Asılsız-Astarsız Nice Destan..!

Boyun eğdi ölüme, bilinen, bilinmeyen istisnasız tüm canlılar…
Gelişi, yaşanışı, nedenleri, betimlenip-adlandırılışı farklı, farklı da olsa…
Değişmeyen gerçekliğiyle, sonucu hep aynıdır…
Sonucu hep aynıdır…
İster zoraki göç sayın, isterseniz kendinizce adlandırıp, kılıf-layın…
Olmadı ,züğürt tesellilerinde kendinizi avutup, kandırmaya kalkın…
Hasılı, her ne yaparsanız, yapın…
Uçarı-kaçarı, kurtuluşu olmayan, bilinmeze, sırra kadem basılan, dönüşsüz yolculuktur…
İster ot, ister kurt…
İster uyanık ol, ister saf yada bön…
İsterseniz emsalsiz Dahi, yetmedi Alemi Cihandaki en, müstesna varlık olun…
Kesişecektir, onunla eninde-sonunda, mutlaka yolun…
Anlayacağın o, ki tıpkı öncekiler gibi…
Sen de bu yolun yolcususun …
Ha bir gün önce, ha binlerce gün sonra…
Gelince sıran, asla sıvışıp, savuş’turaman…
Daha doğarken kaptırmışlığın da kolunu, kanadını…
Kırk dereden elli su getirmeye kalksan da sıyırıp-sıyrılaman…
” -Haydi, sıra sende, bin dolmuşa!”,
Deyince o, şoför, vatman yada azgın denizlere hükmeden,
Şanlı Barbaros kaptan…
Daha olmadı kesmezse saydıklarım…
İşinin ehli, görünmeyen pilot ile gemi filo komutanı, kaptan…
İşini savsaklamadan, kararlılıkla seslenir, o zaman…
‘’–İSKELE ALABANDA, YELKENLER FORA..!‘’
İşte o, an tamamdır, zaman…
Zaman, ayrılık zamanıdır…
Değil, dil atıp, damak tutman…
Fayda etmez, elinden geleni, ardına koymasan…
Önleyemezsin, yolculukla, ayrılığı, ağzınla, kuş bile tutsan…
Ağzınla, kuş bile tutsan…
Ferahlatacaksa söyleyeyim, rahat etsin için…
‘’-Senden öncekiler de, boyun eğdi, sencileyin…
Sanma ki, bu alemde ölüm, bir tek senin için…
Ondandır, nafiledir çaban…
Önleyemezsin yolculukla, ayrılığı, ağzınla kuş bile tutsan…
Ağzınla kuş bile tutsan..!‘’
Ölümden, kaçış-kurtuluş olsa…
Kurtulurdu, Harun Reşitle, Muhteşem Süleyman…
Ondandır…
”-YOĞURT AKLINI, AYRAN ETME!” Demem…
Koyan, koymuş kuralı…
Oynanır, bu oyun, dünya kuruldu, kurulalı…
Karşı durup, direnememiştir buna, hiç bir canlı…
Dillenen şehir efsanelerinde
Ölümün çaresini buldu, denilen LOKMAN HEKİM ile…
İlah sayıp, tapılan Sultanlarla, hakanlar, Eceler…
Meryemler, Havvalar, Kleopatralar, Katharinalar, Hürrem Sultanlar…
Dahası…
Uğruna tacı, tahtı feda edip…
İhtişamlı servetini ayağına serip, çöllere saçan…
Alemler ve sultanlar, sultanı Muhteşem Süleyman’ı baştan çıkartan, Belkıs bile, ölümü tattı…
Ondandır, Süleyman dan çok olsa da dünya alemde, yerin, itibarın….
Çaban, servetin, şanın, şöhretin faydasız ve hükümsüzdür….
Çünkü, bilesin ki, Ölüme geçmez sözün…
İşlemez ayın, dayın, rüşvetin, torpilin..!
Adı üstünde zaten, dönüşsüz, ebedi ayrılıktır, ölümle yaşanan..!
Ölümle yaşanan..!
Unutma ki…
Ölüm üstüne dillenip, yazılmıştır, asılsız-astarsız nice tefrikayla, destan..!
ÖLÜM ÜSTÜNE DİLLENİP, YAZILMIŞTIR, ASILSIZ-ASTARSIZ NİCE TEFRİKAYLA, DESTAN..!
ASILSIZ-ASTARSIZ NİCE TEFRİKAYLA, DESTAN..!

İSYANİ @muallayass

Bir Cevap Yazın Ya Da Yorumda Bulunun