Açılırsa, Pandoranın Kutusu…

Açılırsa, ömürlerin Pandora kutusu;
Sevinçleri az, elemleri ve ayıpları çok 
Yürek sızlatan acılar, dökülüp-saçılır ortaya… 
Ondandır ki kimseler;
Pirincim taşlı, aşım çiğ, özüm çürük 
Cılkı çıkmış insanlığımın, karakterim delik-deşik…
Diyecek yüreklilikte olmuyor şu garip dünyada,
Sanır ki insanoğlu denen anlaşılmaz varlıklar güruhu
Ve kandırarak kendini 
Umarlar, allayıp-pullayıp, sokup-sokuşturdukça
Hayatın, ömrün zulasına
Zamanın sandığına saklanır gerçekler…
Oysa ki…,
Güneş nasıl balçıkla sıvanmazsa,
Mızrak çuvala sığmıyorsa,
Gerçekler üryan olup, anlaşılınca
Saklanan haller, durumlar, ayıplar
Hayata ve insana dair gerçeklerde sırıtarak çıkıverir,
Olur-olmaz saatte ve yerde ortaya
Sakladığın herze, her neyse ele verir insanı…
O zaman…,
İnsanın dünü, derinliklerinde gizlenen, yiten o gerçek yüzü;
Bugün, bilinip, anlaşılmasa da
Kişi yok saysa da hatta;
Halının altına süpürüp, allayıp-pullasanda kendindeki kendini 
Gerçek gün ışığı gibi çıkar ortaya…
Açılırsa, Pandoranın kutusu!…
Açılırsa, Pandoranın kutusu!…

Mualla SEZGÖR YASSIBAŞ

Bir cevap yazın ya da yorumda bulunun