Bir Yazı

Arif Kemal dinliyorum;

“Hayat yeşilde, yeşil yosunda; yosunlar boy veriyor kuytuluklarda” diyor.

 

Sesinin sıcaklığı alıp götürüyor içimden zemherileri. Mavinin kızılla sevişmesine tanık oluyorum. Renklerin ideolojisi olur mu? Oluyor. Olmalı. Olmaması mümkün değil. Gökyüzünde maviyi, etrafında yeşili, akşamda kızılı, güneşte sarıyı görenle görmeyen bir mi, söylesene? Ben ki uzun yıllar dünyayı siyah-beyaz görmüşüm. Ben ki ölümün karanlığına gömülmüşüm. Ben ki uçurumlara itilmiş, boşluğa düşmüş, karanlıkta savrulmuşum. Kan kırmızı bürümüş gözümü. Dalgalanmış, yalpalamış pare pare atılmışım. Tut ki renklerimin ideolojisi olsun. Mavi umudu, yeşil canı, kızıl yarını, sarı aydınlığı söylesin. Tut ki renkleri hapsedeyim, tut ki mana bulsun. Ne çıkar? Sözcükler de sözler de imgeler de eskir…

 

Kanat çırpmak isterim, kavak gibi yalpalamak. Acıyı, hüznü, kırgınlıkları kenara atmalı, Sevdalardan ayrılmadan kavgayı bırakmadan. Çünkü sevdası büyük olanın kavgası bitmez. Bilirim. Ama en azından buruk olmamalı yüreğim. Yaraları okşamalı. Bilirim ıssız sokakları, kaldırımları, duvarları. Taşlar arası çiçekleri, devleşen yürekleri. Haykıramadığım sloganları, bilirim atamadığım çığlıkları. Yıldızları görmedim uzun zaman… Şimdi imgeler zengin, çağıl çağıl köpük köpük. Şimdi dinç ve diri. Şimdi deniz dalgalı, rüzgar sert, gece soğuk. Şimdi gün aydınlık, gün yeni, gün şiir. Şimdi göklere duman durmuş dağlar. Şimdi ben hayat dolu, vurgun, sevdalı. Şimdi ben hiç kimsenin ve herkesin sesi. Hiç kimsenin ve herkesin. Hiç ve her…

 

Arda ÇELİK

Bir Cevap Yazın Ya Da Yorumda Bulunun