Fatih Mahkemesi

Üsküdar Mahkemesinin FATİH SULTAN MEHMED devrinde tesis edildiği söylenir.

Halk arasında FATİH MAHKEMESİ diye anılır. Yığma taştan yapılan bina; mahkeme salonu ve zindanlar olmak üzere iki bölümden oluşmuştur. Üst katta yer alan mahkeme salonuna dik bir taş merdiven ile çıkılır. Salonu kemerli bir kapıdan girilir. İki zarif mermer sütunun yükseldiği kubbenin altından beşik tonoz çatılı esas odaya girilir. Sağında daha önce iki dolap ve bir şömine vardır. Kadı mahallinde niş şeklindedir. (NİŞ; duvarın içine oyma oturma mahalli.) Bugün mevcut olan aşağıdaki zindanlar restore edilmeden dükkan olarak kullanılıyor ve bodrumlarda tuvalet olarak kullanılmaktadır.

Halkın buraya Fatih Mahkemesi olarak anmasına sebep olan rivayet ise şöyledir:

Fatih Sultan Mehmed bugün mevcut olmayan Beyazıt’taki eski sarayı yaptırırken, sütunları kısa kestiren RUM MİMAR’a kızarak elini kestirir. Mimar bu durumu Kadı’ya şikâyet eder. Devrin kadısı Hızır Çelebi Fatih Sultan Mehmed’i mahkemeye çağırır ve Rum mimarla muhakeme eder. Sultan Mehmed’i haksız bularak elinin kesilmesine karar verir. Ancak bu adaletli karar karşısında Rum Mimar’ın diyeti kabul etmesi üzerine Sultan Fatih’in eli kesilmekten kurtulur.

Bu mahkeme binası:

Osmanlılar tarafından yapılan İstanbul’daki ilk mahkeme binasıdır. Üsküdar’ın merkezinde, Hakimiyeti Milliye caddesinde, Eski mahkeme sokağındadır.

Yorumum:

O zamanlar Kadı, bir Sultanı mahkemeye çağırıp, davacı ve davalıyı eşit şekilde muhakeme edip elinin kesilmesine karar verebiliyormuş.

Aradan geçen yaklaşık 570 yıl sonra daha da gerileyen hukukçular var.

-Çok cübbe gördüm, önlerine düğme dikilmiş. Çok hukukçu gördüm, mahkum elbisesi giydirilmiş.-

Hayati Sarnık

Aşağıda Yallah Yallah…

Nasreddin Hoca’mızın Biyografisi, Fıkraları ve Evrenselliği

Bir cevap yazın ya da yorumda bulunun