Bir İstifanın Anatomisi Üzerine Verilen Otopsi Raporu

İstifa etti ama nasıl etti.

Mahalle kavgasına tutuşmuş çocukların mızıklığında, küstüm oynamıyorum tavrın da ve makamın  karşısına dikilerek, söylemeye cesaretinin olmadığı bir korku duygusu içerisinde istifa etti.

Devlet tüzel kişilik olarak çok büyük olunca, ciddiyeti, büyüklüğü, güvenilirliği, kabul görmüş teamülleri, gelenekleri, görenekleri ile her şeyi şekil olarak çöpe atan bir istifayı,  hepimiz şaşkınlıkla karşıladık.

Kişiden mi, sistemden mi? tartışmalarına dalıverdik hemen.

Bu arada istifanın duyurulduğu sosyal mecradan, istifa metninin diline kadar her şeyi didikledik. Şoku atlatınca da işi Mizaha döküp eğlendik.

Her ne kadar piyasalar kendileri için önemli olan güven algısına dövizi düşürmek sureti ile tepki verip oynadıysa da bunun gerçek olup olmadığına dair, çok şüpheye düştük.

Öyle ya ;

Merkez Bankası kasası boşalmıştı!

Hazine tamtakırdı!

Sözde bireylerin 200 milyar doları vardı. Bu paralar bankalarda, kâğıt üzerinde olduğu için reel durumu bilemiyoruz. Her yerde olduğu gibi birtakım rakamlar var ama o rakamların hangi gerçekleri ne kadar sakladığını bilemediğimiz gibi.

Dövize ihtiyacın en yüksek olduğu dönemde düşen gerçekten döviz miydi?

Ekonomi dalında her türlü fiyat oluşumunun Arz ile Talep arasındaki dengeden kaynaklandığı en temel öğretidir.

Gecenin geç saatlerinde döviz tepkisi Asya kanadından geldi. Hong Kong gibi sıcak paranın ve finansmanın döndüğü ülkeler birazcık döviz sattılar ve bizim görevli bankalarımızda düşük fiyatlar ile alım yaparak aşağı yönlü fiyat hareketini başlattılar. Ülkemizde kaynak aktardığımız, bolca dövizi yurt dışına çıkaran yerli ve milli iş adamlarımızın olduğunu ve bu iş adamlarının oralarda bu paraları istiflediklerini sağır sultan bile biliyor. Kaldı ki reis 200 milyar doların yurt dışına kaçırıldığını ve bu iş adamlarının yakalarına yapışacaklarını söylemişti, hatırladınız mı?

Bu alım satım olaylarında alan ve satanların belli olduğunu (yakasına yapışacaklarımız), global finans piyasalarının bu düşük çaplı hareketlere ve TL ye olan aşırı güvensizlik nedeni ile dahil olma ihtiyacı duymadıklarını, dolayısı ile bu işlemlerin global bir yanının olmadığını unutmayın.

İstifanın hemen arkasından gerçekleşen bu durum için önceden kurgulanmış bir oyun diyebilir miyiz?

Bu oyunun istifadan bağımsız mı? Yoksa hemen sonrasında planlanarak devreye alınmış bir oyun mu?

Bu sorulara şu soruyu da ekleyerek devam edelim: Bu oyunlar hangi amaçlara hizmet etmiştir.

** Öncelikle olumlu piyasa tepkisi ile İstifanın genel kabul gördüğü, beklentilere yanıt verdiği kabul ettirilmiştir. Bu kabul yönetim krizi sarsıntısı var, şeklindeki söylemlerin etkilerini azaltmak için önemlidir.

**Döviz ile borç ödemesi gelmiş olan Devlet, daha ucuza satın alma işlemi yaparak eksiklerini giderirken hazineye kar ettirilmiştir. Yani hazineden daha az para çıkmıştır.

** Asya oyuncuları (Yerli-milli), döviz hareketlerinden çok büyük kazançlar elde edecekler, varlıklarını değiştirmeden elde ettikleri kazançları olası bir erken seçimin finansmanı için kullanıma sunacaklardır. Siz şimdi bunun matematiğinin nasıl olacağını merak ettiniz değil mi? Anlatayım:

Kademeli olarak dolar satacaklar. Başlangıç miktarı yüksek olacak. Düştükçe küçük partiler halinde satmaya devam edecekler. Örneğin dün gece 20 milyar doları bu şekilde satmış olsunlar ve satış toplamı da ortalama -10 kuruşa tekabül etsin. İç piyasanın korku ve paniği ile fiyatlar neredeyse -50 kuruş oldu. Ellerindeki TL yi 1 gecede son kurdan dolara çevirdiklerinde 40 kuruş kar elde etmiş olacaklar. Bu da toplamda 8 milyar TL, ortalama 1 Milyar dolar edecektir. Nasıl? İyi para değil mi? Muhalefet partisinin 0,2 Milyar (200 Milyon) TL ile girdiği seçime siz, gökten yağan 8 Miyar TL ile (Kim bilir belki de daha fazla) giriyorsunuz. Aslında o para 1 gecede hepimizin cebinden çekilen paradır ve hiç birimizin bundan haberi yok. Bankalar döviz zararı yazar, siz size ait olan banka kaynağı yerine cebinize bakarak, bende değişen bir şey olmadı, kimse cebimden para çekmedi diye susarsınız. Aslını, gerçek cebinizi, yanan ekonomiyi, yakın zamanda görünce daha iyi anlarsınız ama iş işten geçmiş olur.

Zaten hangi işten haberimiz var ki? Geçmediğimiz köprüleri ödediğimiz paralar ile aynı sistem.

Bu sefer operasyon 1 taşla 3 kuş vurulmasını sağlamıştır.

Şimdi sıradaki hamle,

Güveni sarsacak, dudak büktürecek, ya bu kadarı da olmaz dedirtecek liyakatsiz birini göreve getirmek.

Döviz hareketini yeniden dalgalandıracak ikinci önemli gün de 19 Kasım tarihli TCMB toplantısıdır. Faizler 300 baz+ puan yükseltilecek ve yeniden aşağı yönlü dalgalanacak.

Yeni bir alım satım operasyonu daha yapalım mı? Ne dersiniz?

Kim kimi alıyor, kim kimi satıyor belli değil. İşte at izi, it izi karışmış deyiminin tam da karşılığı da bu. İstifa mektubunda anlatılmak istenen de buydu.

Siz izinde gittiğiniz Atatürk yolundan ayrılmayın.

Sis perdeleri kalkar, rakamlar gerçekleri itiraf etmeye başlar ve oyunlar, senaryolar, yönetmenleri ile reji odası çalışanları ile ortalığa dökülür.

Kavgaları, yumruklaşma hikayelerini, geçiş yapacak Milletvekili sayılarını, ABD yönetim değişikliğini, Halk Bankası kararları ile oluşacak yaptırım kararlarını, erkenden kurtarılan bireylerin gelecekleri ile ilgili planlama hikayelerini bir taraf bırakın. Bu hikayeler otopsi raporunda bir boğuşma olduğu yazılsın diye uydurulmuş ve gerçek sebebin ortaya çıkmasının önüne geçmek için tasarlanmıştır.

Kıssadan hisse: Erken seçim beklenenden daha yakın….

İstifa onayı 26 saat sonra şimdi düştü haberlere. Ben bu yazıyı beni 26 saattir uyutanlara ithaf ederek diyorum ki; Uyku uzun olunca insan çok fazla rüya görüyor..

Yoksa gerçek mi?

Gelecek kişini liyakatine, 19 Kasıma kadar döviz hareketlerine ve TCMB’nin açıklayacağı faiz oranı ile piyasalara yeniden bakın izleyin.

Gökyüzüne yıldızlara bakmayın, sevdalısı olduğunuz bu topraklara, içeriye bakın.

 

 

Bir Cevap Yazın Ya Da Yorumda Bulunun