150 Yaşındayım!?.

24 yaşında tıp fakültesini bitirip doğuya atandığımda küçük çocukları muayene ederken  “doktor abla “ derlerdi. Yıllar geçti, 40’lı yaşlarda çocuklar için “doktor teyze” oldum. Önceleri bu beni üzüyordu. Geçen yılların üzerimdeki etkisini herkesin fark etmesi biraz acıydı. Zamanla, meslek tecrübem arttıkça gördüm ki, hasta insanlar şefkat bekliyor, müşfik bir tavır bekliyor. Aslında herkes, her yaşta annesini yanında istiyor. 50’li yaşlarda zaman mefhumumu  yitirdim, ‘artık yaşlandım  mı?’  korkusu yoktu benim için. Hasta muayene ederken, hele yaşlıları muayene ederken, “aç annecim ağzını” , “öksür bakalım yavrucuğum” deyince… Bana bakışları değişiyor, göz pınarlarında yaşlar birikiyor, konuşurken sesleri titriyor, bana anne ya da ana diye hitap eden çok oluyor, çıkarken ellerimi öpmek için eğiliyorlar…

Bütün bunlar için herhangi bir maddesel çıkarım yok, inanın. Sadece ben de onlarla aynı frekansı yakalamış olmanın duygusallığını yaşıyorum. Zincirleri kırıp yaşımı önemsemeyince gördüm ki mesleğimin farklı boyutuna geçiyorum. 90 yaş üzeri erkek hastalar daha çok duygusallaşıp ağlıyorlar, kadın hastalarsa daha çok dertleşmek istiyor. Şunu da belirteyim, yaşıtım grupta daha temkinliyim. Onlar bu yaklaşımımdan hoşlanmayabiliyor veya farklı çıkarımlarda bulunabiliyor. Onlara adı ve soyadıyla hitap ediyorum.

Ben bir aile hekimiyim, herkesi tedavi edemem, ameliyat yapamam, pek çok hastayı uzmanlara yönlendiririm. Ama özellikle yaşlı hastaların ruhlarına iyi gelirim. Onlara mutlaka dokunurum, ellerini tutarı, sırtlarını sıvazlarım. Bakışlarındaki minneti görmek bana çok iyi gelir. İşte o andan sonra verdiğim tedavi de onlara çok iyi gelir. İşte plasebo etkisi bu demek; memnun edici etki…

 

Bir Cevap Yazın Ya Da Yorumda Bulunun