Aranıyor!

Uzun zaman oldu ortalıkta gözükmüyor. Hacca gitti desem zamanı değil. Gurbette çalışmada desem, her yan gurbet. Bakmadığım yer uğramadım mekan kalmadı, yok. Sanki yer yarıldı da yerin dibine battı. Aklıma bazen kötü kötü şeyler geliyor, lanet kör şeytana diyorum. Büyüklerimizden şüphelendiğim için kendimden utanıyorum. Güya bazı büyüklerimiz işini bilmezmiş. Memleketin değerlerini bir bir satıyorlarmış. Kamu kuruluşlarını, kamu arazilerini sattıkları yetmezmiş gibi şimdilerde de orman ve akarsularımızı satışa sunacaklarmış, hatta Dicle Nehri’ni İsrail’e satmışlar bile. Tövbe inanmam! Bizim büyüklerimiz kendi dinlerine, milletlerine, örf ve ananelerine yabancı olacak kadar kökü dışarıda değil Allaha şükür! Ha, bir de Hazine’nin başında duran mübarek insanın çocukları tavuk besliyormuş ya. Tavuklarına elin gavurundan mısır almışlar da paraları oraya vermişler. Ya bu kadarına pes doğrusu, çocuk heves etmiş bir kümesçik kurmuş, içine koyduğu üç beş tavuğa bu memleketin mısırlarından yedirmeye kıyamamış, dışardan getirmiş suç mu? Bir de esas adamın oğlunun aldığı gemiciğe takmışlar. Gerçi esas adam (ya esas adam derken yanlış anlaşılmasın, filmlerde başrol oyuncusuna esas adam derler de oradan kalmış aklımda. Aslında esaslı adam essahtan adam demek geliyor içimden!) oğulcuğunun gemiciğine takanlara ağızlarının payını bir güzel verdi. Ha birde demezler mi; Türban aslında bahane. Ekonomik kriz ve de yolsuzlukların üzerini örtmek için çıkarılmışmış da, falan da filan… Sanki memleketimizde yol yokmuş gibi yolsuzluk demiyorlar mı bu gidiyor ağrıma! Bu adamlar denizin dibine bile yol yaparken nasıl yolsuzluk yapıyor dersiniz? Ayıp ki ne ayıp! Bazen bu tür dedikodu çıkaranların ağzının payını vermesi için insanın. Al ananı git!.. diyesi geliyor!

Biz yine esas konumuza dönelim. Bu kadar güzel bir memlekette bu para denen namert hangi cehennemde de biz göremiyoruz. Ülkemiz insanlarının çoğunluğu paraya değer vermeyen hatta yerde bulsa almayan dini inanışlarının vecibeleri yerine getiren halimselim insanlar. Durum böyleyken bu paralar ortalıkta neden gözükmez ki? Esnafa soruyorum; Ödemeler, veresiyeler, krediler diyor. Memura soruyorum; Taksitler, visa kartları, krediler diyor. İşçiye soracağım, pek gözükmüyor. Bankaya yolum düşmez değil; düşüyor da oradaki memurlar da dert yanıyor.

Dışarıdakiler ağız birliği etmişçesine. Paralar bankadan çıkmıyor derken, bankadaki memurların hali bizden berbat, aynı dertler onlarda da var. Peki, nereye gidiyor bu paralar? Şeytan mı alıyor? Cin mi çarpıyor? Yoksa Nasrettin Hoca’nın eşeği açlığa alıştırmak için verdiği uğraşı, tuttuğu yolu birileri bizim üzerimizde mi uyguluyor?

Sayın sayın büyüklerim birileri bu namert paranın nerelerde olduğunu açıklasa da bizim de aklımıza yanlış şeyler gelmese. Biliyorum bu kadar yokluk birkaç tavuğun yiyeceği birkaç hapaz mısırlardan kaynaklanamaz. Gemicik denen ufak bir su teknesi ile başka ellere taşınması da olası değil. İyi de nerede bu paralar? Diyelim ki memur ve de köylü ve de işçi yalan söylüyor. Çoğu dini bütün esnafımız da yalan söyleyecek değil ya! Bu ortalarda görünmeyen paralar bulundukları yerden şöyle bir yekinip doğrulsa da adım atsa, dolaşmaya başlasa çarşıyı pazarı; çok çok iyi olacak. Öyle iyi olacak ki esnafların suratı turşu satmaktan kurtulacak. Belki de sirke satan turşu satan yüzler bal satıyormuş gibi çiçeklenecek. Zar zor da olsa kayalarda bile güller tomurcuklanacak! Çok kudretli büyüğümüz bu sayede türban ya da peçe ve de burka gibi örtülerin arkasına gizlenme gereği duymadan arka kapak güzelliğine soyunacak. Bizden söylemesi!
 

Muhsin Salman (AMASYA) 27 Şubat 2008 de Evrensel Gazetesinde yayınlandı.

One thought on “Aranıyor!

  1. Sayın Muhsin Salman kaleminize ve yüreğinize sağlık. Muhteşem bir sorgu ve düşünce şelalasi olmuş, şiddetli, akıcı ve sürükleyici.☯️

Bir Cevap Yazın Ya Da Yorumda Bulunun