“Mal ve Mülk Bana Ağırlık Veriyor”

Mustafa Kemal Atatürk, bozkırın ortasında küçük bir kasabadan modern bir kent olan Ankara’yı yaratmakla kalmadı.
1924’den 1937 yılına kadar geçen on üç yılda yaptığı yoğun çalışmalar sonucunda, Anadolu’nun her yanında tarım ve tarıma dayalı alanlarda şu işletmeleri ve fabrikaları kurdu:

• Ankara’da Orman, Yağmurbaba, Balgat, Macun, Güvercinlik, Tahar, Etimesut, Çakırlar Çiftliklerinden oluşan Orman Çiftliği,
• Yalova’da Millet ve Baltacı Çiftlikleri,
• Silifke’de Tekir ve Şövalye Çiftlikleri,
• Dörtyol’da portakal bahçesi ile Karabasamak Çiftliği,
• Tarsus’ta Piloğlu Çiftliği,
• Ziraat aletleri ve demir fabrikası,
• Deri Fabrikası,
• Biri Ankara’da, diğeri Yalova’da olmak üzere iki modern süt fabrikası,
• Şarap İmalathanesi,
• İstanbul’da bir çeltik fabrikası,
• Soda ve Gazoz Fabrikası,
• Buz Fabrikası,
• Malt Fabrikası,
• Bira Fabrikası,
• İki taşlı, elektrikle işler bir değirmen,
• Biri Ankara’da, diğeri Yalova’da iki geniş yoğurt imalathanesi.

Bu çiftliklerin, imalathanelerin ve fabrikaların kurulmasında, işlerin başında Atatürk doğrudan önderlik yaptığı için tüm bu işletmelerin tapusu, Atatürk’e yazıldı.
Yani, tüm bu işletmeler Atatürk’ün malı olarak görünüyordu.

Atatürk, tapusu kendi üzerinde olan tüm çiftlikleri, üretim ünitelerini ve fabrikaları 11 Haziran 1937 tarihinde resmen hazineye hediye etti. Bu çok önemli işlevi yerine getirdiği gün Trabzon’da halka şöyle seslendi:

“Mal ve mülk bana ağırlık veriyor. Bunları milletime vermekte ferahlık duyuyorum. İnsanın serveti kendi manevi şahsiyetinde olmalıdır. Ben büyük millete daha neler vermek istiyorum.”

Atatürk, üzerindeki çiftlikleri, üretim ünitelerini ve fabrikaları resmen hazineye bağışladıktan bir gün sonra, dönemin başbakanı İsmet Paşa’ya bu bağışla ilgili bir mektup gönderdi. Şimdi sizlerle bu mektuptan bazı alıntıları paylaşıyorum:

“İzmir Vapuru, 12 Haziran 1937
Başbakan İsmet İnönü,
Ankara

Hatırlarsınız, Türk köylüsü Türk’ün efendisi olduğunu söylediğim zamanı. Ben, o efendinin arzu ve iradesi altında senelerden beri çalışmış olan bir hizmetkârım. Şimdi beni çok heyecana getiren hadise, Türk köylüsüne naçizane olsa da ufak bir vazife yapmış olduğumdur.

Söz konusu olan hediye, yüksek Türk milletine benim asıl vermeyi düşündüğüm hediye karşısında hiçbir kıymete sahip değildir.
Ben, icap ettiği zaman, en büyük hediyem olmak üzere, Türk milletine canımı vereceğim.

Mustafa Kemal Atatürk”

Değerli Dostlar,

Osmanlı’nın en büyük toprak kayıplarını kendi saltanat döneminde yaşamış olan Sultan 2. Abdülhamit’in; Alman bankası Deutsche Bank, İngiliz bankası Barclays Bank ve Fransız bankası Credit-Lyonnaise’de yüklü hesapları vardı.

Tacını, tahtını bırakıp bir İngiliz savaş gemisiyle İstanbul’dan kaçıp giden son Osmanlı padişahı Vahdettin’in de Barclays Bank’ta hesabı bulunmaktaydı.

Büyük Devrimci Mustafa Kemal Atatürk’ün hiçbir zaman hiçbir yabancı bankada hesabı olmadı.
Atatürk, Türkleri tam bağımsız bir ulus yapma yolunda canını vermeyi göze alarak savaştı ve kazandı.

10 Kasım 1938’den sonra yönetime gelenlerden hiçbirinin Atatürk’ün adını bile ağızlarına alma hakları yoktur!

Yılmaz Dikbaş

Bir Cevap Yazın Ya Da Yorumda Bulunun