Dodo Adında Bir Kuş Vardı!

Yıllar öncesinde dodo uçup uçup gelmiş, Madagaskar’ın doğusundaki Mauritius adasına konmuş bir kuş idi. Ada o kadar sakin, güvenli ve huzur doluydu ki, Dodo birilerinden kaçmaya ve birilerini kovalamaya hiç de ihtiyacı olmadığını anladı. Kendini güvende hisseden Dodo. Birkaç milyon yıl gibi kısa bir sürede kanatları küçüldü, işlevsiz hale geldi ve dünya tarihinin uçmayan kuşu ortaya çıktı. Dodo artık uçamayan bir kuştu.

Dodo kuşu dodo ağacının tohumları ile besleniyordu. Dodo ağacıda Dodo kuşuna bağlı olarak yaşıyordu. Dodo ağacının tohumları Dodo’nun sindirim sisteminden geçtikten sonra çimlenebiliyordu. Besin boldu Dodo’nun çok hareket etmesine bile gerek yoktu. Buda Dodo’yu iri cüseli yapmıştı. Birilerini parçalamak, öldürmek gerekmediğini anladığında kanatlarla birlikte pençe ve dişleri de küçüldü Dodo’nun. Adadaki diğer canlılarla kardeş kardeş yaşıyordu. Yavruları birkaç ayda yetişkin boyuna erişiyordu. Böylece yavruları kasırgadan korunmuş oluyordu. Yavrular kısa zamanda yetişkin boyuna erişse de cinsel anlamda yetişkin olması yılları alıyordu.

Bizim kodlanmış zihinlerimize göre Dodo hantaldı, güdük kanatlıydı, küçük ve kavisli bir kuyruğu vardı, küçük bacaklara, büyük bir gagaya sahipti, saftı ve tombuldu.  Gövdesi yuvarlaktı. Kanatları yuvarlak gövdesini taşıyamayacak bir boyuttaydı. Mart ayında tüylerini dökerdi.

Oldu olacak söyleyelim, şiddeti reddetmiş barış taraftarıydı Dodo. Herkese o kadar güveniyordu ki yumurtalarını yerde yaptığı yuvalara bırakıyordu. Dişi Dodo düz bir alana sadece bir yumurta bırakıyordu. Dodo’yu zorlayacak yırtıcı bir hayvan bile yoktu. Yırtıcı bir hayvan olmadığı için hiçbir şeyden kaçmıyordu kahramanımız.

Sonra ne oldu?

Milyonlarca yıl diğer canlılarla huzur içinde yaşadığı adaya 1600’lerde insan evladı evcilleştirdiği köpeği, kedisi ve bir türlü evcilleştiremediği hırsları, egolarıyla ayakbastı.

Kediler köpekler Dodo’nun yerde yaptığı yuvalardaki yumurtaları hüpletirken, insanlar da Dodo’yu dünyaya gelip geleceğine pişman etmenin yollarını aradılar.

Kahramanımızın bir huyu vardı ki bu gün tümden “enayilik” diyoruz: Bir dodoyu boğazladığınızda, viyaklamalarına civardaki tüm dodolar koşa koşa geliyorlardı. Eti pek bi lezzetsiz olsa da öldürme zevkini tatmin etmeye birebirdi Dodo’nun bu enayiliği.

Taşlarla, sopalarla ve birbirine sıkı sıkı kenetlenmiş parmaklarla, yetmiş yılda dodonun soyuna elveda dedik.

1693 yılına geldiğimizde, dodo adında bir varlık kalmamıştı yeryüzünde. Dodo adında bir kuş artık yoktu. Hikayesi benim için hüzün içerir. Son yıllarda yaban hayatını büyük oranda yok ettik. Yine yakın bir zaman da nesli tükenen kauai kuşu bunlardan bir tanesi. Ellerimizi taşın altına koyup sorumluluk almazsak dodonun hikayesine benzer hikayeler çoğalacaktır.

Elbette doğada doğal seleksiyon var. Uyum sağlamayan zayıf kalan canlılar yok olacaktır. Hüzünlü olan şey bu yok oluşun doğadaki en bilinçli bilinç tarafından yapılmış olması.

Hepimiz şu küçücük doğada bir karakter ortaya koyuyoruz. Kimimiz dodo gibi nesli tükenip gidecek. Geriye kalanlar olmayan dişisini arayan  kauai kuşu gibi olacağız. Kimimiz papağan gibiyiz bize söylenenleri tekrar edip duruyoruz. Kimimiz kel aynak gibiyiz, neslimiz tükenmek üzere. Kel aynakları korumalıyız. Çünkü leş bekleyen akbabalar sırada bekliyor.

SEVGİ İLE KALIN.

 

Bir Cevap Yazın Ya Da Yorumda Bulunun