Köprü

Geleni geçeni, geçmeyip kalanı çok olmuş. İnsanlık tarihi kadar eski, insanlığın gelişim dönemlerini gözle görebildiğimiz kadar değerli bir köprü.

İçerisindeki zengin kaynakları sayesinde herkesi beslemiş, havası ve su kaynakları ile hayran bırakmış, yemyeşil dağlarını ovalarını gören insanların kendisine aşkla bağlanmalarına tanıklık etmiş bir köprü.

Sahiplenme arzusu içerisindeki toplumların, yüzlerce savaşını görmüş, kaynaklarına saldıran talancıları çok görmüş. Acıların, göz yaşlarının bol olduğu, kan içerisinde kırmızıya dönmüş topraklarına rağmen sevenleri tarafından terk edilmemiş bir köprü.

Geçiş garantisi asla verilmemiş, Çanakkale’si bile geçilememiş, misafir gelenlerden bedel alınmamış, üzerinde kurulmak istenen mutlu yaşamlar ve gelecekler için adına marşlar yazılmış bir köprü.

Ne tarih öncesi ne sonrasında ne de günümüzde önemini asla yitirmemiş bu köprü bizim VATANIMIZ.

Üzerinde son kalanlar ile birlikte yaşıyoruz. Üstelik birlikte cephelere koştuğumuz, düğünler yapıp halaylar çektiğimiz, geçmişte nerelerden gelirken bu topraklarda kaldıklarına bakmadan ve kendimizin de nerelerden geldiğini sorgulamadan birlikte yaşadığımız 84 milyonu taşıyan bu köprü hepimizin VATANI.

Vatan hepimizin, topraklar hepimizin, devlet hepimizin ama bizler farklıyız, farklılıklar bölünme endeksimiz olmuş. Oysa anlayamadığımız şey, hepimiz aynıyız ve insanız. Sahip olduklarımızla kavgalıyız, ya da onlar bizimle kavgalı.

Irklar açısından Türk, Kürt, Ermeni, Arap, Süryani gibi ana guruplara, İnanç açısından Müslüman, Hıristiyan, Yahudi gibi ana guruplara, İdeolojik açıdan Sağ, Sol, Liberal, Milliyetçi, Muhafazakâr gibi diğer ana guruplara sahibiz.

Bunlar var olan guruplar olmasına rağmen, kavgaların körüklendiği, ateşlendiği ve bu farklılıkların düşmanlığa dönüşmesi için çabaların harcandığı, planlanmış olan bütün bölünme süreçlerinin esiri olmuşuz.

Bölünme kültürü öyle bir işlenmiş ki içimize, bu savaşı spor takımı taraftarlığı seviyesine kadar yaygınlaştırmayı bile başarmışız.

Bu yaygın bölünmüşlük görüntüsünün yarattığı güvenlik kaygısı ve köprü üzerinde meydana gelen sürekli zincirleme kazalar yüzünden, yaşadığımız huzursuzluklar da hiç bitmemiş. Bizleri bir arada tutabilecek çok değerli düşünürlerimizi, yetenekli insanlarımızı kaybetmişiz.

Kaçırmışız, ölümlerine seyirci kalmışız, idam etmişiz, sürgüne yollamışız.

Ne için yapmışız?

Güzel ve birlikte yaşanacak bir ülkenin geleceği için yapmışız.

Kim yapmış?

Devlet içerisindeki üst akıl,

Sözde devleti koruma amacı güden ne kadar akılsız varsa bizim için üst akıl olmuş. Yapanları göremeyince göremediklerimize bağlamışız her şeyi.

Aslında başkaları için akıllı bizim için akılsız olan bu insanların ve bunların örgütlü oluşumlarının arkasında büyük devletlerin ve güç sahibi desteklerin olduğunu da biliyoruz. İktidarların da güç sahibi olduklarını, yönetim dönemleri içerisinde kullanıma elverişli üst akıl oluşumlarını kullandığını da biliyoruz.

Beyinleri yıkanmış, kendilerine önerilen ya da verilen emirleri yerine getiren, hamasi duygular ile donatılmış insanlara, ölmüş ya da yaşamakta olanlara soruyorum;

İstediğiniz oldu mu?

Elbette ki olmadı. Daha kötü günlerdeyiz. İnanın çok berbat durumdayız.

Bize böyle söylenmedi, biz bu kadar kötü olacağını düşünmedik, bu günler beklentimiz değildi, aslında ben şöyle yaptım ama bir başkası şöyle bozdu gibi savunmalarınızı duyar gibiyim.

Yaşadığımız geçmiş yılları ve bu günleri köprünün asli sahipleri olarak, çok kötü yaşıyoruz. Asıl içimizi acıtan tüketilmiş gelecektir.

Kendinize biçtiğiniz bütün kimliklere lanet olsun. Bölüşemediğiniz ve param parça ettiğiniz şu güzelim topraklara tekrar bakarak diyorum ki;

Allah hepinizin belasını versin.

One thought on “Köprü

  1. İlk ok öğretmenimiz sıkça söylediği bir söz.”Her şeyin ortası güzeldir iyidir.”Ülke miz dünyanın ortasında dir.Habitat – iklim dahil herşey mükemmel.Çok eskilerden beri yurdumuz köprü görevi görmüş ve her millet buradan ileride daha güzel ülke bulabiliriz diye transit geçmiş.Çoğu diğer topraklarda ölmüş.Anibal da Gebzede ölmüş.Bu toprakların kıymetini bilememişler .Şimdikiler gibi.Hangi ülkede ,hangi şehirde 1 günde 4 mevsim yaşayabiliriz TÜRKİYE den başka.Tarihin her devresi burada başlayıp burada bitmiş ve devri daim burada gerçekleşmiş. Allah dünyanın en güzel topraklarını Türk ırkına vermiş.ATATÜRK hariç en berbat,basiretsiz,hırsız vs.yöneticilerini de BAŞIMIZA MUSALLAT etmiş. (Aralarında bazı iyiler vardı ama onlarıda susturmaya çalıştılar)Çok yıllar kaybettik. Gerçekçi,Namuslu,Akıllı yöneticiler seçebilirsek 10 senede ayağa kalkarız.Önce din olgusunu düzeltmeliyiz

Bir Cevap Yazın Ya Da Yorumda Bulunun