Evliya Hikayeleri

Kerpiç Dede…

Eskiden annem Bandırmalı olduğundan Bandırma’ya seyrek giderdik. Çocuktum farkında değildim. İstanbul’dan Bandırma’ya giderdik işte. Kapıdağ yarım adasından dönülünce Bandırma görülmeye başlardı. Sol tarafta tepelerin üzerinde bir mezar görülürdü. Meskün mahal değildi. Boş arazi! Dutliman tarafı denirdi. Mezar da yukarıda bulunurdu. Zamanla eşimle tanıştım. Eşim Bandırmalı onunla 1976’da sözlenip, nişanlandık. Sonra Bandırma’ya sık sık gitmeye başladım.

Biz evlendikten 8-10 yıl gibi sonra gemi ile gidiyoruz. Baktım mezar yok! Adı, Kerpiç Dede idi. Halk sohbetlerinde mutlaka biri gece rüyasında gördüğünü söyler “yarın sabah gidip dua edip mum döneceğim, dua istedi dede” gibi söylemlere sıkça rastlardık. Eee sen gördün, bizim neyimiz eksik? Ertesi gün de başkası görürdü! O da havasını atardı. Neyse bir gün kaynanama gittiğimizde sordum, “Anne dede yok galiba. Bir yere mi gitti” dedim. Gülmeye başladı önce sonra anlattı. “Son gidenler bakmışlar. Mezar boş. Oyulmuş. Dibinde 3 tane küp izi varmış…”

Doğu Romalılar İstanbul’a geldiklerinde, 20 yaşına kadar çocuklarını Prens adalarında Heybeli-Burgaz-Büyük ada ve saire büyütüp eğitirlermiş. Savaş olursa ölmesinler diye. Seneler sonra nüfus artınca Kapıdağ yarım adasına  (Erdek)  ormanın içine binalar yapıp oraya çocukları taşımışlar. O zamanlar o bölgenin adını PERA MA koymuşlar.

PERA MA, Bey çocukları demektir. Türkler gelmeye başlayınca , İstanbul’da fethedilince rahatsız olmuşlar. Sonra birçok Rum Yunanistan’a göçmüş. Bir kısmı bir müddet daha Erdek’te kalmış. Pera Ma adı Bandırma olmuş. Son kalan Rumlarda göçmüş.

Tahmin edilen olay; Kıymetli mallarını (altın -mücevher ) götüremeyecekleri için Karşı tepeye, görünen bir yere gömüp orayı da çizerek gitmişler. O harita da nesilden nesile saklanarak, son nesil gelip almış. Bandırma limanı uluslararası ihracat limanıdır. Daha çok Yunan gemileri Bor madeni almaya gelir 2-3 gün kalırlar. Sonraki görüşlerimde büyüklerime takılırdım.

“Dede döndü mü” diye… Başlıyorlardı gülmeye. ”Bilseydik biz çıkarırdık” diyorlardı. Evliya mezarı açılmaz çarpar. Bir daha da ne rüya kaldı ne mum…

Olay!

Eşimin amcasının 2 katlı evi vardı. Solunda da 1 katlı ev vardı. 2 sonunda önünde 3-4 metre bahçe vardı. Soldaki evin bahçesinde mezar vardı. Bakıp temiz tutuyorlardı. Yatır veya Dede diyorlardı. Mahalleden de dua edip mum diken bayanlar gelirdi. Amcası evini 9-10 yıl önce sattı. 3 yıl önce gittiğimizde baktım, 2 evde yıkılmış apartman yapmışlar. Erenler yok olmuş. Millet ayak ucuna takunya, yanına ibrikle su ve baş ucuna havlu koyuyordu. Gece abdest alıp namaz kılıyormuş dede. Gören var mı demiştim amcasına “Evliyalar görünmez.” demişti.  Yandaki evin sahibi belki, milletten bakım için para da topluyordu.

Bandırma evliyasız kaldı… Hepsi olmuş olay…

Uyan!

Karaca Ahmet mezarlığının ortalarında büyük bir mezar var. Tarihi bir mezar. O bölge bir zamanlar Sultanların sevdiği ve bindiği atların mezarlığı imiş. Zamanla mezarlar yok olunca, sadece bu mezar kalmış. Mezarlığa ziyarete gidenler o nazara mutlaka uğrayıp, mum dikip dua ediyorlar Erenin ruhuna… Ramazanda birçok oruçlu insan o mezara gidip ziyaret edip mum dikiyorlar. Mezardaki erenin şahlanmasını isterdim…

Bir de içinde ben olan bir öykü…

Karaca Ahmet mezarlığına yakın bir yerde inşaat yapılıyor. Ben de Emlâkçılık  yapıyorum Üsküdar’da. Samimiyiz bir müteahhitle, onla uğruyordum. Sohbet ediyorduk. Binanın önünde 3 metre bahçe bırakmış. Bir gidişimde baktım, ön bahçede bir mezar taşı dikilmiş. Daha önce yoktu. ”Bu ne yaaaa, buradan kimse daire almaz.” dedim. ”Mezar yok burada ben diktim. Gece malzemelerim çalınıyordu. Bir arkadaşım mezarlıktan bir taş gönder, al, dik buraya; inşaat boyunca yerine koy dedi. 3 gece oldu. Hiçbir hırsızlık olmadı!” deyince ben ”Bekçi tutsaydın.” dedim. O da “Bekçi para ister. Rahmetlinin başucu taşı bedava bekliyor.” dedi. İnşaat bitti, taş gitti…

 

Bir cevap yazın ya da yorumda bulunun