Anadolu’da Eğitim Güneşi

Değerli Dostlar,
Köy Enstitüleri, Cumhuriyetimizin en önemli ve özgün eğitim, kırsal kalkınma ve aydınlanma projesiydi.
Biliyoruz ki, toplumun kalkınmasının ana damarı ekonomik kalkınmadır.

Köy Enstitüleri, sadece okuma yazma öğreten kurumlar değildi!

Köy Enstitüsü mezunu öğretmenler yoksul Türk köylü çocuklarına yalnız okuma yazma öğretmekle kalmayacak, köyün ekonomik yapısını da düzelteceklerdi. O zaman herkes yerinde yurdunda kalacak, göçler olmayacaktı.
Eğer Köy Enstitüleri kapatılmış olmasaydı, yoksul Türk köylüsü 1960’ların başından itibaren Almanya’ya gidip çöpçülük yapmayacak, en pis ve en ağır işlerde çalışmak zorunda kalmayacaktı.

Değerli Dostlar,
Halkımızın neredeyse tamamı, bu acı gerçekleri bilmiyor.
İşte bu nedenle ben, TONGUÇ BABA başlığı altında bir yazı dizisi hazırladım.
Bu yazım, dizinin Dokuzuncu Bölümünü oluşturmaktadır.
Benim yazılarım, tamamı çok sağlam belgelere dayalı düz yazılardır.
Düz yazının dışında bir de şiir biçimi vardır.

Salih KOÇ adlı bir şair-yazarımız da Köy Enstitülerini şiir biçiminde yazmış anlatmış. Çok da güzel anlatmış.
Salih KOÇ, emekli bir öğretmen.
Salih KOÇ’un, şiirsel bir dille Köy Enstitülerini anlatan iki kitabını okudum: “Anadolu’da Eğitim Güneşi” ve “Bir Yolunu Bulmuştuk…”
Şimdi sizlere bu kitaplardan birkaç şiir sunacağım.

ÇALGICI MEKTEBİ

Enstitüye girebilmek için
Önce Türkçe, sonra matematik,
Bunlar da yetmezdi, onlarca emsalini sınavda geçmelisin…
Hak kazandın mı enstitüde okumaya,
Senet vermelisin mezun olunca çalışmaya,
Şartlar biraz ağır görünse de,
Devlet biraz da mecburdu buna…
Mutlaka bir enstrüman çalmalısın,
Mandolin, flüt, saz belki de keman.
Güzel sanatlarda olmalısın ki,
Genç kalsın ruhun, bedenin, dimağın…
Herkesin olurdu müzik aleti,
Olmazsa olmazdı, Türkçe sözlük seti.
Her yıl okuyacaksın yirminin üzerinde,
Türk ve dünya edebiyat klasik eserini…
Enstitüde olmazsa olmazdı tiyatro,
Bu kadar yoğun çalışma arasında,
Böyle etkinlikler yapmak zorunluydu,
Her okulun mutlaka bir salonu olurdu…
Bandosuz yapılmazdı törenler,
Şaşırıp kalırlardı ilk defa görenler,
Marşlarla, türkülerle coşardı,
O, gencecik enstitülü bedenler…
Tiyatro eserleri, komedi veya dram,
Anadolu kokardı buram buram.
Folklor eşliğinde Türk Halk Müziği
Coştururdu enstitü gençliğini…
Sosyal ortam böyleyken enstitülerde,
Bağnaz, gerici çevrelerce
Adı çıkarılmıştı “Çalgıcı Mektebine”
Çıkarılsa da hakkında bin bir vesvese
Yola devam edildi ilk günkü hevesle…

Salih KOÇ, bakın Köy Enstitülülerin becerilerini nasıl anlatıyor:

HEM ÜRETİRİM HEM DE ÖĞRENİRİM

Bahçe yapar,
Geometri öğrenirim.
Yapı yapar,
Matematik öğrenirim,
Su getirir,
Elektrik, fizik öğrenirim.
Kireç yakar,
Kimya öğrenirim.
Süt sağar, peynir ederim.
El işi, oya yapar,
Öz güven edinirim
Dünya klasiği okur,
Ufkumu geliştiririm.
Resim yapar,
Güzel sanatlara yönelirim.
Folklor oynar,
Kültürümü yaşatırım,
Piyano, keman çalar,
Ruhumu gençleştiririm.
Marş söyler,
Coşar, öz benliğimi bulurum.
Okul başkanlığı seçimi yapar,
Demokrasiyi uygularım.
Geziler yapar,
Yurdumu tanırım.
Ben Köy Enstitülüyüm!
Onurluyum, gururluyum!
Cumhuriyet çocuğuyum…

Ülke genelinde 21 Köy Enstitüsü kurulmasında en büyük pay sahibi olan İsmail Hakkı TONGUÇ, dönemin Milli Eğitim Bakanı Saffet Arıkan tarafından İlköğretim Genel Müdürü olarak atanmıştı.

TONGUÇ, Köy Enstitülerini kurarken devletten en az parasal yardım istemeyi ilke edinmişti.
İşte, Salih KOÇ bu gerçeği şu şiiriyle anlatıyor:

DEVLETE OLMAZ YÜKÜMÜZ

Ekin eker, biçer harman ederiz
Hayvan besler, sütünü içeriz.
Hiç olmaz devlete yükümüz,
Biz, Köy Enstitülü Öğretmenleriz.
Eskiyeni yamar, söküleni dikeriz,
Elişi, dantel, oya her işi biliriz.
Hiç olmaz devlete yükümüz
Biz, Köy Enstitülü Öğretmenleriz.
Tomruk biçer, kereste ederiz,
Pencere yapar, pervaz çekeriz,
Hiç olmaz devletimize yükümüz,
Biz, Köy Enstitülü Öğretmenleriz.
Okuruz her daim, elimizde kitap
Çok çalışsak da düşmeyiz bitap
Hiç olmaz devletimize yükümüz,
Biz, Köy Enstitülü Öğretmenleriz.
Güfte yazar, beste yaparız,
Güzel sanatlarda da varız.
Hiç olmaz devletimize yükümüz,
Biz, Köy Enstitülü Öğretmenleriz.
Dadaloğluyuz, Pir Sultan Abdalız
Her türlü haksızlığa karşı koyarız.
Hiç olmaz devletimize yükümüz,
Biz, Köy Enstitülü Öğretmenleriz.
Çağdaş uygarlıktır yönümüz
Atatürk Devrimleridir, ülkümüz.
Hiç olmaz devletimize yükümüz,
Biz, Köy Enstitüsü Öğretmenleriz.

Türk köylüsünün okuma yazma öğrenmesine, üretip ekonomik kalkınmaya katkıda bulunmasına karşı olanlar, kurulduğu ilk gününden başlayarak Köy Enstitülerini karaladılar, yalanlar uydurdular ve en sonunda en yıkıcı iftirayla saldırıp Köy Enstitülerinde öğrencilere Komünizm aşılandığı iddiasını yaydılar.

Hasanoğlan Yüksek Köy Enstitüsü’nün öğretmen çıkacak öğrencilerinden bazıları Ağır Ceza Mahkemelerinde yargılandı. Hepsi aklandı. Ancak Türk köylüsüne ihanet etmekte kararlı olanlar, onların peşini bırakmadı. Orduda askerlik görevini yapan bu öğretmenlere “sakıncalı piyade” muamelesi yapıp hepsini “çavuş” çıkarttılar!
İşte, aşağıdaki şiirinde Salih KOÇ, ne tür yakıştırmalarla Köy Enstitülerini komünizmle ilişkilendirildiğini anlatıyor:

İŞGÜZAR PİLOT

Yeni açılmaya çalışılan,
Yüksek Köy Enstitüsü için,
Müzik koluna bir bina lazım gelir.
Planlar yapılır. Planda bina;
O bildiğiniz iletkiye bezer.
Ankara’ya ilgili Bakanlığa gönderilir
Onaylanır, yapımına izin verilir.
Adına da “Müzik Binası” denilir…
Müzik binası dört bölüm,
Dershane, öğrenci çalışma odaları,
Öğretmenler odası ve toplantı salonu,
Bir de önüne düşünülür yüzme havuzu.
Savaş sonrası ekonomi darda,
Para harcanamaz öyle vara yoğa.
Bir miktar ödenek gelse de havuza,
Okulun önceliğidir bu bina…
Dershane ve öğrenci çalışma odaları
Planlandığı gibi yapılır.
Öğretmenler odası ve toplantı salonu
Daha sonraya bırakılır.
İyi kötü çatısı kapatılır.
Böylece binanın ancak yarısı tamamlanır.
Ankaralı bir pilotun dikkatini çeker,
Yapılan bina ORAĞA benziyor diye,
Kendince bir açıklama yapar,
Bu olur işe, tuz biber.
Binanın daha yarım olduğu,
Tamamının yapılması halinde,
Böyle bir şekil alınacak denilse de
Bakanlıkça kapatma kararı alınır.
Hasanoğlan Yüksek Köy Enstitüsü
Uydurma bir bahaneyle kapatılır.
Zaten niyet bellidir!
Yüksek bölüm öğrencileri,
Çeşitli emsal üniversitelere gönderilir,
Bu, “Enstitüler” için ilk işaret fişeğidir.
Cumhuriyetten sonraki en büyük devrim
Akla ziyan bir bahaneyle sona erdirilir…

Değerli Dostlar,
Eğer Köy Enstitüleri kapatılmasaydı köyden, kalkınmış büyük şehirlere göçü durduracak, yoksul insan kalmayacaktı.
Eğer Köy Enstitüleri kapatılmasaydı Türkiye bugün dünyanın ilk en büyük beş ekonomisinden biri olacaktı.
Ülkemizin gelişmesine vurulmuş en büyük darbe işte budur…

Yılmaz Dikbaş
18 Ocak 2021, Pazartesi
0532 233 31 52

Not: Tüm yazılarımı takip için bloğuma buradan ulaşabilirsiniz.

Bir Cevap Yazın Ya Da Yorumda Bulunun