Albeniler Ecem’sin…

Yaban çiçekleri, her mevsim ölüp ölüp dirilirken…
Bir tek, bir tek sen diri kalırsın, onca çiçeğin içinde…
Tılsımlılığın ve baştan çıkartan, kışkırtıcı albeninle…
Diri ve hayat dolu halinle, gönül tahtım da sinemin bağında!…
O gün-bu gündür, gelinciklere müptelalığım…
Sana hasretim ve açlığım…
Sana vurgunluğum ve adanmış ömrümün emsalsiz güzelliği ve bahar çağıdır…
Dudaklarımda adın, dilimde tadın…
Göz bebeklerimde, sen hep gelincik albenilerinde açar, ete-kemiğe bürünür…
Aşk, aşk çoğalır’sın…
Sende, hangi coğrafyaların, iklimlerin, güzelliklerin ve gizemliliğin, hasılı mevsimlerin izleri yok ki?
Sen, gelincikliğinde, bir sevgi ve sevi kokteyl’isin!…
İçip içip kanamadığım, yudumladıkça tutuklu kaldığım’sın…
Esrikliğim, yelim-kuzum, fırtınam, yağmurum, bereketim, ışığımsın!…
Yine, kırlar gibi, ala büründü gönül bağım…
Al al, her köşemde sen fışkırıp, açıp, doyumsuz güzelliğinle aşk çoğaltmalar’dasın!…
Sen fışkırdıkça gönül toprağımdan, ben hazla geçmelerdeyim, benden!…
Gelincik mevsiminde, hazlarım doruk…
İsterim, tavan yapar aşkla aşkta!…
Aşka adanmış ömrümde…
Gelincik ömürlülüğünle, hep sen varsın, sen olacaksın…
Açanda sen, çoğalan da sen, derilen de sen!…
Kaplayıp, yutan da sensin sen, albeni abidem, gelinciğim…
Ömrümde ömrü olan gelinciğim…
Atlasıma bezenmişliğinle sen, albeniler Ecem’sin!…
Albeniler Ecem’sin!…

Mualla SEZGÖR YASSIBAŞ / İSYANİ
İmmenstaad / Bodensee – Almanya
06/ 10 / 2018
Saat; 22_40

Bir Cevap Yazın Ya Da Yorumda Bulunun