeki ilahiyat fakültelerinde, camilerde, televizyon programlarında bu yalanlar büyük bir iştahla anlatılıp durmaktadır.
Yalnız eğitimsiz insanlarımızın değil, çoğu gencimizin de beyinleri bu uydurma masallarla çöplüğe dönüştürülmektedir.
Bundan önceki yazılarımda yaptığım bir çağrıyı da burada bir kez daha tekrarlıyorum:
Yoksul halkımızın vergileriyle yüksek maaş alan Diyanet İşler Başkanlığı yetkilileri ve ilahiyat fakültelerdeki akademisyenler; Kuran karşıtı uydurma hadislere ne zaman karşı çıkacak, sesinizi ne zaman çıkaracaksınız?
Allah’a, Kuran’a, Hz. Muhammed’e hakaretler içeren uydurma hadisleri okuyarak, okutarak, anlatarak aldığınız maaşlar size “helal” olacak mı?
İslam dini ile ilgili gerçekleri öğrenme hakkına sahip olan Müslüman Türk halkı, size haklarını helal edecek mi?

Yılmaz Dikbaş

Bir Cevap Yazın Ya Da Yorumda Bulunun