Du Bakali, N’olacak?

Ünlü yazarımız Aziz Nesin’in o güzel öykülerinden birinin başlığıdır bu. Öykünün kısa özeti şöyle:
Ebul-Fatık adlı zengin bir Arap, bir Türk kızıyla evlenme sevdasına düşer. Aradığı kız; güzel, kız oğlan kız, eline erkek eli değmemiş olacak ve üstüne üstlük çok saf olacak. Aracılar arar tarar en sonunda kuran kursunda yetişmiş on yedi yaşında, Necmiye adlı akça pakça, yandan çarklı kalçalı saf mı saf bir kız bulurlar. Çok yoksul bir ailenin kızı olan Necmiye, evlenip de büyük bir zenginliğin içine düşünce mutlu olur, İstanbul’un en zengin semtlerinden Nişantaşı’nda lüks bir dairede kocası Fatık ile tatlı bir hayata başlar.
Fatık, çok kıskanç biridir. Sokağa hep çarşaflı çıkan karısının kadın akrabalarıyla bile sık görüşmesini istemez. Haftada iki gün sokağa çıkma izni verdiği karısını, o günlerin akşamı uzun uzun sorguya çeker, nerelere gidip neler yaptığını sorar. İşte yine böyle bir günün akşamında Fatık, genç karısını sorgu¬lamaktadır:
– Ne yaptın bugün?
– Ah sorma, öyle bişey başıma geldi ki, şaştım kaldım!
– Ne geldi başına?
– Senin izninle sinemaya gitmek üzere çarşafımı giyip sokağa
çıktım
– Şok güzel.
– Yolda giderken bir herif sokuldu yanıma!
– Bir harif!
– Evet… Ben gidiyorum, o da yanımdan gidiyor. Dur bakalım
ne olacak diye merak ettim.
– Allah Allah… Ben de şok merak ettim. Du bakali n’olecak?
– Bilet aldım, adam da bilet aldı… Sinemaya girdim, o da girdi!
– Du bakali n’olecak?
– Bir koltuğa oturdum, o dayanımdaki boş koltuğa oturmaz mı!
– Hayret! Du bakali n’olecak?
– Işıklar söndü, o herif elini bacağıma atmaz mı?
– Du bakali n”olecak?
– Çarşafımın eteğinin altından elini soktu!
– Du bakali n’olecak?
– Sonra, o herif oramı buramı karıştırmaya başladı!
– Du bakali n’olecak?
– Sinemadan çıktım, eve geliyorum, baktım o adam da yanımda yürüyor!
– Du bakali n’olecak?
– Apartmanımızın kapısından girdim, herif de girdi!
– Du bakali n’olecak?
– Bizim kata çıktım, anahtarı çıkarıp bizim dairenin kapısını açtım, girdim içeri, o da girmez mi!
– Du bakali n’olecak?
– Yatak odasına girip elbet soyundum. O da soyunmaz mı?
– Du bakali n’olecak?
– Yatağa girdim. O da benimle yatağa girmez mi!
– Ayvaaah! Du bakali n’olecak?
– Hiç canım… Bişey değilmiş, ben de boşu boşuna merak etmişim.
Boncuk boncuk ter döken Fatık, son bir kez daha sorar:
– Peki, ne oldu Nacmiya? Ne yaptı?
– Aynen senin her gece yaptığını.
Aziz Nesin’in bu öyküsündeki, genç karısını müthiş kıskanan zengin Arap’in acınacak tavrıyla, ALTI OK ilkelerini büyük bir kıskanç¬lıkla koruyup savunması gereken CHP yöneticilerinin ülke sorunlarına yaklaşımı arasında çok büyük bir benzerlik görülmektedir!
Nasıl mı? İşte, CHP tabanının sorduğu ve CHP yöneticilerinin verdiği tek düze yanıtlar:
– İşsiz sayısı 15 milyona yaklaştı! Nasıl çözeceksiniz bu sorunu?
– Du bakali n’olecak?
– Şeriatçı kesimin Türkiye’deki serveti 40 milyar dolara çıkmış! Her an nakit milyarlarca doları da herhangi bir amaç için harcayabilecek durumdalarmış!
– Du bakali n’olecak?
– Tarhkim çıktı, Türk Yargı organları devre dışı kaldı!
– Du bakali n’olecak?
– Özelleştirme adı altında halkımızın malları yağma ediliyor! Bu talanı nasıl durduracaksınız?
– Du bakali n’olecak?
– Meyveyi, sebzeyi, eti, peyniri, buğdayı ve unu dış ülkelerden aldığımız yetmiyormuş gibi, artık sütü de ithal edecekmişiz! Nereye gidiyoruz?
– Du bakali n’olecak?
– IMF’nin emriyle Sosyal Güvenlik sistemi yıkılıyor!
– Du bakali n’olecak?
– Amerika’nın ve Avrupa’nın “ölmekte olan teknoloji” diyerek vazgeçtiği nükleer santralları zorla Türkiye’ye kurmaya çalışıyorlar!
– Du bakali n’olecak?
– Tarım ve Köy İşleri Bakanı Gökalp, “hükümetin tarım politi¬kası yok” diyor. Sizin var mı?
– Du bakali n’olecak?
– Amerika’da ve Avrupa’da, Güneş Enerjisinden ve Rüzgar Enerjisinden elektrik üretimi hızla yayılırken, güneşi de rüzgarı da bol olan Türkiye’de yetkililer bu konuyu ağızlarına -bile almıyorlar! Siz ne dersiniz?
– Du bakali n’olecak?
– Yirmi bin ziraat mühendisi işsiz!
– Du bakali n’olecak?
– Türkjye’de en çok ciro yapan, en çok para kazanan ve dev¬lete en çok vergi veren bir devlet kuruluşu olan Tüpraş da özel¬leştiriliyor. Hani,yalnız zarar eden KİT’ler özelleştirilecekti?
– Du bakali n’olecak?
– Amerika’da ve Avrupa’da “Organik Tarım” denilen, ilaçsız, zehirsiz, hormonsuz doğal tarım hızla yayılırken, organik tarıma en uygun doğa şartlarına ve coğrafyaya sahip olan Türkiye’de yetkililerde hiçbir kıpırdama yok! Sizler ne düşünüyorsunuz?
– Du bakali n’olecak?
– IMF’nin emriyle hareket eden Hükümet, buğday fiyatını da IMF’nin reçetesine göre 80-90 bin lira olarak açıklamaya hazırlan¬ıyor. Bu fiyat, buğday maliyetinin çok altında! Yirmi milyon insa¬nımızın tek gelir kaynağı olan buğdaya IMF’nin emriyle maliyetin altında fiyat verilirse ne olacak?
– Du bakali n’olecak?
– Özal döneminde Dünya Bankası’na verilen bir ödünün sonucu, bugün “yerli tohumculuk” çökertiliyor. Türk tarımı, to¬humculukta da dışa bağımlı duruma gelecek. Bu gidişin sonu nereye varacak?
– Du bakali n’olecak?
– 10 Milyon insanımız “fakirlik sınırının” altında. Yani, aç!
– Du bakali n’olecak?
Aziz Nesin’in öyküsündeki Arap, genç ve güzel karısını iğfal edilmekten kurtaramaz.
Peki, bizim CHP’nin yöneticileri ülkemizin iğfal edilmesine engel olabilecekler mi?

Yılmaz Dikbaş
Yeni İleri Gaztesi, Antalya, 23.05.2000
0532 233 31 52

Bir Cevap Yazın Ya Da Yorumda Bulunun