Cumhuriyet, Türk Kültürümüzün Temeli

Ülkemiz Cumhuriyet dönemine doğru, daha takvim 1923 olmadan; Başkomutanlık eden ülke kurucumuz yüce Mustafa Kemal Paşa savaşlardan başka savaşları da yönetirken, birçok temeli o savaş sıralarında hazırlatmıştı. Bunların başında Türk kültürümüz gelir.

Türkiye Cumhuriyeti’nin temelini kültürümüz oluşturur. Bilgi toplamak, bir hafıza oluşturmak, en değerli zamanların anılarını toparlatmak ve müze halinde sunmak; sizlere şehir müzelerimizin oluşum sebebini şu an umarım irdeletmeye başladım.

Sivas Kongresi’ne doğru yol alırken, henüz kongrenin başarılı olup olmayacağına dair fikir yokken; Atatürk, bir zarfla Ankara Etnoğrafya Müzesi’nin kurulması için zarf uzatarak yola çıkar. Burada, kongreyi kazanma kararlılığı ve her şeyi ne kadar ince hesapladığının altını çizmek istiyorum.

Anadolu’daki tüm tarihi eserlerin, tarihteki tüm kalıntıların özenle muhafaza edilmesine ve üzerine unutturulan kültürümüzü yeniden araştırtarak, milli tarihimizi ilerletmek istedi. Özenle her detayın başında olması, ayrıca taktir konusu.

Bu halk aydınlanmaya Cumhuriyet dönemi ile başladı.

Birçok dünya ülkelerinden 200 yıl sonra matbaaya geçiş yapmamız, sonrasında ise 200 yılda yalnız 40000 kitap basılmıştı! Yani, 1923 yılına kadar 400 yıl boyunca bu ülke insanı kitap okumamıştı! 200 yılda 40000 kitap nedir?

Atatürk’ün kitapları sevmesi babasından yadigardır. Babası onun kitap okuması için ilham kaynağı olmuş. Çok erken babasını kaybeden Atatürk, bana göre çocukluğunda kitap okuyarak yasını bastırmış olmalı. Kitap okumayı çok seven Atatürk, en iyi şekilde yönetmek ve bu ülkeyi en doğru şekilde kurmak için belki de hepimiz için çözümler aramıştı. Ve Bulmuştu! Ölene dek kendisi geliştirme merakı ayrı taktir edilesi konu.

Atatürk, tercüme büroları kurdu. Dünyadan birçok roman, klasik ve aklınıza gelebilecek bir sürü kitap çevirterek; ülkemiz insanına okumak için yol açtı. Türk kültürüne dair, yeni eğitim sistemindeki ders kategorilerine dair, Kurtuluş Savaşı’ndan tutun da bilim, sanata kadar birçok kitaplar, onun öncülüğü ile yazıldı. Üstelik kitaplar da yazdı. Hem de ulusa miras Nutuk’u bıraktı.

Kitapları okuyacak halka ilk Türkiye devrimi sayılan, okuma yazma seferberliği edildi. Amaç, bütün bireylerin ülke sorunlarına çözüm donanımı ile zenginleştirmekti. Atatürk’ün hayali şu an gerçek olsaydı, ülkemizdeki her birey devlet yönetebilecek potansiyele sahip olacaktı. Atatürk’ün devrimleri hep iç içe gelişmiştir, burada biz kadınlara tanıdığı fırsat eşitliği için de ulu ruha çok teşekkür ederim. Cumhuriyet demek kadın haklarına eşitlik demektir de.

Osmanlı dönemine döneyim, padişahlar her şeye para buluyorlardı da bu halkın eğitimi ve kültürü için gerekli olan davranışlarda neden bulunmadılar  ve bu mühim konulara vakit neden ayırmadılar? Padişahların okuma yazma bilen bir halka sahip olsaydı, kendisi tahtında oturabilir miydi? Bana göre hiçbir padişah bunu istemedi. Türk kültürümüze saygı duymadıkları için muhafaza da etmediler, bu sebepten Cumhuriyet ile başlar Türk Kültür araştırmalarımız ve farkındalıklarımız.

Okullarda hasret kaldığımız Atatürk Köşelerinde şanlı milli sevinçlerimiz olurdu. Milli bayramlarımız da şanlı törenler, şanlı antlar, şanlı marşlar, şanları anlatan şiirler ve yazılar okunurdu. Artık neredeyse hiçbirisi yok. Milli bayramlarımız da sevinç olurdu, hoş hala her şeye rağmen o sevinç hala yüzümüzde yerini bulur.

Atalarımıza borçlarını ödeme zorunluluğu unutturulan, kültürümüzün önemini bilmeyen, törpülenmiş ve yanlış yetiştirilen bir gençlik var; üstelik 4 kuşak kaybettik.

Bilinçsizlik yüzünden, Cumhuriyete ve Atalarımıza çoğu gençlerimizden bir teşekkür yok!

Başöğretmenimizin öğrencileri yalnız, Cumhuriyet Bayramı bize kaldı, çocuklarımızla. Milli bayramlarımız yerine utanç günlerini kutlayanları izliyoruz bir taraftan…

Türk kültürümüzce saygı duruşumuzdan sonra çok şanlı kutlamak dileğiyle. Onurlu Atamın Çocukları, Cumhuriyet bayramımız kutlu olsun.

Bayramdan sonra yapacak çok iş var yurttaşlarım, hepimize başarılar diliyorum.

 

Bir Cevap Yazın Ya Da Yorumda Bulunun