Hakaret Davası Başladı!

Cumhurbaşkanına hakaret davasıyla ilgili önce, 11 Eylül 2019 günü saat 11:02’de cep telefonuma şu yazılı mesaj geldi:
“Sayın Yılmaz DİKBAŞ,
Antalya 33. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2019/34 sayılı dosyasında 15/10/2019 09:50’de duruşmanız vardır.
Gelmediğiniz takdirde zorla getirileceksiniz.
Adalet Bakanlığı”

Bu ileti, iki gün arayla iki kez tekrarlandı.

Değerli Dostlar,

15 Ekim 2019 günü Antalya Adalet Sarayı’na gittim.
33. Asliye Ceza Mahkemesi’nde saat 09:50’de duruşma başladı.
Kimlik tebitinden sonra Yargıç bana, önce şu soruyu sordu:
“Ceza almanız durumunda, cezanın açıklanmasının ertelenmesini kabul eder misiniz?”
Kabul etmeyeceğimi bildirdim.
Yargıç yine sordu:
“Dava sonucunda hapis cezası almanız durumunda, bu cezayı bir devlet kurumunda hizmet ederek tamamlamayı kabul eder misiniz?”
Şu yanıtı verdim:
“Bu davadan aklanacağıma inandığım için, bu soruya cevap vermeyi gerekli görmüyorum.”
Bundan sonra yargılama başladı.
Duruşmanın sonunda mahkeme tarafından “Duruşma Tutanağı” düzenlendi. İmzalandı.
Şimdi sizlere, bu Duruşma Tutanağı’nı olduğu gibi sunuyorum.

T.C.
ANATALYA
33. ASLİYE CEZA MAHKEMESİ
DURUŞMA TUTANAĞI

TALİMAT NO: 2019/34 Talimat
DURUŞMA TARİHİ: 15/10/2019
CELSE NO: 1

HAKİM: Mehmet Sıdkı KÖK 217382
KATİP: Selcan TETİK 127014

Belirli gün ve saatte 1. celse açıldı.
Sanık YILMAZ DİKBAŞ’ın geldikleri görüldü.
Açık yargılamaya başlandı.
Sanık huzura alındı. Hüviyet tesbitine geçildi.

SANIK : YILMAZ DİKBAŞ, T.C. Kimlik Numarası: 49570236174, Yusuf Ziya ve Şükriye’den olma, 23/03/1942 Zonguldak doğumlu, İstanbul, Fatih, Ali Kuşçu mah/köy nüfusunda kayıtlı olup halen Güzeloba Mah. 2313 Sokak Şaban Amca Sitesi B Blok No:6 D:4 Muratpaşa/ANTALYA adresinde oturur. Evli, 5 çocuklu, emekli, aylık geliri emekli maaşı, beyanen sabıkasız, T.C. vatandaşı.

Sanığa CMK’nun 147 ve 191/3 maddesindeki hakları okunup sanığa bu okunan hakları, kimliğine ilişkin soruları doğru cevaplamakla yükümlü olduğu hususundaki mükellefiyeti ve CMK’nun 106/2 maddesi gereğince kovuşturmanın sona erdirileceği tarihe kadar, yeniden beyanda bulunmak suretiyle veya iadeli taahhütlü mektupla, yukarıda bildirdiği adreste değişiklik olması halinde bu değişiklikleri işbu dava dosyasına bildirmesi, bu ihtara uygun hareket etmediğinde, yukarıda bildirdiği adrese tebligatın yapılacağı ayrı ayrı hatırlatıldı.
Sanık, haklarını anladığını, yüklenen suç hakkında savunmasını kendi yapacağını bildirmekle, sanıktan savunma ve delilleri soruldu.

Talimat ekinde sanığın kolluk ve soruşturma aşamasında verdiği beyanları olmadığından okunamadı.

SANIK SAVUNMASINDA : Ben konu ile ilgili daha evvel beyanda bulunmuştum.
Vatanı Satanlar isimli kitabı ben yazdım.
Vatanı Satanlar isimli kitabımın 118. ve 119. sayfalarında “Recep Tayyip Erdoğan’a Emir-Komuta Verenler” ara başlığı ile vermiş olduğum bilgiler iddianamede suç unsuru ve hakaret olarak gösterilmiştir. Oysa ki bu bilgiler, benim kurgulamış olduğum bir senaryo değildir, benim yazdıklarımın tamamı kelimesi kelimesine Recep Tayyip Erdoğan’ın kendi sözleridir. Onun bu sözlerini gösteren bir video kaydı bulunmaktadır. İsteyen her vatandaş bilgisayar kullanarak İnternete girebilir ve Google sayfasından bu videoya erişebilir. Bu erişimin adreslerini “Google: Recep Tayyip Erdoğan’ın Emir-Komuta Merkezi” başlıklı fotokopi (5 sayfa) ve “Google: Gerekirse Papaz Elbisesi Giyerim” başlıklı fotokopi (5sayfa) mahkemenize yazılı olarak sunuyorum, dosyasına konulmasını talep ederim.
Özetle, kitabımda hakaret olarak belirtilen sözler benim kişisel sözlerim değil, aksine Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın kendi sözleridir.
Recep Tayyip Erdoğan’ın kendi sözlerinin suç unsuru, hakaret sayılması mümkün değildir. Bu nedenle, iddianamede geçen hakaret suçlamasını kabul etmiyorum.

İddianamede suçlanan kitabımın 204. ve 205. sayfalarından bir alıntı yapılmıştır. Bu alıntıda ABD’nin liderliğinde ve Avrupalıların desteğinde askeri güçlerin Irak’a, Libya’ya ve Suriye’ye karşı “Haçlı Ordusu” oluşturarak saldırdığını ve Recep Tayyip Erdoğan’ın Haçlılarla birlik olduğunu edebi bir dille anlattım.
Vurgulamak istediğim şudur ki, bu olaylar, tarihi olaylardır. ABD; Irak’a, Libya’ya askeri güçlerle saldırmış, bu saldırıları Avrupa ülkeleri desteklemiştir. Bunu ifade etmek, tarihi olayları anımsatmaktan başka bir şey değildir. Yine tarihi bir gerçektir ki, ABD’nin Irak ve Libya’ya askeri saldırılarında ve Suriye’nin içinin karıştırılmasında Recep Tayyip Erdoğan, ABD ve yandaşları ile birlik olmuştur. Bu tarihi olayların anlatılması sırasında kullandığım “Haçlılar” deyimi de benim bulduğum bir sözcük değildir. Haçlılar deyimi, İngilizcesi “Crusaders”, dönemin ABD Başkanı George W. Bush tarafından kullanılmıştır. Bu bilgiye ulaşmak isteyen herkes, bilgisayar kullanarak İnternete girip Google’dan erişebilir. Bu erişimin adreslerini “Google: Başkan G. W. Bush-Haçlılar” başlıklı fotokopi (3) sayfa olarak mahkemenize sunuyorum, dosyaya konulmasını talep ederim.
Tarihi olayları gerçeğine sadık kalarak anlatmanın hakaret kabul edilmesi akıl, mantık ve hukuk dışıdır. İşte bu nedenle, iddianamenin bu bölümündeki hakaret suçlamasını kabul etmiyorum.

Söz konusu VATANI SATANLAR kitabımda adları geçen eski Kültür Bakanı Namık Kemal Zeybek, eski Başbakan Yardımcısı, eski Devlet Bakanı, eski Maliye Bakanı, halihazır CHP Konya Milletvekili Abdullatif Şener ve eski İçişleri Bakanı Sadettin Tantan; yargıya başvurarak kitabın baskısının hemen durdurulmasını, ülke genelinde toplatılmasını ve benim de hapis cezasıyla cezalandırılmamı talep ettiler. Bu kişiler, söz konusu kitabımda “hakaret, iftira, halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik etme” suçlarını işlemiş olduğumu iddia ettiler. Onların bu talep ve iddialarına karşı yapmış olduğum savunmayı (8 sayfa) mahkemenize sunuyorum, dosyaya eklenmesini talep ederim.
Namık Kemal Zeybek, Abdullatif Şener ve Sadettin Tantan tarafından VATANI SATANLAR kitabı ile ilgili yapmış oldukları taleplerin ve iddiaların tümü, 31/05/2019 tarihinde, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Basın Suçları Soruşturma Bürosu tarafından reddedildi. Ek Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair Karar’ı dosyaya konulmak üzere ibraz ediyorum.

Vatanı Satanlar adlı kitabımda Cumhurbaşkanı’na hakaret iddiasını reddediyorum.
Bugüne kadar 19 kitabı yayımlanmış bir araştırmacı yazar olarak, değil Cumhurbaşkanı’na, hiçbir sade vatandaşa da hakaret etmedim.

Bundan 5 yıl önce, Avrupa Konseyi’ne bağlı İnsan hakları Mahkemesi’nde Başkan Yardımcısı Türk Yargıç şunu söylemiştir: “Türkiye’de Cumhurbaşkanına hakaret yönünden sürekli davalar açılıyor, bu Avrupa’da başka bir yerde yok”. Ben bu değerlendirmenin doğru olmadığını açıklayan bir yazı yazdım ve bundan 5 yıl önce Facebook sayfamda yayınladım, okurlara sundum. Bu yazımda; Almanya, Fransa, İngiltere, Hollanda, İsviçre, İspanya, Danimarka ve Norveç’teki uygulamaları tek tek sayarak bu ülkelerin devlet başkanlarına, Kral ve Kraliçelere hakaretin suç olduğunu gösterdim. Bu yazımın bir örneğini dosyaya konulmak üzere ibraz ediyorum.
5 yıl önce yazmış olduğum yazı şu cümlelerle son bulmaktaydı:
“Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı eleştirmek tüm vatandaşların hakkıdır ama, hakaret etmek hiç kimsenin hakkı değildir. Bilgisine güvenen, akıllı, mantıklı, ilkeli, dürüst ve ahlâklı kişiler hiç kimseye hakaret etmez, sövüp aşağılamazlar. Gerçek aydın hiç kimseye hakaret etmeyeceği gibi siyasi görüşleri ne olursa olsun, hakaret edenleri asla alkışlamaz, hoş görmez ve bağışlamaz.”

VATANI SATANLAR kitabım nedeniyle üzerime atılan dayanaksız hakaret suçlamalarını reddediyorum. Mahkemenizin bu davayı reddetmesini talep ediyorum.

Soruldu: Hükmün açıklanmasının geri bırakılması uygulamasına rıza gösteriyor musun?
“Ben suçlu olduğumu kabul etmediğim için hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına rıza göstermiyorum” dedi.

Sanığa TCK’nun 58. Maddesi gereğince ek savunması soruldu. “Ekleyeceğim başka bir husus yoktur” dedi.
Sanığa soruldu: Ceza almanız durumunda kamuya yararlı bir işte çalışıp çalışmayacağı soruldu.
“Bu davadan aklanacağıma inandığım için bu soruyu yanıtlamak istemiyorum” dedi.

Sanığın mahkememize ibraz etmiş olduğu Vatanı Satanlar adlı kitap, yazılı beyanı ve bilgisayar çıktıları, okundu, dosyasına eklendi.
Talimat evrakı incelendi.

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

Mahkememizce işi biten talimatın ikmalen mahal mahkemesine iadesine karar verildi. 15/10/2019

Katip 127014 Hakim 217382
e-imzalıdır e-imzalıdır

Değerli Dostlar,

Bu davayla ilgili gelişmeleri anında sizlerle paylaşacağım.

Yılmaz Dikbaş
22 Ekim 2019, Salı

Bir Cevap Yazın Ya Da Yorumda Bulunun