Evlendikten sonra yakalanacağınız hastalıklar

“Evlilik kutsal bir müessesedir” diye bir cümle devlet yöneticilerin ana felsefesidir.
Müessese nedir peki? Müessese; ticari alış, verişin yapıldığı, karşılığında para ödenen kurum, kuruluştur. O zaman bizimkilerin evlilikten bahsettikleri bu olamaz!
Müessesenin bir anlamı daha var: Bir toplumda kimi sorunların çözümü için uygulanan yöntem.  İşte bizim konumuz da budur!

*

Evlilik hangi sorunun çözümünü bulmuştur? Tahmin ediyorum bir tek cevap var: Cinsel istek! Peki, evlilik hangi sorunun sebebi olmuştur?

Evlendikten hemen sonra başlayan hastalıklar:

*

İlkin ego sorunu başlar: Senin dediğin, benim dediğim kavgasıdır. Kimin kime gücü yeterse artık! Bir süre devam eder, sonra yerini başka ve daha büyük soruna bırakır.

*

Sonra yararlanma sorunu başlar: Senin ailenin burada, benimki de olacak… Ben onların kölesi miyim? Ya ikimizinki de olacak ya hiç kimsenin ailesi olmayacak!

*

Sonra yararsızlaşma sorunu başlar: Ev aile, akraba, arkadaştan geçilmiyor, biz yatağa bile girmeyi unuttuk. Bu yaşam çekilmez oldu!

*

Daha sonra hesap kavgası başlar: Senin ailene hizmet etmekten yoruldum, benim ailem bize yük olmuyor, senin ailen yatak odamızdan çıkmıyor.

*

Sonra güç kavgası başlar: Benim ailemin kimseye yük olduğu yok, ben kazanıyorum, onlara bakmak zorundayım, onlar benim ailem, onlar bana baktı,  ben de onlara bakarım…

*

Sonra sinir savaşı başlar: Eşek gibi işe git, patrona hizmet et, eve gel, bunlara hizmet et, kendi hayatım bile kalmadı. Kimim ben? Bunun için mi evlendim? Ben artık özgür olmak istiyorum. Biraz da ben gezeyim. Arkadaşlarıma vakit ayırayım.

*

Sonra kuşku dönemi başlar: Bir çevremdeki şu insanlara bak, bir de benimkine… Yiyor, yatıyor, o kadar! Oysa baksana şunlara, ne kadar da neşeliler! Ben adeta zehir soluyorum, zehir yiyorum, zehir kusuyorum. O da benim gibi ise kesinlikle gözü dışarıdadır. Yoksa yatakta bana poposunu dönüp de yatmazdı. İnsan her gün eve yorgun gelir mi? İnsan her gün evde hır çıkarır mı? Demek ki aramızdaki sevgi bitti. Şimdi ne olacak? Saygı da biterse? Zaten saygı da bitmek üzere…

*

Sonra ajanlık dönemi başlar: Ya beni aldatıyorsa? Benle ilgilenmediğine göre muhakkak başka biriyle ilgileniyordur. Kimle görüşüyor? Kimle yazışıyor? Kimle konuşuyor? Zaten benimle iki kelimeyi zoraki konuşuyor, ama arkadaşlarıyla bir aradayken ağzı kapanmıyor. Demek ki benimle konuşacak kelimeleri bitti. Demek ki biz ruhen bittik… Kim bitirdi bizi?

*

Sonra nevrotik dönemler başlar: Şimdi ayrılsam bir dert, ayrılmasam daha büyük bir dert! Arkadaşlar dalga geçer, ailem üzülür, çalıştığım yer hor görür. Kimisi bekâr diye, kimisi dul diye, kimisi basiretsiz diye dalga geçer. Kimisi yan gözle bakar… Kimisi kullan, at diye düşünür. Kimisi güvenilmez bulur. Neden evlendim ki! Keşke bekâr kalsaydım, belki başka ve daha iyi bir kısmetim olurdu… Bekâr iken çok güzel insan vardı çevremde. Şimdi hepsi çil yavrusu gibi dağıldı. Onlar bir daha bana selam bile vermezler. Bu yaştan sonra tek başına yaşanır mı? Koca evde tek başına mı kalacağım? Hayatıma başka birini mi alacağım? O kişi bundan daha kötü olacaksa neden boşanıyorum? Sahi, bundan daha iyi birini bulmam için ne yapmam lazım? O kişi evlenmeden önce iyi gözükür, evlilikten sonra daha kötü çıkarsa? Bu defa üçüncü kez evlilik hayal bile olamaz… Yaşlılığa tek başına mı gitmek? Yaşlanınca beni kim takar? Yaşılar evine mi gitsem? Ya hasta olursam? Sahi çok hastayım…

*

İşte hastalık dönemi başlar: İlk gittiğin doktor sinir ilaçları verir. Ne hoştur o ilaçlar! Sonsuza kadar seni kendine abone yapan bağımlılık ilaçlarıdır o ilaçlar. Üretenin Allah belasını versin! Bu ilaçlar yetmez, çünkü siz daha büyük ve başka hastalığa da yakalanmışsınız; doktor öyle diyor. O var ya o! O gerzek eş sizi hastalıklara koydu. Doktor şiddetli sinir ve gerginlik, bunalım nedeniyle kemiklerinizin erimeye başladığını, dermansız olduğunuzu, baş ağrısı, migren, tansiyon, nabız hastalıklarına yakalandığınızı söyleyecek.  Midenizin ülser olduğunu, saçlarınızın döküldüğünü, kansızlık başladığını söyleyecek. Kaçıncı hastane, kaçıncı doktor, kaçıncı şikâyetiniz olduğunu unutacaksınız… Vücudunuzda exama (kaşıntı) çıkacak. Mantar çıkacak. Deri hastalıklarına yakalanacaksınız. Alerjiniz tüm vücudunuza yayılacak; kaşıntıdan duramayacaksınız. Artık evden dışarı yalnızca market ve eczane için çıkacaksınız. Ölmeden mezara girdiğinizi söyleyen bile olacak. Aklınızda hep bir mezar, yaşlılar evi ve hatalıklar olacak, geri kalan her şeyi unutmuş olacaksınız. Elbette unutkanlık hastalığı, panik atak, ellerin titremesi, odaklanamama sorununuz olacak…

Kısacası; bir ülkedeki tüm hastalıklar sizin vücüdunuzda ortaya çıkacak.

*

Yine de “evlenin” diyorum. Bu kadar hastalığa dayanacak kadar birini seviyorsanız, derhal evlenin. Evlilik bedeli ağır olan kutsal bir yuvadır.

 

 

 

 

 

 

 

Bir Cevap Yazın Ya Da Yorumda Bulunun