Kur’an’daki Çelişkiler

Kur’an’ın hemen her suresinde bir çelişki bulmak mümkündür.
Uzun surelerde ise onlarca çelişkiye rastlanabilir.
Çelişkiler; bir ayette söylenenin başka bir ayette değiştirildiği, farklı ya da tersinin söylendiği tutarsızlıklardan, ayetlerdeki akıldışı, mantıkdışı, bilimdışı yanlışlardan, Tevrat ve İncil’e uymayan hatalı hükümlerden ve bilgilerden oluşur.

Bu çelişkilerin tümünü listelemek çok zor.
O kadar çok çelişki ve çelişki iddiası var ki, sayfa sayfa listelere sığmaz.
O yüzden çok önemli olanlarını listelemeye çalışalım:

Nisa-82: “Hala Kur’an’ı düşünüp anlamaya çalışmıyorlar mı? Eğer o, Allah’tan başkası tarafından olsaydı, mutlaka onda birçok çelişki bulurlardı.”

Bazı islamcılar, 1-2 çelişkinin olabileceğini öne sürüyorlar. Çünkü Nisa-82′de “birçok çelişki” yazıyormuş. “Bir çelişki” ya da “birkaç çelişki” demiyormuş.
“Allah kelamı” olduğuna inanılan bir kitapta tek bir çelişki dahi olmaması gerekir.
Ama bir ya da birkaç değil, yüzlerce çelişki mevcut Kur’an’da.
Bunlar izahı; yapılamayan, izahı; müteşabih-mecazi diye yapılan, izahı; çarpıtılan ve ikna edici olmayan, izahı; Arapça’nın iyi bilinmemesine ve meallerin yanlışlığına bağlanan, izahı; Kur’an’a önyargı ile yaklaşılması olarak yapılabilen ve izahı; bilimsel olmayan, evrensel olmayan, insani olmayan çelişkilerdir.

Bu çelişkiler, 1-2 mealciye değil, adı İslamcılar tarafından öne çıkartılmış 15-20 mealcinin mealleri ve Arapçası dikkate alınarak ortaya konmuştur.
Madem ki bu kitap tüm insanlık için gelmiştir, öyleyse çevirilerinin kolayca yapılabileceği ve dünyanın her toplumundan insanların kolayca anlayabileceği bir şekilde yazılmış olması gerekmez miydi? İzah edilemeyen yanlarını Arapça’nın zorluğuna ve Kureyş Arapçasının bugün yeterince iyi bilinmemesine, içindeki Aramca ve Süryanice sözcüklerin başka anlamlar taşıyabileceğine bağlamak bile bir çelişki değil midir?
Bu çelişkilerin birçoğu, inançlı müslümanların Kur’an’ı okumasıyla bulunmuştur.
Ki bunların çoğu zamanında din adamıydı ve “Kral çıplak!” diyebildiler.
Gayrimüslimlerin de rastladığı çelişkiler vardır elbette. Ki bunun tarihi Muhammed dönemine, ayetlerin ilk okunduğu döneme kadar gider. Hatta Kur’an’a bile yansımıştır bu çelişki itirazları. Ama büyük çoğunluğunu ortaya çıkaranlar müslümanlardır.
Bu çelişkiler nedeniyle vahyin, dinin, peygamberliğin bir uydurma olduğunu görmüştür o müslümanlar. Yani sonuçta, bir ön yargıyla yaklaşımdan söz edilemez.

Müteşabihliğe gelince;
Allah’ın insanlara açıklamak istemediği, gizli bir konuda müteşabihlikten bahsedilebilir. Örneğin, ruh konusunu detaylı açıklamayabilir. Ya da “dabbet-ül arz” ile ilgili fazla bilgi vermeyebilir. İnsanların aklının ermeyeceği, bilgilerinin çok yetersiz kalacağı bir konuda bilimsel detaylara inmeyerek mecazi örnekler verilebilir.
Hatta Mekke döneminde gelen ayetlerde, putperest baskısı nedeniyle açık açık putperest inancına aykırı söylemlerde bulunulamayacak olması da müteşabihliği gerektirebilir.
Ama çelişkilerin birçoğuna “müteşabih” demek nerdeyse, çelişkilerden sıyrılmanın bir yöntemi olmuştur.

A- Kur’an’ın Kendi İçindeki Dinî Çelişkiler:

1- Hesap gününde Allah’tan başkası şefaat edebilir mi?

Edemez / Bakara-48: Kimsenin kimseden faydalanamayacağı, kimseden bir şefaat kabul edilmeyeceği, kimseden bir fidye alınmayacağı ve yardım görülmeyeceği günden korunun.

Edebilir / Meryem-87: Rahman’ın katında söz almış olanlardan başkaları şefaat hakkına sahip olmayacaklardır.

Edebilir diyen diğer Ayetler: Enam-51, İnfitar/ 18-19
Edemez diyen diğer ayetler: Bakara-123, Zuhruf-86, Secde-4

2- Kötülük Allah’tan mı gelir?

Nisa -78: Nerede olursaniz olun, sağlam kaleler içinde bulunsanız bile, ölüm size yetişecektir. Onlara bir iyilik gelirse: “Bu Allah’tandır” derler, bir kötülüğe uğrarlarsa “Bu, senin tarafındandır” derler. De ki: “Hepsi Allah’tandır”. Bunlara ne oluyor ki, hiçbir sözü anlamaya yanaşmıyorlar?

Nisa-79: Sana ne iyilik gelirse Allah’tandır, sana ne kötülük dokunursa kendindendir. Seni insanlara peygamber gönderdik, şahid olarak Allah yeter.

3- Müslüman olmayanlar cennete gidebilir mi?

Gidebilir/ Bakara-62: Şüphesiz, inananlar, Yahudi olanlar, Hıristiyanlar ve Sabiilerden Allah’a ve ahiret gününe inanıp yararlı iş yapanların ecirleri Rablerinin katındadır. Onlar için artık korku ve üzüntü yoktur. (Ayrıca Maide-69 )
Gidemez/ Ali İmran-85: Kim İslam’dan başka bir din ararsa, (bilsin ki o din) ondan kabul edilmeyecek ve o ahirette hüsrana uğrayanlardan olacaktır. (Ayrıca tevbe-30)

4- Cennetin genişliği ne kadardır?

Göklerle yer kadar/ Ali İmran -133: Rabbinizin bağışına, genişliği göklerle yer arası kadar olan ve Allah’a karşı gelmekten sakınanlar için hazırlanmış bulunan cennete koşun.
Gökle yer kadar/ Hadid-21: Rabbinizden bir bağışlanmaya ve eni, gökle yerin genişliği kadar olan, Allah’a ve Resulüne inananlar için hazırlanan cennete yarışırcasına koşun. İşte bu, Allah’ın lütfudur. Onu dilediğine verir. Allah, büyük lütuf sahibidir.

5- İlk müslüman kimdir?

Enam-163′e göre Muhammed.
Araf-143′e göre Musa.
Ali İmran-67′ye göre İbrahim.

6- Kur’an’daki Gaflar: (Allah’a ait olmadığı açık olan Ayetler.)

Hud-2: Allah’dan başkasına kulluk etmeyin. Ben size O’nun tarafından müjde vermek ve uyarmak için gönderilmiş gerçek bir peygamberim.

Şura-10: Hakkında ayrılığa düştüğünüz herhangi bir şeyin hükmü Allah’a aittir. İşte bu, Rabbim Allah’tır. Yalnız O’na tevekkül ettim ve ancak O’na yöneliyorum.

Tevbe-30: Yahudiler, “Uzeyir Allah’ın oğlu” dediler, Hıristiyanlar da “Mesih Allah’ın oğlu”, dediler. Bu onların kendi ağızlarıyla uydurdukları sözlerdir. Daha önce inkara sapmış olanların sözlerine benzetiyorlar. Allah onları kahretsin, nasıl da saptırıyorlar!

Zariyat-51: Allah ile beraber başka bir tanrı edinmeyin. Zira ben size O’nun tarafından gönderilmiş açık bir uyarıcıyım.

En’am-104: Rabbinizden size gerçekleri gösteren deliller geldi. Artık kim gözünü açar hakkı idrak ederse kendi yararına, kim de (hakkın karşısında) körlük ederse kendi zararınadır.Ben başınızda bekçi değilim.

En’am-114: Allah’tan başka bir hakem mi arayayım ki size, her muhtaç olduğunuz şeyi bildirip açıklayan kitabı, o indirmiştir. Kendilerine kitap verilenler de bilirler ki o, senin Rabbin tarafından gerçek olarak indirilmiş bir kitaptır; artık şüphe edenlerden olma.

Bu ayetlerden Kur’an’ı yazanın Muhammed olduğu açıkça belli oluyor. Hitap eden Allah değil, Muhammed. Belli ki gaf yapmış, “De ki” ekini unutmuş.

7- İblis melek midir, cin midir?

Bakara-34′e göre melek, Kehf-50′ye göre ise cindir.

Bakara-34: Hani meleklere, “Âdem için saygı ile eğilin” demiştik de İblis hariç bütün melekler hemen saygı ile eğilmişler, İblis (bundan) kaçınmış, büyüklük taslamış ve kâfirlerden olmuştu.

Kehf-50: Hani biz meleklere, “Âdem için saygı ile eğilin” demiştik de İblis’ten başka hepsi saygı ile eğilmişlerdi. İblis ise cinlerdendi de Rabbinin emri dışına çıktı. Şimdi siz, beni bırakıp da İblis’i ve neslini, kendinize dostlar mı ediniyorsunuz? Hâlbuki onlar sizin için birer düşmandırlar. Bu, zalimler için ne kötü bir bedeldir!

8- İslam’da Vasiyet geçerli midir?

Bakara-180′de ölümü yaklaşanlar için vasiyet etmek şart koşulmuşken, Nisa/ 11-12 ayetleriyle vasiyetin bir hükmü
kalmamış, miras taksimi zorunlu kılınmıştır.

Bakara-180: Sizden birinize ölüm gelip çattığı zaman, eğer geride bir hayır (mal) bırakmışsa, anaya, babaya ve yakın akrabaya meşru bir tarzda vasiyette bulunması -Allah’a karşı gelmekten sakınanlar üzerinde bir hak olarak- size farz kılındı.

Ayete ilaveten, Muhammed’in Veda Hutbesinde şöyle dediği yazılıdır:

“Mirasçı için ayrıca vasiyet etmeye gerek yoktur.”

9- Allah’ın katına olan mesafe-zaman çelişkisi:

Secde 5: Allah, gökten yere kadar her işi düzenleyip yönetir. Sonra (bütün bu işler) sizin sayageldiklerinize göre bin yıl tutan bir günde O’nun nezdine çıkar.

Mearic 4: Melekler ve Rûh (Cebrail), oraya, miktarı (dünya senesi ile) ellibin yıl olan bir günde yükselip çıkar.
Bu çelişkiye bir de Allah katındaki zaman çelişkisini ekleyelim:

Hac-47: Senden çabucak azabı getirmeni istiyorlar. Allah, asla vaadinden caymaz. Doğrusu Rabbının katında bir gün; saydıklarınızdan bin yıl gibidir.

10- Allah herşeyi bilir mi?

Gaybı bilen yalnızca Allah’tır” ayetlerine rağmen Enfal/ 65-66 da Allah’ın bir müslümanın kaç düşmana bedel olduğunu ancak savaştan sonra bilebildiği anlaşılıyor.

Enfal-65: Ey Peygamber! Müminleri cihada teşvik eyle. Eğer sizden sabredecek yirmi kişi olursa ikiyüze galip gelirler ve eğer sizden yüz kişi olursa kafirlerden bin kişiye galip gelirler. Çünkü onlar hakkı ve akıbeti düşünmeyen anlayışsız bir kavimdirler.

Enfal-66: Şimdi Allah sizden yükü hafifletti ve sizde bir zaaf olduğunu bildi. O halde sizden sabredecek yüz kişi olursa ikiyüz düşmana galip gelirler, sizden bin kişi olursa Allah’ın izniyle ikibin düşmana galip gelirler. Allah sabredenlerle beraberdir.

11- Evlilikte Peygambere tanınan ayrıcalık:

Ahzap-50: Ey peygamber! Biz bilhassa sana şunları helal kıldık: Mehirlerini vermiş olduğun eşlerini, Allah’ın sana ganimet olarak ihsan buyurduklarından sahip olduğun cariyeleri, amcalarının kızlarından, halalarının kızlarından, dayılarının kızlarından, teyzelerinin kızlarından seninle beraber hicret etmiş olanları, bir de mümin bir kadın kendini peygambere hibe ederse, peygamber nikah etmek istediği takdirde, onu başka müminlere değil de sadece sana mahsus olmak üzere helal kıldık. Onlara eşleri ve cariyeleri hakkında neyi farz kıldığımızı biliyoruz. Bunlar sana hiçbir darlık olmaması içindir. Allah, çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidir.

12- Allah ve melekleri, Muhammed’e salat eder mi?

Ahzap-56: “Şüphesiz Allah ve melekleri Peygamber’e salat ediyorlar. Ey iman edenler! Siz de ona salat edin, selam edin.”
ayetinde Allah’ın peygambere salat ettiği ifadesi büyük çelişkidir.

Salat = Namaz, dua

Bu ayetteki salat’ın namaz anlamına gelmediğini, destek anlamı taşıdığını öne sürenler de vardır. Bu da apaçık olduğu söylenen ayetler üzerinde bırakın sıradan insanları, İslam alimlerinin dahi anlaşamadığını gösterir.

13- Allah gönderdiği kanunları, hükümleri değiştirir mi?

Bakara-106: “Herhangi bir Ayet’in hukmunu yururlukten kaldirir veya unutturursak, onun yerine daha hayirlisini veya benzerini getiririz. Allah’in herseye gucunun yettigini bilmezmisin? “

Hac-52: Senden önce hiçbir resûl ve nebî göndermedik ki, bir şey temenni ettiği zaman, şeytan onun bu temennisine dair vesvese vermiş olmasın. Ama Allah, şeytanın vesvesesini giderir. Sonra Allah, âyetlerini sağlamlaştırır. Allah, hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.

Nahl-101: Biz bir âyeti değiştirip yerine başka bir âyet getirdiğimiz zaman -ki Allah, neyi indireceğini gayet iyi bilir- onlar Peygamber’e, “Sen ancak uyduruyorsun” derler. Hayır, onların çoğu bilmezler.

Rad-39: Allah, dilediğini siler, dilediğini de sabit kılıp bırakır. Ana kitap (Levh-i Mahfuz) O’nun yanındadır.

Aşağıdaki ayetlerde ise farklı söylenir;

Fatır-43: “… Hayır! sen Allah’ın kanununda değişiklik bulamazsın. Sen Allah’ın kanununda asla bir döneklik bulamazsın. “

Feth-23: “… Allah kanununda hicbir degişiklik bulamazsınız. “

14- Tanrı’nın kitabı düzensiz, karmaşık olabilir mi?

Kur’an’ın genelinde konu karmaşası ve uyumsuzluk vardır. Bir konudan bir başka konuya atlanır. Örneğin Bakara suresinde boşanma konusu işlenirken aniden namaz kılma ve usülleri anlatılmaya başlanır. Ardından tekrar hukuk konularına dönülür.
(Bakara/ 237-238-239)

Birçok surede aynı anlatımlar tekrarlanır. Bu durum Kur’an ayetlerinin karışık ve düzensiz toplandığını gösterir ki Allah’ın koruması altında olan bir kitabın böyle düzensiz olması bir çelişkidir.

15- Edison, Einstein, Ebu Talip vb. ebedi cehennemlik mi?

Ali İmran-115: Onlar ne hayır işlerlerse karşılıksız bırakılmayacaklardır. Allah, kendisine karşı gelmekten sakınanları bilir.

Bakara-217: Sizden kim dininden döner de kafir olarak ölürse öylelerin bütün yapıp ettikleri dünyada da, ahirette de boşa gitmiştir. Bunlar cehennemliklerdir, orada sürekli kalacaklardır.

Tevbe-17: Allah’a ortak koşanların, inkarlarına bizzat kendileri şahitlik edip dururken, Allah’ın mescitlerini imar etmeleri düşünülemez. Onların bütün amelleri boşa gitmiştir. Onlar ateşte ebedi kalacaklardır.

Müslümanların yaptığı zerre kadar işler karşılıksız kalmayacakken, inanmayanların bütün amelleri boşa gidecek ve sonsuza kadar cehennemde işkence görecekmiş. Tanrı böyle haksızlık yapar mı?

16- Şüphesi, çelişkisi olanın soru sorması yasak!

Maide-101: Ey iman edenler! Size açıklandığı takdirde sizi üzecek olan şeylere dair soru sormayın. Eğer Kur’an indirilirken bunlara dair soru sorarsanız size açıklanır. (Halbuki) Allah onları bağışlamıştır. Allah çok bağışlayandır, halimdir (hemen cezalandırmaz, mühlet verir.)

Maide-102: Sizden önceki bir millet o tür şeyleri sordu da sonra o yüzden kafir oldu.

Allah’ın soru sorma yasağı koyması kadar saçma bir hareket olabilir mi? Böyle bir saçmalığı, sorular karşısında kendine güvenemeyen insan yapar.

17- Kur’an apaçık anlaşılır bir kitap mı?

Şuara-195′te Muhammed, “uyarıcılardan olabilsin diye” Kur’an’ın “apaçık bir dille” indirildiği; Zuhruf/ 2-3 ‘te daha açık olarak, ” Apaçık Kitaba yemin olsun ki şüphesiz biz O’nun düşünüp anlayasınız diye ” indirildiği;
Fussilet-44′te Kur’an ayetlerinin uzun açıklamalı olmadığı;
Yusuf-12′de Kur’an’ın, herkesçe “okunup anlaşılması için” indirildiği; Duhan-58‘de, herkese öğüt alsınlar diye kolaylaştırıldığı söylenir.

Ancak Kur’an anlaşılmaz bir yığın ayetle ve kavramla doludur. Anlaşılabilmesi için eski Kureyş Arapçasının, hadislerin, peygamberin ayrıntılı hayatının, dönem tarihinin iyi bilinmesi gerekir. Orucun kaç gün olduğu, namazın kaç vakit olduğu bile açıkça belirtilmemiştir.

18- Kıble, İslam’ın ilk yıllarında neden Kudüs’tü?

Müslümanlar kıble olarak önce Kudüs’ü sonra Kabeyi seçmişlerdir.
Bu durum Bakara/ 142-145 ayetlerinde açıklanır.

Bakara-142: İnsanlardan bazı beyinsizler; «Onları daha önce yöneldikleri kıbleden çeviren sebep nedir?» diyecekler. De ki; «Doğu da Batı da Allah’ındır. O dilediğini doğru yola iletir.»

Kıble değişikliği bir çelişkidir ve Yahudilerle yaşanan çekişme neticesinde çıkmıştır.
Halbuki madem önceki toplumların ve peygamberlerin de namaz kıldığı iddia edilir, öyleyse onların kıblesi neyse yine o olmalı ve hiçbir şartta değişmemeliydi.

19- Ganimetlerin tamamı mı yoksa 1/5′i mi?

Enfal-1’de “ganimetler Allah’ın ve peygamberindir” denirken,
Enfal-41′de “ganimetlerin beşte biri Allah’ın ve peygamberindir” denir.

Enfal-1: (Ey Muhammed!) Sana ganimetler hakkında soruyorlar. De ki: “Ganimetler, Allah’a ve Resûlüne aittir. O hâlde, eğer mü’minler iseniz Allah’a karşı gelmekten sakının, aranızı düzeltin, Allah ve Rasûlüne itaat edin.”

Enfal-41: Şunu da biliniz ki, ganimet olarak aldığınız her hangi bir şeyden beşte biri mutlaka Allah içindir. (…)

20- Peygamberler eşit mi yoksa üstün olanı var mı?

Bakara-285‘te Peygamberler arasında fark olmadığı söylenirken, aynı surenin 253. ayetinde; “İşte bu peygamberlerin bir kısmını diğerlerine üstün kıldık..” denir.

Bakara-285: Peygamber de, iman edenler de O’na indirilene inandı. Hepsi de Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine iman etti. “O’nun peygamberlerinden hiçbirinin arasında fark görmeyiz. İşittik ve itaat ettik. Affını dileriz ey Rabbimiz, Dönüş sana’dır” dediler.

Bakara-253: İşte peygamberler! Biz, onların bir kısmını bir kısmına üstün kıldık. İçlerinden, Allah’ın konuştukları vardır. Bir kısmının da derecelerini yükseltmiştir. (…)

21- Kur’an Mekke ve çevresine mi yoksa tüm insanlara mı?

Enam-92: Bu da kendisinden öncekileri doğrulayan mübarek bir kitaptır ki, beldelerin anası (Mekke) ile onun çevresindekileri uyarman için indirdik. Âhirete inananlar, ona da inanırlar; onlar, namazlarına da dikkatle devam ederler.

Kalem-52: Oysa Kuran, alemler için bir öğütten başka bir şey değildir.

22- Cehennemde kapışma?!

Alak/ 15-18. And olsun ki onu perçeminden, yalancı ve günahkar perçeminden cehenneme sürükleriz. O zaman taraftarlarını çağırsın. Biz de zebanileri çağıracağız.

Ayet, Ebu Cehil için söylenmiş. Güçsüz bir insanın “Allah benden yana” demesine benziyor. Yani insan sözü.

23- Hitap çelişkisi: ( Ben, Biz, O, Allah)

Kur’an’da ayetlerin çoğunda Allah 3. şahıs, bazılarında 1.şahıstır. Kimi ayetlerde çoğul “biz” ifadesi, kimilerinde ise tekil ifade mevcuttur. Örneğin Hac/ 34-35 de şahıs zamirinde tam 6 kez değişiklik yapılır. Allah’tan hitap bir kitapta hep aynı zamir kullanılmalıydı.

24- Bu ayette melekler mi konuşuyor?

Zuhruf-11′de de ilginç bir kurgu vardır:
“O suyu gökten bir ölçüye göre indirir. Biz onunla ölü memleketi diriltiriz”.
Suyu indiren Allahsa, ölü memleketi dirilten kim?
Kur’an’ı Allah gönderdiyse bu “biz” diyen kimler?

25- Allah mı şair? Muhammed mi?

79 ayetlik Rahman suresinin 31 ayeti aynıdır. ” Öyleyse Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz” ayeti sürekli tekrarlanmıştır. Benzer tekrarlara başka surelerde de rastlanır. Bu acaba Muhammed’in mi yoksa Allah’ın mı edebi özelliği, keyfiyetidir?

26- Kıyametin saatini Allah bilmiyor mu?

Füssilet-47: Kıyametin ne zaman kopacağına ilişkin bilgi ona (Allah’a) havale edilir.
Anlaşılan melekler Allah’tan daha iyi biliyor herşeyi.

27- Allah kimin neye taptığını bilmiyor mu?

Sebe-40: O gün Allah, onların hepsini toplayacak; sonra meleklere: Size tapanlar bunlar mıydı? diyecek.
41. (Melekler) derler ki: “Seni eksikliklerden uzak tutarız. Onlar değil, sen bizim dostumuzsun. Hayır, onlar cinlere ibadet ediyorlardı. Onların çoğu cinlere inanıyordu.”

28- Allah insan gibi yemin eder mi?

Naziat suresi de şöyle başlar: “(1) Canları boğarcasına şiddetle çekip alanlara and olsun, (2) Canları kolaylıkla alanlara and olsun, (3) Yüzüp yüzüp gidenlere and olsun, (4-5) Yarıştıkça yarışan ve işleri yöneten meleklere and olsun “.

Ayrıca Kur’an Allah’ın yeminleri ile doludur. Arapların çok yemin ettiği özelliği bilinir de Allah’ın bu kadar çok yemin etmesi anlaşılmaz. Yoksa bu yeminler Muhammed’in yeminleri midir?

29- Allah küfreder mi?

Enam-108′de “Allah’tan başkasına tapanlara sövmeyin; sonra onlar da bilmeyerek Allah’a söverler.” denmesine rağmen;

Bakara-171, Araf-179, Furkan-44, Tevbe-28, Bakara-65, Maide-60, Cuma-5, Araf-176 da farklı inançlardakilere hayvan, eşek, köpek, domuz, pislik, maymun diye sövülmüştür.

30- Büyüyünce hayırsız evlat olacağı sanılan çocuğun öldürülmesi:

Kehf-80: ” Oğlana gelince, onun ana-babası mümin kimselerdi. Çocuğun onları azgınlık ve inkara sürüklemesinden korktuk.”

Hiçbir suçu olmayan bir çocuğu, ilerde anne-babasına karşı kötü davranma ihtimali nedeniyle öldürmek ne derece haklı bir gerekçedir?
Sanki bütün hayırlı anne-babaların hayırsız çocukları öldürülüyormuş gibi aktarılan bu maval doğru mudur?

31- Muhammed’in onca eşine ilaveten evlatlığının eşiyle evlenmesi:

Ahzap-37′ de hoşlandığı evlatlığının karısı Zeynep’le evlenebilmesi için, ahlaki bir adet olan evlatlığın öz evlat gibi görülmesi kuralının kaldırılması etik açıdan yanlış değil midir?

32- Allah’ın velisi var mı yok mu?

İsra-111. Ve de ki: “Övgü, Allah’adır. O çocuk edinmemiştir, yönetimde ortağı ve zillettten ötürü de bir veliside yoktur.” O’nu alabildiğine Yücelt.
Yunus-62. Uyan! Allah velilerine ne korku vardır, ne de onlar mahzun olurlar!

33- Yaratan mı? Yaratanlar mı?

İhlas-1. De ki; O Allah bir tektir.

Saffat-125. Yaratanların en iyisini bırakıp da Ba’l’e mi taparsınız?

Yaratanların en iyisi Allah’sa diğer yaratanlar kim?

34- Allah yardıma muhtaç mıdır?

İhlas-2. Allah eksiksiz, sameddir (Bütün varlıklar O’na muhtaç, fakat O, hiç bir şeye muhtaç değildir )

Muhammed-7. Ey iman edenler! Eğer siz Allah’a yardım ederseniz O da size yardım eder, ayaklarınızı kaydırmaz.

35- Yer ve gök kaç günde yaratılmıştır?

6 günde : (Araf-54) (Yunus-3) (Hud-7) (Furkan-59)
8 günde : (Füssilet/ 9-12)

36- Kölelik evrensel mi?

Nahl-75. Allah, hiçbir şeye gücü yetmeyen, başkasının malı olmuş bir köle ile katımızdan kendisine verdiğimiz güzel rızıktan gizli ve açık olarak harcayan (hür) bir kimseyi misal verir. Bunlar hiç eşit olurlar mı? Doğrusu hamd Allah’a mahsustur. Fakat onların çoğu (bunu) bilmezler.

Kur’an’daki ayetler evrensel ise; İnsanlar arasında ayrım, köleliğin kaldırılmamış olması yanlış değil midir? Bu durumda kölelik kıyamete kadar meşrulaştırılmış olmuyor mu?

37- Kur’an’da neden sadece İsrail’e gönderilen peygamberler var?

Kur’an’da bildirilen peygamberlerin nerdeyse tamamının Yahudi olması, her kavme peygamber gönderildiği belirtilmesine rağmen başka milletlerden tek örneğin olmaması nasıl açıklanabilir?

38- Musevilere “Yahudi” denmesi:

Enam-146. Yahudilere tırnaklı hayvanların hepsini haram kıldık.

Kur’an’da Musevilerden Yahudi diye bahsediliyor. Halbuki o dönemde Yahudi olduğu halde Hristiyan olanlar çok. Madem ki “Hristiyan” yani “İsacı” diyor, “Musevi” yani “Musacı” da denebilirdi. Bu genelleme yanlıştır. Günümüzde de Yahudi olanlar içinde ateisti, dinsizi, Hristiyanı, müslümanı, Budisti vardır.

Ayrıca bir millete bir gıdanın yasaklanıp, diğer milletlere serbest bırakılmasının mantığı olabilir mi?
Örneğin “Türklere balık yemeyi yasakladık” dense bu kabul edilebilir mi?

39- İnananlar Muhammed’in kulu mu?

Zümer-10. Kul ya ıbadillezıne amenütteku rabbeküm lillezıne ahsenu fı hazihid dünya haseneh ve erdullahi vasiah innema yüveffes sabirune ecrahüm bi ğayri hısab

Ayet, “De ki ey inanan kullarım” ile başlıyor.

De ki: ‘Ey iman eden kullarım, Rabbinizden sakının. Bu dünyada iyilik edenler için bir iyilik vardır. Allah’ın arz’ı geniştir. Ancak sabredenlere ecirleri hesapsızca ödenir.’

Muhammed, inananlara “kullarım” diye sesleniyor. Bazı meal tahrifatçıları bu hatayı kamufle edebilmek için mealin başın “Bizim adımıza de ki” ya da “tarafımdan söyle” gibi ilaveler yapmışlar. Halbuki Arapçasında bunlar yok. Bazıları da “Kullarım” değil, “kullar” olarak çevirmiş.

Eğer Kur’an’ı Allah gönderseydi ayette Allah’ın “de ki” demeyip direk kendisinin söylemesi gerekirdi. Ya da “İnanan kullarıma de ki” şeklinde olmalıydı.

Aynı ifadeyi Zümer-53′de de görmekteyiz:

Zümer-53. De ki: “Ey kendilerinin aleyhine aşırı giden kullarım! Allah’ın rahmetinden ümidinizi kesmeyin. Şüphesiz Allah, bütün günahları affeder. Çünkü O, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.”

40- “Günah Çıkarma” Kur’an’da da var!

Tevbe-102. Onlardan (Münafıklardan) bir kısmı ise, günahlarını itiraf ettiler. Bunlar salih amelle kötü ameli birbirine karıştırmışlardır. Umulur ki Allah tövbelerini kabul eder. Çünkü Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.
103. Onların mallarından, onları günahlarından arındıracağın ve temizleyeceğin bir sadaka al ve onlara dua et. Çünkü senin duan onlara huzur verecektir. Allah hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir.

41- Meleklerden peygamber olur mu?

Muhammed’e inanmayanlar ” Elçi olarak bize bir melek gelmesi gerekmez miydi” derler. Buna şu yanıt verilir:

İsra-95. De ki: “Eğer yeryüzünde, (insanlar yerine), yerleşip dolaşan melekler olsaydı, elbette onlara gökten bir melek peygamber indirirdik.”

Mantıklı. Dünyada insanlar yaşadığına göre melekten peygamber olmaz.
Gel gelelim meğer öyle değilmiş. İsra-95′de melekten peygamber olamayacağı söylenirken;
Bakın aşağıdaki ayette ne diyor:

Hac-75. Allah, meleklerden ve insanlardan peygamberler seçmiştir; şüphe yok ki Allah, duyar, görür.

42- Cehennemde sadece ne yenir? Zakkum mu? Darı dikeni mi?

Duhan/ 42-43-44. Doğrusu (cehennemde) günahkarların yiyeceği zakkum ağacıdır; karınlarda suyun kaynaması gibi kaynayan, erimiş maden gibidir.

Gasiye suresi 6. ayeti öyle demez.

Leyse lehüm ta’amün illa min dariy’ın.

Onlar için darı dikeninden başka bir yiyecek yoktur.

Zakkum ağacı ile darı dikeni çok farklı bitkiler olduğuna göre ayetler arasında çelişki mevcuttur.

B- KUR’AN’DAKİ BİLİMSEL ÇELİŞKİLER

1- Tarık Suresi 7. ayet:

(Bu su- meni) Bel kemiği ile kaburgalar arasından çıkar.

Tıp, testislerden diyor.

2- Cennetin genişliği göklerle yer kadar mı?

Rabbinizden olan mağfiret ve eni göklerle yer kadar olan cennete (kavuşmak için) yarışın; o, muttakiler için hazırlanmıştır. (Âli İmran Suresi-133)

Yer’den kastedilen dünya gezegeni olduğuna göre, dünya da uzayda diğer gök cisimlerinden bir olduğuna göre “gök ile yer kadar” demek anlamsız bir ifadedir. Hatta bu ifadeden yerin altta, uzayın ise üstte algılandığı anlaşılmaktadır.

3- Dünyanın 4 günde, göklerin ise 2 günde yaratılmış olması: (Füssilet/11-12)

9. De ki: “Siz gerçekten yeri iki günde yaratanı inkar edip duracak mısınız? Birde O’na eşler mi koşuyorsunuz? O, bütün alemlerin Rabbidir.

10. Hem ona üstünden ağır baskılar (dağlar) yaptı, onda bereketler meydana getirdi ve onda azıklarını dört gün içinde araştıranlar için bir düzeyde takdir buyurdu.

11. Sonra göğe doğruldu da o bir duman iken ona ve yere: “İkiniz de ister istemez gelin!” dedi. İkisi de: “isteye isteye geldik.” dediler.

12. Böylece onları iki günde yedi gök olmak üzere yerine koydu ve her gökte (bulunan meleklere) işlerine ait emrini vahyetti. Dünya gökyüzünü kandillerle donattık ve koruduk, işte bu, hep o çok güçlü ve herşeyi bilenin takdiridir.

4- Yerin göklerden önce yaratılmış-düzenlenmiş olması: Füssilet/10-12

5- Miras dağıtımındaki avl yöntemi gerektiren matematik hatası. (Nisa/10-12)

KUR’AN’DA MATEMATİK HATASI

6- Güneşin kara çamurlu bir suya batması.

Sonunda güneşin battığı (mağrib) yere kadar ulaştı ve onu kara çamurlu bir gözede batmakta (Garabe) buldu, yanında bir kavim gördü. (Kehf Suresi-86)

Ayetten; dünyayı göğün altında uçsuz bucaksız bir yer olarak gören ve göz yanılmasından dolayı güneşin dünyanın batısında bir çamur gözesine battığını sanan bir yanlış bilgiye sahip olunduğu anlaşılmaktadır.

7- Ortadoğuda yetişen Hurma, üzüm gibi meyvalardan bahsedilip batıda yetişenlerden hiç bahsedilmemesi.

8- Kalbin beyin fonksiyonlarına sahip gösterilmesi.

Duygular, düşünceler, inançlar kalbin mi beynin mi fonksiyonları? Bakara/97-260-283, Kehf-28, Şuara-195

9- Ay’ın yarılması:

Kamer-1. Kıyamet yaklaştı ve ay yarıldı.

10- Gök gürültüsü, şimşek ve yıldırımın Allah’ın insanları korkutma ve cezalandırma aracı olduğu:

Rad/12-13. O, korku ve ümit vermek için size şimşeği gösterendir, yağmur yüklü bulutları meydana getirendir.
Gök gürlemesi O’na hamd ederek tespih eder. Melekler de O’nun korkusundan tespih ederler. O, yıldırımlar gönderir de onlarla dilediğini çarpar. Onlar ise Allah hakkında mücadele ediyorlar. Hâlbuki O, azabı çok şiddetli olandır.

11- Her canlının çift yaratıldığı:

Zariyat-49. Düşünüp ibret alasınız diye her şeyden (erkekli dişili) iki eş yarattık.

Her canlı çift değildir. Bakteriler, virüsler bölünerek çoğalırlar.

12- Rahman-14. Allah insanı, pişmiş çamur gibi bir balçıktan yarattı:

Halbuki benzer bir hayvanın dna’sı üzerinde yapacağı değişiklikle insanı yaratması daha bilimsel olmaz mıydı?

13- Kısasa Kısas:

Bakara-178. Ey iman edenler! Öldürülenler hakkında size kısas farz kılındı. Hüre karşı hür, köleye karşı köle, kadına karşı kadın kısas edilir.

Kısas’ın çağdaş hukukta geçerliliği olabilir mi?
Bu ayetle Kur’an’ın evrenselliğinden bahsedilebilir mi?

14- Denizin yarılması, ölünün diriltilmesi gibi bilim dışı sözde mucizeler.

15- Hayvanların 8 çift olması:

Zümer-6. Sizi bir tek nefisten yaratmış, sonra ondan eşini varetmiştir; sizin için hayvanlardan sekiz çift meydana getirmiştir; sizi annelerinizin karınlarında üç türlü karanlık içinde, yaratılıştan yaratılışa geçirerek yaratmıştır; işte bu Rabbiniz olan Allah’tır. Hükümranlık O’nundur, O’ndan başka tanrı yoktur. Öyleyken nasıl olur da O’nu bırakıp başkasına yönelirsiniz?

Sekiz çift hayvan az değil mi? Hangileri acaba? At, eşek, deve, koyun, keçi, öküz-inek, tavuk-horoz, hindi, ördek, tavşan, kuş, balık, kedi, köpek, balarısı…
Aşağıdaki ayetlerde açıklanıyor hangileri olduğu:

Enam-143. Sekiz çift yarattı: Bir çift koyun, bir çift keçi. (…)
Enam-144. Deveden bir çift sığırdan da. (…)

16- Yıldızların şeytanlar için atış tanesi olduğu:

Mülk-5. Andolsun ki biz, (dünyaya) en yakın olan göğü kandillerle donattık. Bunları şeytanlara atış taneleri yaptık ve onlara alevli ateş azabını hazırladık.

Kandille kastedilen yıldız. Ama sanki yıldızın ne olduğu bilinmiyor. Boyutları küçük sanılıyor. Güneş ile yıldızlar farklı düşünülüyor. Koca yıldız, belki de dünyanın 30-40 misli büyüklüğünde, ama ayette şeytanlara atış tanesi olarak yapıldığını söylüyor.

17- Savaşçı Melekler:

Al’i İmran/124-125. İnananlara: “Rabbinizin size gönderilmiş üç bin melekle yardım etmesi size yetmeyecek mi?” diyordun. Evet, eğer sabrederseniz, sakınırsanız ve onlar de hemen üzerinize gelirlerse Rabbiniz size, nişanlı beş bin melekle yardım edecektir.

Savaşta müslümanlara melek ordusuyla destek veriliyormuş. Bugünlerde çok ihtiyaç var bu melek ordusuna ama Allah’tan tık yok, umursamıyor sanki..
Melek ordusu bilimdışı değil mi? Allah onun yerine müslümanları güçlü kılmış olsa daha doğru olmaz mı?
165. (Bedir de) iki katını (düşmanınızın) başına getirdiğiniz bir musibet, (Uhud’da) kendi başınıza geldiği için mi “Bu nasıl oluyor!” dediniz? De ki: O, kendi kusurunuzdandır. Şüphesiz Allah’ın her şeye gücü yeter.

Galip gelinen savaşta melekler var, mağlup olunanda neden yardımcı olmamışlar acaba?
Galibiyet meleklerden, mağlubiyet insanların hatasından mı?

18- Ay’ın nur olduğu:

Yunus-5. O’dur ki Güneş’i bir ışık yaptı. Ay’ı da bir nûr kılıp, ona birtakım konaklar tayin etti ki yılların sayısını ve vakitlerin hesabını bilesiniz.

Ay’ın bir nur olmadığı sadece geceleri güneşten aldığı ışığı yansıttığı biliniyor.

19- Bir gecenin bir ömre bedel olması:

Kadir-3. Kadir Gecesi bin aydan daha hayırlıdır!

Sadece bir gece, bin aydan yani yaklaşık bir ömürden nasıl daha hayırlı olabilir?

20- Tatlı suda inci ve mercan yetiştiği:

Rahman suresi 19-22 ayetleri ile Furkan suresi 53. ayetinde geçen iki denizin birbirine salındığı-karıştırıldığı ama aralarında bir engel olduğunu yazan ayetlerde denizlerden birinin suyunun içilebilen tatlı su olduğu, diğerinin acı ve tuzlu su olduğu yazılıdır. Rahman-22′de her ikisinde de inci ve mercan yetiştirildiğini yazar. Halbuki tatlı suda inci ve mercan yetişmez. Suni olarak inci yetiştirilse bile mercan hiç yetişmez.

C- KUR’AN İLE TEVRAT ARASINDAKİ ÇELİŞKİLER

1- İbrahim’in babasının adı; Tevrat’a göre Tarah, Kur’an’a göre Azer.

2- İbrahim’in kurban etmek istediği oğlu; Tevrat’a göre İshak, Kur’an’a göre İsmail.

3- İsmail Tevrat’a göre peygamber değil, Kur’an’a gore peygamber.

4- Süleyman; Tevrat’a göre kral, Kur’ana göre peygamber.

5- Davud; Tevrat’a göre kral, Kur’ana göre peygamber.

6- Cennette Havva’yı aldatan Tevrat’ta yılan, Kur’an’da şeytan.

7- Tufan Tevrat’a göre tüm dünyaya, Kur’ana göre sadece Nuh’un kavmine.

8- Nuh’un gemisi; Tevrat’a göre Ararat dağına, Kur’an’a göre Cudi dağına.

9- Haman; Tevrat’ta Pers kralının yardımcısı, Kur’ana göre firavunun taş ustası.

10- Tanrının adı; Tevrat’ta YHWH, Kur’an’da Allah.

11- Tevrat’a göre insan, tanrının suretinde yaratılmıştır. Yani tanrı, insanın en mükemmel halidir. Ama Kur’an’a göre Allah’ın eşi-benzeri yoktur.

12- Putlara tapmadığı için ateşe atılan; Tevrat’ta 3 Yahudi, Kur’an’da İbrahim.

13- İmran; Tevrat’a göre Musa’nın babası, Kur’an’a göre İsa’nın dedesi.

14- Savaşa giderken, dizlerinin üzerine çökerek su içen askerlerin komutanı Tevrat’a göre Gideon, Kur’an’a göre Talut.

15- Deve eti Tevrat’ta haram, Kur’an’da helal.

Yahudiler Muhammed’e gelip;
” Sen İbrahim’in tevhid dinini getirdiğini söylüyorsun ama o senin gibi deve eti yemezdi, çünkü haramdı.” derler.
Bunun üzerine gelen ayette şöyle der:

Ali İmran-93. Tevrat indirilmeden önce, İsrail’in (Yakub’un) kendisine haram kıldığı dışında, yiyeceklerin hepsi İsrailoğullarına helal idi. De ki: “Eğer doğru söyleyenler iseniz, haydi Tevrat’ı getirip okuyun.”

Tevrat’ı okuduğumuzda devenin yasak edilmiş olduğunu görmekteyiz:

Levililer/ 11:4-24. Ancak geviş getiren ve çatal tırnaklı olan hayvanlardan etini yememeniz gerekenler şunlardır: Deve geviş getirir, ama çatal tırnaklı değildir. Sizin için kirli sayılır.

Bu durumda deve daha sonra temiz ve eti yenebilir hale evrimleştirilip mi helal kılınmıştır?
Yoksa zaten temiz ve helaldi de Tevrat mı tahrif edilmiştir?
Sebebi Kur’an’da belirtilir:

Enam-146. Yahudilere tırnaklı hayvanların hepsini haram kıldık. Sığır ve koyunların ise, sırtlarında veya bağırsaklarında bulunanlar, ya da kemiklerine karışanlar dışındaki içyağlarını (yine) onlara haram kıldık. İşte böyle, azgınlıkları sebebiyle onları cezalandırdık. Biz elbette doğru söyleyenleriz.

Dünya halklarından sadece Yahudilere konan bir yasakmış!!

D- KUR’AN İLE İNCİL ARASINDAKİ ÇELİŞKİLER

1- İsa bebekken, İncil’e göre mucize göstermemiş, Kur’an’a göre göstermiştir. Konuşmuş ve peygamber olduğunu söylemiştir.

2- İsa, İncil’e göre çarmıha gerilmiştir. Kur’an’a göre çarmıha gerilen İsa değil, İsa’ya benzeyen başka biridir.

3- Kur’an’a göre İncil’de Ahmet’den bahseder, İncil’de Ahmet ismi geçmez.

4- Şeytan, İncil’e göre melek, Kur’an’a göre cindir.

5- Şeytan, İncil’e göre Tanrı ile aynı mertebeye ulaşmak istediği için, Kur’an’a göre ise Adem’e secde etmediği için lanetlenmiştir.

6- İncil’e göre iyilikler Tanrıdan kötülük şeytandan, Kur’an’a göre hayır da şer de Allah’tandır.

7- İncil’de bir aziz olarak geçen Yahya’nın babası Zekeriya, Kur’an’da peygamber olarak geçer. Buna karşın Tevrat’taki Zekeriya peygamberden hiç bahsedilmez.
Yani Kur’an’da Meryem’ler karıştırıldığı gibi, Zekeriya’lar da karıştırılmıştır.

7 thoughts on “Kur’an’daki Çelişkiler

  1. 1-
    Bakara 48’de inkarcıların kendilerine şefaat edeceklerini düşündüğü put ve benzerlerinin hiçbir faydası olmadığına işaret edilmiş.
    Meryem 87’de ise Allah’ın inayetiyle şefaat etmelerine izin verilenlerden hiç kimse Allah’ın iznini almadan hiç kimseye şefaat edemeyeceklerine işaret eder. Burada bir çelişki yok.
    2-
    Nisa 78’de iyiliği de, kötülüğü de Allah’ın yarattığından bahsedilmiş.
    Nisa 79’da ise Allah’ın yaratmasına değil, insanların iradelerine dikkat çekilmiştir. Burada da bir çelişki yok. Zaten bu kitabı birinin yazdığını düşünün. Sizce bir sonraki ayette hata yapar mı? Bir düşünün bunu.
    3-
    Bakara 62’de din hak din iken inananların cennete gideceğinden bahseder. Mesela Kur’an gelmeden önce Hristiyan, İncil gelmeden önce Yahudi olan birinin cennete gideceğini söyler ki bu doğrudur.
    Ali İmran 85’de ise İslam’a Kur’an geldikten sonra inanmazsa, cehenneme girecektir. Burada da bir çelişki yok.
    4-
    Çelişki gibi görülen şey “Eni (genişliği), gökle yerin genişliği kadar olan…cennet” ifadesi ile “Genişliği (eni), göklerle yer arası kadar olan… cennet” ifadesidir.

    Bu ayetlerin hiçbirinde “göklerle yer arası kadar…” ifadesi yoktur.

    Ali İmran suresindeki ayette “semavat = gökler” çoğul şeklinde, Hadid suresindeki ayette ise, “sema = gök” tekil olarak kullanılmıştır. Bunda bir çelişki yoktur. Çünkü, “sema” kelimesi bir cins isim olduğu için çoğul (gökler) manasını da vermektedir. Nitekim Türkçe’de de bunu görüyoruz; bazen “gök”, bazen de “gökler” diyoruz ve aynı şeyi kastediyoruz.

    Diğer bir farklı nokta da şudur: Al-i İmran suresindeki ayette -meal olarak- “…genişliği/eni göklerle yer (genişliği kadar) olan cennet” şeklindedir. Hadid suresindeki ayette ise, “…genişliği/eni gökle yer genişliği gibi (kadar) olan cennet” şeklindedir.

    Yani tek fark, Al-i İmran suresinde teşbih edatı olan “Kef” harfi kullanılması, Hadid suresinde ise bu edatın kullanılmamasıdır; fakat mana aynıdır. Bu bir tefennün sanatıdır. Biri teşbih-i sarih, diğeri teşbih-i beliğdir, yani bir çelişki yoktur.
    5-
    Hepsi kendi zamanına göre ilk Müslümandır. Burada bir çelişki yok.
    6-
    Allah’a ait olmayan ayetler (!)
    1-
    Hud 2’nin İngilizce meali: ˹Tell them, O Prophet,˺ “Worship none but Allah. Surely I am a warner and deliverer of good news to you from Him.
    İngilizce bilmeyenler için, Burada Tell them, de ki demektir. Burada de ki dediğine göre Allah’a ait olduğu açıktır. Burada arkadaşımız cımbızcılık yapmış. 😀
    2-
    Şura 10’un İngilizce meali: ˹Say to the believers, O Prophet,˺ “Whatever you may differ about, its judgment rests with Allah. That is Allah—my Lord. In Him I put my trust, and to Him I ˹always˺ turn.” Say to the believers, yani inananlara söyle denir burada. Yani bu da Allah’a aittir ve yine burada cımbızcılık yapılmış. 😀
    3-
    Tevbe 30’da kullanılan Allah onları kahretsin sözü, Arapça’da sık kullanılan bir deyimdir. Burada da bir sıkıntı yok.
    4-
    Bir önceki ayete, yani Zariyat 50’ye bakarsak, de ki dendiğini görürüz:

    50 – “Ey Muhammed! de ki: “Öyleyse Allah’a koşun, gerçekten ben size O’nun tarafından gönderilmiş apaçık bir uyarıcıyım.”

    51 – “Allah’la beraber başka bir tanrı uydurmayın (O’na ortak koşmayın). Gerçekten ben size O’nun tarafından gönderilmiş apaçık bir uyarıcıyım.”

    Bir önceki ayette de ki dendiğine göre, burada da bir çelişki yoktur. Yine cımbızcılık yapıp çelişki iddiasında bulunulmuş ama boş. 😀 Komiksiniz.

    5-
    En’am-104: “Rabbinizden size gerçekleri gösteren deliller geldi. Artık kim gözünü açar hakkı idrak ederse kendi yararına, kim de (hakkın karşısında) körlük ederse kendi zararınadır. Ben başınızda bekçi değilim.” ifadesinde de ki denmediğine göre, Söz Allah’ındır. Bu ayet yanlış anlaşılmış.
    6-
    Enam 114, Kuran’ın ayrıntılı kılındığını söyleyen ayettir. Bu ayette de bir hata yok.

    Bu ayetlerden Kur’an’ı yazanın Muhammed olduğu açıkça belli oluyor. Hitap eden Allah değil, Muhammed. Belli ki gaf
    yapmış, “De ki” ekini unutmuş. Demiş arkadaş, ne kadar cımbızcı olduğun belli, hiç biri çelişki değil. Ayeti cımbızlıyorsun.

    Neyse, Bu sözde Allah’a ait olmayan ayetleri de cevapladım. Devam edelim.

    7-
    Bu ayet hakkında 3 farklı yorum mevcut.

    Ebu Suud’un izahlarına göre, iblis meleklerle birlikte yaşıyordu, onlar gibi ibadet ediyordu. Secde emri gelince iblis meleklerden ayrıldı.

    İkinci bir görüşe göre, meleklerin bir cinsi vardır ki, doğup büyürler, bunlara cin denir. İblis de işte bunlardandı.

    Başka bir görüşe göre, secde emri bütün cinlereydi. Fakat Cenab-ı Hak melekleri zikretmekle cinlere de hitap etmiş olmaktadır. Böylece sadece melekler değil, bütün ruhanî varlıklar secde ile emredilmiştir.

    Burada da bir çelişki yok.

    8-
    Bakara suresinin bu ayetinde -ölümün emare ve alametlerinin ortaya çıkması sebebiyle yakında öleceğini düşünen kimselerin- anne ve babalarına, yakınlarına vasiyet etmeleri emredilmiştir. Bu vasiyet emrinin vacip veya mendup / sünnet olduğu konusunda iki ayrı görüş söz konusudur.

    Bu iki görüşten en sahih olanına göre, vasiyet vacip idi. Mirası bildiren ayet nazil olunca bu ayet neshedildi ve Allah tarafından takdir edilen miras payları belirlenmiş oldu. Artık o hakkın sahipleri, bir vasiyet edenin minnetine katlanmadan doğrudan doğruya vâris oldular. (İbn Kesir, ilgili ayetin tefsiri)

    İslâm’dan önce Araplar’da miras taksimi şöyle yapılırdı: Ölenin erkek çocukları varsa bütün mirası onlar alırlardı. Erkek çocuğu olmayanın malı yakından uzağa doğru diğer erkek akrabasına kalırdı. Bazen vasiyet yoluyla çocuklara, akrabaya ve arkadaşlara da mal bırakıldığı olurdu.

    Bu âyet başta ana ve baba olmak üzere, kadın-erkek ayırımı yapmadan, bütün akrabaya vasiyet etmenin gerekli bulunduğunu ifade ederek müminleri, daha sonra gelecek olan miras hükümlerine hazırladı. Nisâ suresindeki miras âyeti (4/11 vd.) zaten mirastan pay almakta olan bu erkekleri doğrudan zikretmeksizin kadın akrabayı da mirasa dahil etti. (bk. Razi, ilgili ayetin tefsiri)

    Bu ayeti nesheden hükmün ne olduğu konusunda da değişik görüşler vardır. İki yorum şunlardır:

    Birincisi: Bu ayetin hükmünü nesheden Nisa suresinin miras hukukunu ortaya koyan 11-12. ayetleridir.

    İkincisi: Bu ayetin hükmünü nesheden, soruda da söz konusu edilen “Doğrusu Allah Teâlâ her hak sahibinin hakkını vermiştir. Artık vârise vasiyet yoktur.” manasındaki hadistir. (bk. Razi, İbn Kesir, ilgili ayetin tefsiri)

    Denilebilir ki, ilk defa vasiyet hükmünü nesheden, miras ayetleridir. Veda hutbesinde söz konusu olan hadiste ise, bu nesih hükmü bir kez daha pekiştirilmiştir.

    İster, konumuz olan bu hadis-i şerifin doğrudan vasiyet hükmünü neshettiğini, ister nesh edici olan miras ayetlerinin hükmünü teyit eden bir konuma sahip olduğunu kabul edelim, her iki durumda da -soruda söz konusu edilen- bu hadis ile söz konusu vasiyet ayeti arasında bir çelişkinin olmadığı açıktır. Çünkü bir nasih, biri mensuhtur.
    9-
    Hac 47 ve Secde 5 birbiriyle çelişmiyor ve öyle görünmüyor. Burada bir sıkıntı yok.
    Mearic 4’te ise, meleklerin hızlı gidişlerine vurgu yapılmıştır. Yerden Arş’a kadar sadece bir günde ulaşırlar. Melekler nurani varlıklar olduğu için, insanların binlerce yılda gidemeyeceği yerlere ve makamlara bir anda giderler. Buradaki “bir gün” ifadesi de zihinlerin kavramaları için seçilmiş bir sözcük olabilir. Yani “bir gün” bir an manasına da gelebilir. Nitekim, Rahman suresinde yer alan,

    “O her gün ayrı bir yaratıştadır.” (Rahman, 55/29)

    mealindeki ayette geçen “her gün”, “her vakit” olarak açıklanmıştır.
    10-
    11-
    Bu ayetin konusu çok farklı. Başlık Kurandaki çelişkiler (!) ama burada ayet söylenmiş. Başlığın çelişkiler olduğu bir konuda sözde çelişkiler anlatılması gerekmez mi?
    12-
    İlgili ayetin tefsiri şöyledir:

    Çünkü Allah ve melekleri Peygamberi hep salat eder dururlar. Allah (c.c) rahmet ve nimet vermesi ile melekler istiğfarları ve hizmetleriyle Peygambere daima ikram etmektedirler. Bu sayede,

    “Sizi karanlıklardan aydınlığa çıkarmak için, üzerinize melekleriyle beraber rahmetini gönderen Allah’tır.” (Ahzab, 33/43)

    buyurulduğu üzere, müminlere ilâhî feyz inmektedir.

    Ey iman edenler! Sizler ona salat ve selam getirin, selamlayarak teslim olun. (Allahhümme salli ala Muhammed, …) gibi dualarla onun üzerine Allah’ın salavatını, rahmetini ve bereketlerini niyaz edin.(Alusi, XI, 2/83) Ve selam vererek ona hürmet edin. Ve bir manaya göre, hiç incitmeyerek teslim olun, boyun eğin.Bu ayet gösterir ki Peygamber’e salavat getirmek farzdır. Ancak tekrarına değinilmemiştir. Sahih olan budur ki, ismi zikrolundukça vacip olur. Bu hususta birçok hadisler rivayet olunmuştur. Bu cümleden olmak üzere Resulullah buyurmuştur ki:

    “Yanında adım zikrolunup da bana salavat getirmeyen kimsenin burnu sürtülsün.” (Tirmizi, Daavat, 100; Ahmed b. Hanbel, II/254)

    Yine buyurmuştur ki:

    “Allah Teâlâ benim için iki melek görevlendirmiştir. Ben bir Müslümanın yanında anıldım da bana salavat getirdi mi, mutlaka o iki melek ona ‘Allah seni bağışlasın’ derler. Allah Teâlâ ve diğer melekleri de o iki meleğe cevap olarak ‘Amin’ derler. Bir Müslümanın yanında adım zikrolunduğunda da bana salavat getirmedi mi, mutlaka o iki melek: ‘Allah seni bağışlamasın’ derler. Yüce Allah ve öteki melekleri de o iki meleğe cevaben ‘Amin’ derler.”(İbn Kesir, II/515)

    Bazıları Resulullah’ın adı tekrar tekrar anılsa bile bir mecliste bir kez vacip olur demişlerdir.

    Nitekim Secde âyetinde de böyledir. Bunun gibi her duanın başında ve sonunda da vaciptir. Namazda (Allahümme salli ala Muhammed…) diye salavat okumak biz Hanefilerce vaciplerden değil, sünnettir. İbrahim Nehai’den rivayet edilmiştir: “Sahabeler, teşehhüddeki ile yetinebilirlerdi” demiştir. Fakat Şafiî Hazretleri: “Namazın caizliği için salavat şarttır, vaciptir” demiştir.

    Sahabeler: “Ya Resulullah selam vermeyi biliyoruz. Fakat ‘salat’ı nasıl getireceğiz?” demişler. O zaman namazda okunan salavat duası Müslümanlara öğretilmiştir. Peygamberlerden başkasına salavat, Peygambere tabi olarak caiz olursa da başlıbaşına birisine salavat getirmek mekruhtur. Çünkü örfte peygamberlerin şiarıdır. Nitekim aziz ve celil olmakla birlikte hakkında “azze ve celle” denmez.

    13-
    Bakara 106’da unutturursak der, unutturduk demez.
    Nahl 101’de Kur’an’ın bazı hükümlerinin ilahî hikmet doğrultusunda değişeceğine işaret edilmiştir.
    Fatır-43: “… Hayır! sen Allah’ın kanununda değişiklik bulamazsın. Sen Allah’ın kanununda asla bir döneklik bulamazsın. “

    Feth-23: “… Allah kanununda hicbir degişiklik bulamazsınız. “ bu ayetlerle hiçbir çelişki yok.
    14-
    Konu sözde çelişkiler olsa da, burada düzensizlik var denmiş. Burada düzensizlik yok. Dikkatli okursanız anlayacaksınız.
    15-
    Evet, Edison, Einstein, Ebu Talip ebedi cehennemde olacak.

    “Kim doğru yola gelirse sırf kendi iyiliği için gelir. Kim de saparsa ancak kendi aleyhine sapar. Hiçbir günahkar başkasının günah yükünü çekmez. Biz bir Peygamber göndermedikçe, hiç kimseye azab edecek değiliz.”
    (İsra, 17/15)

    Bu ayetten de görülebileceği üzere Allah peygamber göndermediği hiçbir kavme azap etmez.

    “Andolsun ki biz her ümmete, “Allah’a kulluk edin, sahte tanrılardan uzak durun” diyen bir elçi gönderdik. Onlardan kimini Allah doğru yola iletti, kimileri de saptırılmayı hak ettiler. Yeryüzünü dolaşın da hak dini yalanlayanların âkıbetinin ne olduğunu görün.” Nahl Suresi 36.ayet.

    Bu ayetten de anlaşılabileceği üzere her ümmete peygamber gönderilmiş. yani bu bir adaletsizlik değildir.

    16-
    Ayette bir hükmün farz olmasından ziyade, sorulan sorunun cevabının açıkça verileceğinden söz edilmiştir.
    Burada da bir çelişki YOK.
    17-
    Attığın ayetlere bakılınca kendin çelişki uydurduğun belli. Hele ki Yusuf 12’nin yazdığın yazıyla alakası yok.
    Namazın kaç vakit olduğu vb Hadislerde bahsedilmiştir.

    Devamını daha sonra cevaplayacağım.

    1. Öyle “Burada bi çelişki yok, aha burada da bi çelişki yok” demekle olmuyor beyfendi. Ortada buz gibi çelişkiler var ve sen cımbızlanmış burada bi çelişki yok devam edelim diye diye geçiyosun, daha doğrusu gerçeklerden kaçıyosun.

      Örneğin en ilk ifade edilen: Bakara-48: “Kimsenin kimseden faydalanamayacağı, kimseden bir şefaat kabul edilmeyeceği, kimseden bir fidye alınmayacağı ve yardım görülmeyeceği ” denilmiş. Yani kimse kimseye şefaat edemez demiş açık ve net. Bundan ötesi var mı?

      Ama ötekinde: Meryem-87: “Rahman’ın katında söz almış olanlardan başkaları şefaat hakkına sahip olmayacaklardır.” denilerek açıkça çark edilmiş işte.

      Bundan ala çelişki mi olur? Diğerlerini de zamanım olduğunda söylerim.

      Cımbızlamak demişsin. Bir cümle kendi başına bir fikri anlatmaya yetiyorsa niye tek başına alıntı yapılmasın.
      Buna cımbızlamak denmez. Her bir ayet açıklanırken kuranın baştan sona oraya copy paste mi yapılması lazım. “Kimsenin kimseden faydalanamayacağı, kimseden bir şefaat kabul edilmeyeceği, kimseden bir fidye alınmayacağı ve yardım görülmeyeceği demiş bu cümlenin öncesi de sonrası da eklense anlam değişmez.

  2. Kendinizi fazla yormayın. Size rest çekilmiş 1400 küsür yıl önce, eğer bu kitabın bir beşer tarafından yazıldığını söylüyorsanız, sizde tüm yandaşlarınızı toplayın onun gibi bir kitap, onun bir suresi gibi bir sure getirin. Haydi hodri meydan. Getirin vede bu meseleyi kapatın…. Getiremezseniz ki getiremediniz bu güne kadar bundan sonra getiremeyeceksiniz, o zaman bekleyin. Bizde beklemekteyiz….

    1. @umut çakıroğlu, Beyfendi, düşünen araştıran insanlar, sahtekar, şaklaban değildirlerki bugün bir araya gelip ahanda bize vahiy indi, tanrının sözlerini yazdık, kutsal kitap yazdık deyip insanları kandırsınlar. Öyle bir kitap diye sipariş verdiğine göre yarın birileri, “bize vahiy geldi kutsal kitap yazdık” derse demekki sen inanacaksın.

  3. Sadece çelişki olduğu ileri sürülen ayetleri cevapladım. Yoruma istek gelirse bilimsel hata iddialarına da cevap vereceğim.

    Çelişki İddiası 1:

    1- Hesap gününde Allah’tan başkası şefaat edebilir mi?

    Edemez / Bakara-48: Kimsenin kimseden faydalanamayacağı, kimseden bir şefaat kabul edilmeyeceği, kimseden bir fidye alınmayacağı ve yardım görülmeyeceği günden korunun.

    Edebilir / Meryem-87: Rahman’ın katında söz almış olanlardan başkaları şefaat hakkına sahip olmayacaklardır.

    Edebilir diyen diğer Ayetler: Enam-51, İnfitar/ 18-19
    Edemez diyen diğer ayetler: Bakara-123, Zuhruf-86, Secde-4

    Cevap:

    Attığı diğer bütün ayetlerde, Allah’ın izni olmaksızın şefaat olmayacak diyor. Diyor ki, “O’nsuz size ne bir dost ne de bir şefaatçi bulunur” (32:4)

    Yani Allah’ın izni olmadan kimse şefaat edemeyecek. 2:48’de genel kuralı söylüyor. 19:87’de ise Arapça “illa” eki getirerek istisna belirtiyor. Bunu şöyle bir örnekle açıklarsam anlaşılabilir. Diyelim ki bir havaalanındasınız, karşınızda bir tabela gördünüz “Bütün yolcular bekleme odasında beklemelidir.” az ileride bir tabela daha gördünüz “VIP yolcular hariç bütün yolcular bekleme odasında beklemelidir.” Şimdi bu tabela öncekiyle çelişir mi? Hayır çelişmez.

    Çelişki İddiası 2:

    2- Kötülük Allah’tan mı gelir?

    Nisa -78: Nerede olursaniz olun, sağlam kaleler içinde bulunsanız bile, ölüm size yetişecektir. Onlara bir iyilik gelirse: “Bu Allah’tandır” derler, bir kötülüğe uğrarlarsa “Bu, senin tarafındandır” derler. De ki: “Hepsi Allah’tandır”. Bunlara ne oluyor ki, hiçbir sözü anlamaya yanaşmıyorlar?

    Nisa-79: Sana ne iyilik gelirse Allah’tandır, sana ne kötülük dokunursa kendindendir. Seni insanlara peygamber gönderdik, şahid olarak Allah yeter.

    Cevap:

    Bu ayetlerde hiçbir çelişki yok. 78.ayette muhattap insanlar, 79.ayette ise muhattap Hz. Muhammed. Zaten bu kitabı (haşa) bir insan yazdığını farzetsek bile sizce bir sonraki ayette çelişki yapabilir mi?

    Çelişki İddiası 3:

    3- Müslüman olmayanlar cennete gidebilir mi?

    Gidebilir/ Bakara-62: Şüphesiz, inananlar, Yahudi olanlar, Hıristiyanlar ve Sabiilerden Allah’a ve ahiret gününe inanıp yararlı iş yapanların ecirleri Rablerinin katındadır. Onlar için artık korku ve üzüntü yoktur. (Ayrıca Maide-69 )
    Gidemez/ Ali İmran-85: Kim İslam’dan başka bir din ararsa, (bilsin ki o din) ondan kabul edilmeyecek ve o ahirette hüsrana uğrayanlardan olacaktır. (Ayrıca tevbe-30)

    Cevap:

    Ayetin iniş sebebine bakarsak çelişki olmadığını anlayacağız.

    “Sahâbeden Selmân-ı Fârisî daha önce Hristiyan olmuş ve bir süre Hristiyanlarla birlikte yaşamıştı. Hz. Peygamber’in hicretini takiben o da Medine’ye gelip İslâm dinine girmiş ve arkadaşlık etmiş olduğu Hristiyanları ve onların amellerinden gördüklerini Hz. Peygamber’e anlatmış, Hz. Peygamber de “Onlar İslâm dini üzere ölmediler” buyurmuşlardır. Selmân diyor ki: (Hz. Peygamber böyle buyurunca) dünyam karardı. Sonra Selmân Hristiyanların (dinî hayatlarındaki) gayretlerini de anlatmış, bunun üzerine “Şüphesiz, inananlar, Yahudi olanlar, Hıristiyanlar ve Sabiilerden Allah’a ve ahiret gününe inanıp yararlı iş yapanların ecirleri Rablerinin katındadır. Onlar için artık korku ve üzüntü yoktur.” meâlindeki âyet inmiştir. Ardından Hz. Peygamber Selmân’ı çağırıp şöyle buyurdu: “Bu âyet senin arkadaşların hakkında indi. Kim benim peygamber olarak geldiğimi işitmeden önce Îsâ’nın dini ve İslâm üzere ölürse o hayırdadır. Ama bugün kim beni işitir de bana iman etmezse o da helâk olmuştur”

    Çelişki İddiası 4:

    4- Cennetin genişliği ne kadardır?

    Göklerle yer kadar/ Ali İmran -133: Rabbinizin bağışına, genişliği göklerle yer arası kadar olan ve Allah’a karşı gelmekten sakınanlar için hazırlanmış bulunan cennete koşun.
    Gökle yer kadar/ Hadid-21: Rabbinizden bir bağışlanmaya ve eni, gökle yerin genişliği kadar olan, Allah’a ve Resulüne inananlar için hazırlanan cennete yarışırcasına koşun. İşte bu, Allah’ın lütfudur. Onu dilediğine verir. Allah, büyük lütuf sahibidir.

    Cevap:

    Bu ayetlerde bir çelişki yok. Ali İmran suresindeki ayette “semavat = gökler” çoğul şeklinde, Hadid suresindeki ayette ise, “sema = gök” tekil olarak kullanılmıştır. Bunda bir çelişki yoktur. Çünkü, “sema” kelimesi bir cins isim olduğu için çoğul (gökler) manasını da vermektedir. Nitekim Türkçe’de de bunu görüyoruz; bazen “gök”, bazen de “gökler” diyoruz ve aynı şeyi kastediyoruz.

    Çelişki İddiası 5:

    5- İlk müslüman kimdir?

    Enam-163′e göre Muhammed.
    Araf-143′e göre Musa.
    Ali İmran-67′ye göre İbrahim.

    Cevap:

    Ali İmran 67’de Hz. İbrahim’in ilk Müslüman olduğuna dair bir yazı yok.

    Araf 143’te ise Hz. Musa kendisi ben ilk Müslümanım diyor, burada Allah, ilk Müslüman Hz. Musa’ydı demiyor.

    Enam 163’te ise kullanılan evvelu kelimesi ilk anlamına da gelir, önder anlamına da gelir. Hatta bir sözlük yazarı Ragıp İstefani, bunu önder anlamında kullanmıştır. (Müfredat: أول maddesi)

    Çelişki İddiası 6:

    6- İblis melek midir, cin midir?

    Bakara-34′e göre melek, Kehf-50′ye göre ise cindir.

    Bakara-34: Hani meleklere, “Âdem için saygı ile eğilin” demiştik de İblis hariç bütün melekler hemen saygı ile eğilmişler, İblis (bundan) kaçınmış, büyüklük taslamış ve kâfirlerden olmuştu.

    Kehf-50: Hani biz meleklere, “Âdem için saygı ile eğilin” demiştik de İblis’ten başka hepsi saygı ile eğilmişlerdi. İblis ise cinlerdendi de Rabbinin emri dışına çıktı. Şimdi siz, beni bırakıp da İblis’i ve neslini, kendinize dostlar mı ediniyorsunuz? Hâlbuki onlar sizin için birer düşmandırlar. Bu, zalimler için ne kötü bir bedeldir!

    Cevap:

    Arapça’da tağlib sanatı diye bir sanat vardır. Çoğunluğa seslenilir. Bunu örnekle açıklarsam şöyle: Diyelim ki bir sınıfta 30 başarılı 1 de başarısız öğrenci var, hepsinin ayağa kalkması için başarılı öğrenciler ayağa kalksın demek yeterlidir. Arapça’da bu böyle. Burada da tağlib sanatı kullanılmış. Kanıtlayalım:

    Araf 11-12: Andolsun sizi yarattık; sonra size şekil verdik; sonra da meleklere, “Âdem’e secde edin” diye emrettik. İblîs’in dışındakiler secde ettiler. O secde edenler arasında yer almadı. Allah buyurdu: “Ben sana emretmişken seni secde etmekten alıkoyan nedir?” (İblîs), “Ben ondan daha üstünüm; çünkü beni ateşten yarattın, onu çamurdan yarattın” dedi.

    Gördüğünüz gibi buradan da anlaşılabilir. Meleklere seslenildi, İblis hariç hepsi secde etti diyor. Ama iyi bakın, beni ateşten yarattın diyor İblis. Cinler de ateşten yaratıldığına göre tağlib sanatı kullanıldığı apaçık. Melekler nurdan, cinler ateşten yaratılmışlardır.

    Çelişki İddiası 7:

    7- İslam’da Vasiyet geçerli midir?

    Bakara-180′de ölümü yaklaşanlar için vasiyet etmek şart koşulmuşken, Nisa/ 11-12 ayetleriyle vasiyetin bir hükmü
    kalmamış, miras taksimi zorunlu kılınmıştır.

    Bakara-180: Sizden birinize ölüm gelip çattığı zaman, eğer geride bir hayır (mal) bırakmışsa, anaya, babaya ve yakın akrabaya meşru bir tarzda vasiyette bulunması -Allah’a karşı gelmekten sakınanlar üzerinde bir hak olarak- size farz kılındı.

    Ayete ilaveten, Muhammed’in Veda Hutbesinde şöyle dediği yazılıdır:

    “Mirasçı için ayrıca vasiyet etmeye gerek yoktur.”

    Cevap:

    Bu ayetlerden bunu nasıl çıkarmış şaşılacak bir şey. İki ayette ben dediği gibi bir şey göremedim, geçiyorum diğerine.

    Çelişki İddiası 8:

    8- Allah’ın katına olan mesafe-zaman çelişkisi:

    Secde 5: Allah, gökten yere kadar her işi düzenleyip yönetir. Sonra (bütün bu işler) sizin sayageldiklerinize göre bin yıl tutan bir günde O’nun nezdine çıkar.

    Mearic 4: Melekler ve Rûh (Cebrail), oraya, miktarı (dünya senesi ile) ellibin yıl olan bir günde yükselip çıkar.
    Bu çelişkiye bir de Allah katındaki zaman çelişkisini ekleyelim:

    Hac-47: Senden çabucak azabı getirmeni istiyorlar. Allah, asla vaadinden caymaz. Doğrusu Rabbının katında bir gün; saydıklarınızdan bin yıl gibidir.

    Cevap:

    Bu mu çelişki gerçekten? Secde 5’te işler bin yıl tutan bir günde çıkar diyor. Burada işlerin açısından 1000 yıldır. Allah zamandan ve mekandan münezzehtir. Mearic 4’te ise Melekler ve Ruh’un çıkış süresi söyleniyor. Gerçekten bu mu çelişki? Hac 47’de ise geçen Rabbinin katı ifadesi yani Arapça “İndallah” kelimesinin ne anlama geldiğini hiç kimse bilmiyor. Bu çok manaya geliyor olabilir. Bu ayetten Allah burada bulunuyor manası çıkaramayız. Çünkü O bize şah damarımızdan yakın olduğunu da buyuruyor veya kâbeye “Allah’ın evi” de diyor fakat Kâbe’nin içinde yaşadığı anlamına gelmiyor. Peki ne olabilir? Örneğin Allah’ın isimlerinin tecelli ettiği evrenin ana merkezî bölgesi olabilir. Tıpkı hücrenin içinde çekirdeği gibi veya vücudumuzda beynin konumlanması gibi. Veya içinde yaşadığımız evreni insanların ve başka varlıkların geçici bir sınav alanı olarak bir simülasyon halinde hazırladıysa gerçek hayat burada değildir ve gerçek hayatın olduğu yere Allah’ın katı diyor olabilir. Ama Allah’ın katı ifadesi Allah’ın orada yaşadığı gibi bir anlama gelmiyor ve dolayısıyla oranın zamanına uymak zorunda olduğu anlamına da gelmiyor.

    Çelişki İddiası 9:

    9- Allah herşeyi bilir mi?

    Gaybı bilen yalnızca Allah’tır” ayetlerine rağmen Enfal/ 65-66 da Allah’ın bir müslümanın kaç düşmana bedel olduğunu ancak savaştan sonra bilebildiği anlaşılıyor.

    Enfal-65: Ey Peygamber! Müminleri cihada teşvik eyle. Eğer sizden sabredecek yirmi kişi olursa ikiyüze galip gelirler ve eğer sizden yüz kişi olursa kafirlerden bin kişiye galip gelirler. Çünkü onlar hakkı ve akıbeti düşünmeyen anlayışsız bir kavimdirler.

    Enfal-66: Şimdi Allah sizden yükü hafifletti ve sizde bir zaaf olduğunu bildi. O halde sizden sabredecek yüz kişi olursa ikiyüz düşmana galip gelirler, sizden bin kişi olursa Allah’ın izniyle ikibin düşmana galip gelirler. Allah sabredenlerle beraberdir.

    Cevap:

    Eğer inanır motive olursanız siz kendinizden on kat fazla orduyu yenersiniz, fakat eğer zaaf gösterirseniz ancak iki katı kadar bir orduya galip gelebilirsiniz. Yani Allah’ın kuralı değişmiyor. Değişen sadece insanın durumudur ve Allah’ın her iki hükmü de her iki durum için geçerlidir. Yani sahabeler tekrar motive olurlarsa tekrar on katı kadar bir orduyu yenebilirler demektir. Bundan dolayı Kuran’da bir ayetin gelip başka bir ayeti iptal etmesi durumu yoktur. Farklı durumlar için konulmuş farklı hükümler vardır.

    Çelişki İddiası 10:

    10- Allah gönderdiği kanunları, hükümleri değiştirir mi?

    Bakara-106: “Herhangi bir Ayet’in hukmunu yururlukten kaldirir veya unutturursak, onun yerine daha hayirlisini veya benzerini getiririz. Allah’in herseye gucunun yettigini bilmezmisin? “

    Hac-52: Senden önce hiçbir resûl ve nebî göndermedik ki, bir şey temenni ettiği zaman, şeytan onun bu temennisine dair vesvese vermiş olmasın. Ama Allah, şeytanın vesvesesini giderir. Sonra Allah, âyetlerini sağlamlaştırır. Allah, hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.

    Nahl-101: Biz bir âyeti değiştirip yerine başka bir âyet getirdiğimiz zaman -ki Allah, neyi indireceğini gayet iyi bilir- onlar Peygamber’e, “Sen ancak uyduruyorsun” derler. Hayır, onların çoğu bilmezler.

    Rad-39: Allah, dilediğini siler, dilediğini de sabit kılıp bırakır. Ana kitap (Levh-i Mahfuz) O’nun yanındadır.

    Aşağıdaki ayetlerde ise farklı söylenir;

    Fatır-43: “… Hayır! sen Allah’ın kanununda değişiklik bulamazsın. Sen Allah’ın kanununda asla bir döneklik bulamazsın. “

    Feth-23: “… Allah kanununda hicbir degişiklik bulamazsınız. “

    Cevap:

    Fatır 43, Feth 23’de Allah’ın kanunu diyor, diğerlerinde ise ayet diyor. Bir toplum kendisindekini değiştirmedikçe Allah onlarda bulunanı değiştirmez. (Rad 11)

    Çelişki İddiası 11:

    11- Ganimetlerin tamamı mı yoksa 1/5′i mi?

    Enfal-1’de “ganimetler Allah’ın ve peygamberindir” denirken,
    Enfal-41′de “ganimetlerin beşte biri Allah’ın ve peygamberindir” denir.

    Enfal-1: (Ey Muhammed!) Sana ganimetler hakkında soruyorlar. De ki: “Ganimetler, Allah’a ve Resûlüne aittir. O hâlde, eğer mü’minler iseniz Allah’a karşı gelmekten sakının, aranızı düzeltin, Allah ve Rasûlüne itaat edin.”

    Enfal-41: Şunu da biliniz ki, ganimet olarak aldığınız her hangi bir şeyden beşte biri mutlaka Allah içindir. (…)

    Cevap:

    Düz bir meal üzerinden bunu anlayamazsınız. Enfal 1’de Enfal, Allah’a ve Elçisi’ne aittir deniyor. Enfal, ganimetlerden arta kalan demektir. Enfal 41’de ise ganimet deniyor. Yani bir çelişki yok.

    Çelişki İddiası 12:

    12- Peygamberler eşit mi yoksa üstün olanı var mı?

    Bakara-285‘te Peygamberler arasında fark olmadığı söylenirken, aynı surenin 253. ayetinde; “İşte bu peygamberlerin bir kısmını diğerlerine üstün kıldık..” denir.

    Bakara-285: Peygamber de, iman edenler de O’na indirilene inandı. Hepsi de Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine iman etti. “O’nun peygamberlerinden hiçbirinin arasında fark görmeyiz. İşittik ve itaat ettik. Affını dileriz ey Rabbimiz, Dönüş sana’dır” dediler.

    Bakara-253: İşte peygamberler! Biz, onların bir kısmını bir kısmına üstün kıldık. İçlerinden, Allah’ın konuştukları vardır. Bir kısmının da derecelerini yükseltmiştir. (…)

    Cevap:

    Bakara 253’te Allah, peygamberlerin bir kısmını diğerlerine üstün kıldık diyor. Bakara 285’te ise müminler peygamberlerinden hiçbirinin arasında fark görmeyiz dediler diyor. Yani burada Allah kendisi biz fark görmedik demiyor. Müminler öyle dediler diyor. Türkçeniz var mı?

    Çelişki İddiası 13:

    13- Allah’ın velisi var mı yok mu?

    İsra-111. Ve de ki: “Övgü, Allah’adır. O çocuk edinmemiştir, yönetimde ortağı ve zillettten ötürü de bir veliside yoktur.” O’nu alabildiğine Yücelt.
    Yunus-62. Uyan! Allah velilerine ne korku vardır, ne de onlar mahzun olurlar!

    Cevap:

    Arapçasına baktığımızda, Yunus 62’de dost deniyor. İsra 111’de ise veli deniyor. Yani bir çelişki yok.

    Çelişki İddiası 14:

    14- Meleklerden peygamber olur mu?

    Muhammed’e inanmayanlar ” Elçi olarak bize bir melek gelmesi gerekmez miydi” derler. Buna şu yanıt verilir:

    İsra-95. De ki: “Eğer yeryüzünde, (insanlar yerine), yerleşip dolaşan melekler olsaydı, elbette onlara gökten bir melek peygamber indirirdik.”

    Mantıklı. Dünyada insanlar yaşadığına göre melekten peygamber olmaz.
    Gel gelelim meğer öyle değilmiş. İsra-95′de melekten peygamber olamayacağı söylenirken;
    Bakın aşağıdaki ayette ne diyor:

    Hac-75. Allah, meleklerden ve insanlardan peygamberler seçmiştir; şüphe yok ki Allah, duyar, görür.

    Cevap:

    İsra 95’in ana konusu, insana insan, meleğe melek, cine cin peygamber gönderilmesidir. Yani burada herkese aynı türden peygamber gönderilir deniyor. Ana konu bu. Bir de yeryüzünde diyor bakın, melekler yeryüzünde mi? Hayır. Hac 75’te ise Allah meleklerden peygamber seçmiştir diyor. Yani burada insana melek peygamber gönderildi denmediği için, bir çelişki yok. İnsanlar bunu nereden çıkarıyor merak ediyorum?

    Çelişki İddiası 15:

    15- Cehennemde sadece ne yenir? Zakkum mu? Darı dikeni mi?

    Duhan/ 42-43-44. Doğrusu (cehennemde) günahkarların yiyeceği zakkum ağacıdır; karınlarda suyun kaynaması gibi kaynayan, erimiş maden gibidir.

    Gasiye suresi 6. ayeti öyle demez.

    Leyse lehüm ta’amün illa min dariy’ın.

    Onlar için darı dikeninden başka bir yiyecek yoktur.

    Zakkum ağacı ile darı dikeni çok farklı bitkiler olduğuna göre ayetler arasında çelişki mevcuttur.

    Cevap:

    Allah Hicr suresinin 44. ayetinde şöyle buyuruyor: ”Cehennemin yedi kapısı vardır. Onlardan her kapı için birer gurup ayrılmıştır.”

    Her cehennemlik cehennemin aynı yerine gitmez. Bir kişi işlediği günaha göre cehennemin belli katına gider. Mesela münafıklıklar cehennemin en alt katına giderler.

    ”Şüphe yok ki münafıklar cehennemin en alt katındadırlar.” (Nisa suresi 145)

    Katları birbirinden ayıran nedir? cezalardır. Farklı ceza demek farklı bir ”yiyecek” demektir. Cehennemin bütün katlarının cezaları aynı değilken bu ayetlerde çelişki olduğu nasıl iddia edilebilir?

    Çelişki İddiası 16:
    16- Yer ve gök kaç günde yaratılmıştır?

    6 günde : (Araf-54) (Yunus-3) (Hud-7) (Furkan-59)
    8 günde : (Füssilet/ 9-12)

    Cevap:
    Fussilet 9’da yeryüzünün iki günde yaratıldığı söyleniyor, Fussilet 10’da 4 günde gıdaların oluştuğunu söylüyor. Gıdaların oluşması yeryüzünde biyolojinin başlaması demektir ve bunu anlatıyor. Yani Dünya’nın ömrünün ilk üçte birlik döneminde Dünya biyolojiye uygun olacak bir yere dönüştü ve ömrünün üçte biri tamam olunca ilk biyolojik aktiviteler başladı ve kalan üçte ikilik periyodda biyoloji başladı ve yeryüzü hayvanları ve bitkileriyle gitgide gelişmeye başladı. Bu bir anda olmadı süreç içinde oldu. Fussilet 10’da ise göklerin de iki günde yaratıldığını belirtiyor. İki günde yaratılan göklerin süresi Dünya’nın yaratılması ve gıdaların yaratılması sürecinden hariç değildir. Yani beraber yaratılmışlardır. Yeryüzü ve gıdaların yaratılması devam ederken bu sırada gökler de düzenleniyor. Göklerin yani atmosferin yaratılmasının ne zaman başlayıp ne zaman bittiği Kuran’da belli değildir. Sadece süresi verilir, yani iki gün. Bu emektir ki göklerin yedi gök halinde düzenlenmesi yeryüzünün oluşmasının yani iki günün sonunda da başlamış olabilir bundan bir müddet sonra da başlamış olabilir. Fakat göklerin yedi gök halinde düzenlenmesi iki gün sürmüştür, yani toplam Dünya’nın yaratılışının kabaca üçte biri kadar sürmüştür. Bu iki günlük süre göklerin toplam ömrü de değildir. Tabakalar halinde yaratılma süresidir.

  4. Beyler ; Din ve kuran ı anlatırken saplantılarınızı bırakın.!1-Ben şu mezhep tenim,şu tarikattanım diyenle r baştan inandırıcı lıklarını kaybeder.Doğuştan itibaren tek yönlü yetişmiştir.Din ve mezhep,tarikat gibi bölünmeler yoktur. Kuran da böyle bir ayet yok.Bilhassa bölünmeyin der.HzMuhammed in daha naaşı toprağa verilmeden ,bahçe de toplanan lar halef seçimine başladılar.Bu yanlış arap adeti halen devam ediyor.İslâmiyet paramparça oldu ve aralarindaki savaş 1450 yıldır bitmedi.Bir bir lerini öldürüyorlar. 2-Sonradan uydurulan ve değiştirilen ayet ler çok..Meydana çıkıpta ağzı LÂF yapan ukalalar , kendi lerine göre mealler yazmıştır.Şu anda gerçek ve ilk sayılan kuran yok.Bunun da en büyük isbatı:Ülkemizde yazılan ve hiçbir denetim yapılmadan satılan ları karşılaştırın ! Sonra da ; Mekke de En haram daki ( Kâbe ) sütünlarda bedava olarak dağıtılan,Dünya daki dillerde yazılan Kuran lardan bir kaç yana alıp komisyon kurarak inceleyin.Hristiyanların Iznik manastırında ki ;80 küsur ıncili teke indirme çalışmaları ve 4 tam aşağı indirememelerinden fazla zorlanıp dağılırsınız.Süre ve ayet sayısında bile bizim prof.lar tartışıyorlar. 3-Böyle bir çalıştaya hiç bir din bilgini !gitmez ! İlk yapılacak iş : Tüm Hadis-rivayet-ebu kimden aktarım ve bizim şeyhinin demişti..Gibi safsataları bırakıp başlamanız. Tırmızi vs.ler.Nerden uyduruyorlar.1450 yıl önceki sözleri ve olayları.Anlatırken de mübarekler film seyrediyormuş çasına ayrıntılar veriyorlar.Peygamberin gece lerini bile perde nin arkasından dikizler gibi söylüyorlar. 4- Fısıltı oyunu vardır. 10-15 kişi yan yana gelir.1 nci 2 nciye fısıldar.-Domates-diye..15 nciye sıra geldiğin ve yüksek sesle ” Patates veya Dolma biber ” 1 dk.kada anlam değişir.Konu din olunca 1450 yılda din baz ların sözler i Allah ve Peygamber kelâm ı oluyor.SÖZ uçar yazı kalır.İslâm aleminin % 90 nı yanlış yönlendirilip ŞİRK batağına atılıyor.Din sadece Allah la kul arasında dir.50 kişiye Allahı tarif edin derseniz , 50 yana tarif çıkar.

Bir Cevap Yazın Ya Da Yorumda Bulunun