Çocuklarımızın Geleceğini Karartmakla Görevli Bir Vatan Satıcısına Mektup

Prof. Dr. Ziya SELÇUK
Milli Eğitim Bakanı
Ankara
24 Kasım 2019, Pazar

Bay Ziya SELÇUK,

Sizi halkımız seçmedi. Saray tarafından atandınız.
Ama yüksek maaşınızı halkımız vermektedir.
Şimdi biraz geriye gidelim…

Ağustos 2005’de, “Avrupa Birliği TABUTA ÇAKILAN SON ÇİVİ” kitabımı baskıya hazırlarken, siz Milli Eğitim Bakanlığı’nda Talim ve Terbiye Kurulu Başkanı olarak görev yapıyordunuz.
Yayınlanacak kitabımda kullanacağımı söylediğim şu iletiyi size elektronik postayla gönderdim:

“Milli Eğitim Bakanlığı (MEB), 27 Aralık 1949 tarihinde ABD ile yapılan “Eğitim Anlaşması” ile Türk çocuklarının eğitimini resmen Amerikalılara teslim etmişti. Bu yetmiyormuş gibi, 1998 yılından itibaren de MEB, Avrupa Birliği’nin yörüngesine girmiştir, yani 670 bin kişilik MEB ordusu, ABD’den sonra bir de AB’nin uydusu olmuştur. Bakanlığa bağlı her kademedeki öğretim kurumlarının öğretmen ve öğrencilerine ait bütün eğitim ve öğretim hizmetlerinin planlanması, programlanması, izlenmesi ve denetimi AB’ye teslim edilmiştir.
MEB artık AB’nin yönlendirmesi ve denetimi altındadır.
MEB, Türk çocuklarının eğitim ve öğretimini AB’ye devretmiştir.
Yüzde 99’u Müslüman olan Türk çocuklarının eğitim ve öğretimini, Hıristiyan Avrupalı danışmanların, uzmanların eline bırakmıştır.
Milli Eğitim Bakanlığı (MEB), artık “Milli” değildir!
Şimdi sizden öğrenmek istediğim şudur: Başkanlığını yaptığınız kurulda kaç yabancı uzman çalışmaktadır?”

Bay Ziya SELÇUK,

Siz bana, 18 Ağustos 2005 tarihinde elektronik postayla gönderdiğiniz cevabınızda şunları yazdınız:

“Talim ve Terbiye Kurulu’nda sadece bir Alman uzman bulunmaktadır. Bu uzman on bir yıldır burada aralıklarla çalışmaktadır ve Almanca eğitiminin ve programlarının geliştirilmesine katkı sağlamaktadır. Bunun dışında, yabancı ülkelerin programlarını tanımak, ölçme ve tekniklerindeki gelişmeleri paylaşmak, program geliştirmede farklı ülkelerin deneyimlerini öğrenmek amaçlı, isimlerine bizim karar verdiğimiz Finlandiyalı, İngiltere ve Danimarkalı toplam dört akademisyen 3 gün ile 10 gün süreli olarak masrafları tamamen AB tarafından olmak üzere ülkemize davet edilmiştir.”

Yukarıda verdiğiniz bilgileri siz de doyurucu bulmamış olacaksınız ki, mektubunuza şunları da ekleme gereksinimini duymuştunuz:

“Lütfen müsterih olun ve muasır medeniyet iddiası olan Türkiye Cumhuriyeti’nin sanılanın çok üzerinde bir eğitim birikimi olduğunu unutmayın. Bizim geçmişteki deneyimlerimiz olağanüstü. Diğer yandan AB kriterlerinin en az değişim gerektirdiği alan eğitimdir.”

Bay Ziya SELÇUK,

Sizin bu cevabınıza, aynı gün, yine elektronik postayla şu kısa mektubumu gönderdim:

“Sanılanın çok üzerinde bir eğitim birikimi olan Türkiye Cumhuriyeti, çocuklarının eğitim ve öğrenimini neden AB’ye teslim etti, Milli Eğitim Bakanlığı niçin AB’nin boyunduruğu altına girdi?
Geçmişteki deneyimleri olağanüstü olan MEB yöneticileri niçin AB’nin uzman ve danışmanlarının buyruğuna girdi?”

Siz, bu mektubuma cevap yazmadınız!

Bay Ziya SELÇUK,

Sizinle yazışmalarımızdan sonra, 13 Eylül 2005 günü, Talim ve Terbiye Kurulu Başkanlığı ile ilgili şu bilgiye ulaştım: Ankara’daki Fransız Büyük Elçiliği, bir Fransız uzmanının Talim ve Terbiye Kurulu’nda görevlendirilmesini talep etmiş. Fransız uzmanın MEB’de hiçbir ücret istemeden çalışacağı belirtilince bu talep hemen kabul edilmiş! Böylece Talim Terbiye Kurulu’nun bir de ücretsiz çalışan Fransız uzmanı da olmuş!

Bay Ziya SELÇUK,

Verdiğiniz bölük pörçük bilgi kırıntılarını yeterli bulmadım. Denizli Milletvekili Mustafa Gazalcı ile telefonda konuştum, MEB’de görevlendirilmiş yabancı uzman, danışman sayısını öğrenmek istediğimi bildirip yardımını rica ettim.
Mustafa Gazalcı, bana aşağıdaki yazılı cevabı gönderdi:

“Milli Eğitim Bakanlığı, Yabancı Uzmanlarla ilgili bir soru önergemize, toplam 20 yabancı uzman çalıştığı yanıtını verdi. Ülkeler ayrıntısı yok! Bu konuda verdiğimiz soru önergesi yanıtlanmadı. Ancak AB’den kullanılan karşılıklı ve karşılıksız kredilerin onlar tarafından görevlendirilen Danışmanlık Firmalarının elemanları tarafından denetlendiğini biliyoruz. Bu yabancı uzmanlara yapılan ödemeleri MEB belirleyemiyor!”

Bay Ziya SELÇUK,

Bana bakanlığınızda çalışan uzman sayısı hakkında doğru bilgi vermemiştiniz!
Görüyor musunuz, bakanlığınız bir milletvekilimize bile istediği bilgileri vermiyordu!
Özetleyecek olursak: Abartılı sözlerle süslediğiniz mektuplarınız gerçeği yansıtmıyordu! AB’nin boyunduruğu altına girmiş olduğunuzu, artık onların buyrukları doğrultusunda “görev” yaptığınızı itiraf edemiyordunuz! Ulusal Onuru bir yana bırakalım, peki Meslek Onuru’na ne oldu?

Bay Ziya SELÇUK,

AKP’nin iktidar olmasıyla başınıza devlet kuşu kondu! Ard arda “Maya Okulları” adını verdiğiniz özel okullar açtınız, patron oldunuz!
Günümüzde dördü Ankara’da, Konya’da, Diyarbakır ve Manvgat’ta, özel ilk okul, orta okul ve Anadolu Lisesi kapsamında toplam 7 özel okul sahibisiniz. Bu okullarda 350 öğretmen çalışıyor, toplam 2 bine yakın öğrenci bulunmaktadır.
Ne diyelim, bol kazançlar!

Bay Ziya SELÇUK,

Bakan olarak “görevinizi” yaparken, bakın neleri başardınız:

Ders kitaplarında Atatürk ve İsmet İnönü’nün anlatıldığı konular azaltıldı.
• Eski müfredat, Türk-İslam sentezine dayanıyordu. Yeni müfredatta ağırlıklı olarak İslami öğeler öne çıkarıldı.
• Biyoloji dersinden Evrim Teorisi çıkarıldı.
• Cihat kavramı müfredata girdi.
• Ders programlarında; Darvin, Freud, Marks ve İbn-i Rüşd’e yer verilmedi.
• İlköğretim ve lisede toplam 33 farklı din dersi konuldu.
• Sosyoloji (Toplumbilim) ve Psikoloji (Ruhbilim) sadece 11. sınıflarda seçmeli ders olarak konuldu.
• İlkokul çocuklarına Takke ve Türban giydirilmeye başlandı.

Bay Ziya SELÇUK,

7 Eylül 2019 günü Malatya’da şunları söylediniz:
“İmam Hatipli öğrencilerimiz sadece nicel değil, nitel olarak da çok büyük mesafe aldılar.”
Ne kadar büyük mesafe aldıklarına bir bakalım:

2019 yılında:
Üniversite Sınavına Başvuran İmam Hatip Liseli sayısı: 243 bin 380
Üniversiteye Yerleşen İmam Hatip Liseli sayısı: 87 bin 630
İmam Hatip Liselilerin Üniversiteye Yerleşim Oranı: % 36

Üniversite giriş sınavına giren her 100 İmam Hatip Liseli gencimizden sadece 36’sı bir üniversiteye girebilmiş!
Bu mudur, “Büyük Mesafe” almak?
Bay Ziya SELÇUK, neden göz göre göre yalan söylüyorsunuz?

Bay Ziya SELÇUK,

Bakanlığınız ile ilgili şu açıklamayı yaptınız:
“Kadrolu öğretmen sayısı 770 bin 427, sözleşmeli öğretmen sayısı 83 bin 366. Şu anda net öğretmen ihtiyacımız 92 bin 165 bin’dir.”
Öte yandan biliyoruz ki, 460 bin öğretmen atama bekliyor.
Peki, siz 92 bin 165 öğretmen açığını kapatmak için atama bekleyen öğretmenleri neden işe almıyorsunuz?
Size verilen “görev” atama bekleyen 460 bin öğretmenimize eziyet etmek midir?
Size verilen “görev” gençlerimizin umudunu yıkmak, dirençlerini kırmak mıdır?
Edindiğim bilgiye göre, her yıl Eğitim Fakültelerinden ve Fen Edebiyat Fakültelerinden 100 bine yakın gencimiz öğretmen adayı mezun olmaktadır.
460 bin genç öğretmenimiz atama beklerken, bunlara her yıl 100 bin genç öğretmenimiz katılmaktadır! Bu duruma göre, 2023 yılına kadar atanmayan öğretmen sayısı 1 Milyona ulaşacaktır!
Atanmayan genç öğretmen sayısı arttıkça sizin “görev” başarınız da yükseliyor mu? Sizin “Emir-Komuta Merkezinizin” sizden beklediği bu mudur?

Bay Ziya SELÇUK,

Yeni göreve başlayan genç öğretmenimizin maaşı 3590 TL’dir. Bu maaşla açlık sınırı üzerinde kalmaya çalışan bir öğretmenin yaşayacağı bunalımı düşünebiliyor musunuz? Durun, bu sorunun cevabını ben vereyim: Elbette açlık sınırı üzerinde kalmaya çalışan genç öğretmenlerimizin ne tür bunalımlar içerisinde olduğunu çok iyi biliyorsunuz, yüzünüzü görür gibi oluyorum, bu size “görevini” yerine getiren insanların duyacağı mutluluğu veriyor!

Bay Ziya SELÇUK,

Gençlerimiz okurken kredi, yani borç alıyorlar.
Üniversiteden mezun olduktan sonra yıllarca atama bekleyen gençlerimiz, elbette aldıkları borcu ödemeye bile başlayamıyorlar.
Peki, bu durumda ne oluyor?
Bu gençlerimize Haciz geliyor!
Şu anda 280 bin üniversite mezunu gencimize Haciz gönderilmiş!
Üniversite mezunu, atama bekliyor, işsiz ve üstüne üstlük Hacizli!
Çok mutlusunuz, değil mi?

Bay Ziya SELÇUK,

Sekiz ay önce yayımlanan “VATANI SATANLAR” adlı kitabımda sizin de adınız var!
İstedim ki, başta üniversite mezunu atama bekleyen gençlerimiz olmak üzere tüm gençlerimiz, kendilerinin geleceğini karartmakla görevli bir Vatan Satıcısının kim olduğunu öğrensinler!

Yılmaz Dikbaş, Kimya Yüksek Mühendisi,
Araştırmacı Yazar
24 Kasım 2019, Pazar, Öğretmenler Günü

Bir Cevap Yazın Ya Da Yorumda Bulunun