Dünya Siyasetinin İki Bloğa Ayrılması ve Türkiye’nin Olması Gereken Yer

Bir tarafta ABD ile onun savaş makinesi NATO (her ne kadar savunma amacı ile kurulsa da bugünlerde tam bir saldırı örgütü haline getirilmiştir) ve yine ABD’nin baskısı ile bazı Avrupa Birliği ülkelerinin oluşturduğu yapılar.

Diğer tarafta ise, genel olarak Avrasya cephesi olarak bilinen; Rusya ve Çin devletinin oluşturduğu blok var.

Ancak bu ikili bloklaşmada, dünya Batı ve Avrasya olarak ayrılmıyor! Mesela Güney Amerika’da başta Küba olmak üzere, (petrol zengini) Venezüella, (hatta Güney Amerika’da sanırım önümüzdeki günlerde devlet başkanlığı olacağı tahmin edilen) Lula‘da Avrasya tarafında olacağı ilkesini savunur iken, diğer tarafta ise başta Japonya olmak üzere, Avustralya, Güney Kore ve bazı ülkeler daha ABD safında yer almışlardır.

Türkiye hangi blokta yer almalıdır ve Ülkemizdeki siyasi partilerin görüşleri 

Öncelikle arzumu iletmeliyim, sık sık televizyonlara çıkan ve basında makaleler yazan akademisyenlerimizin görüşlerini yüreklice iletmelerinin gerektiğine inanıyorum. Siyasi partiler dahilinde toplumun aydınlanmaya ihtiyacı olduğunu görüyorum.

Tüm siyasi partilerin dışişleri temsilcilerinin görüşlerini değerlendirelim.

Ana muhalefet partisi; eski büyükelçi Utku Çakırözer, ABD ve NATO yanlısı olduğunu her ortamda yaptığı konuşmalarda ifade ediyor ve Sayın Kemal Kılıçdaroğlu sessizliğini bozmuyorsa, milletvekilinin görüşlerine katılıyor demektir.

Sayın Meral Akşener ise, her konuşmasında sürekli olarak Çin devletinin en hassas konusu olan Sincang üzerinden orada yaşayan Uygurlara yönelik Türkiye’yi duyarsız davranmakla suçluyor. Grup toplantılarında aldığı alkışlar sonucu (Ki çok net ifade ediyorum tamamen çok yanlış!) dünyanın en büyük uluslararası projesi olan; Çin’in “bir kuşak bir yol”da ülkemizin yer almasını engellediğinin farkında değil ve diğer taraftan Ukrayna’nın bile artık Kırım’dan vazgeçtiği halde bile; Kırım Tatarlarına sahip çıkmalıyız derken de Rusya ile ilişkimizin iyi gitmesine engel oluyor. Tüm bunlardan çıkaracağımız sonuç; bu siyasi parti Avrasya cephesinden çok uzaklarda…

Altılı grup olarak partilerin ise, 1 Haziran toplantısında aldıkları prensip kararları olarak kamuoyuyla paylaştıkları kararlarda; iki kutuplu dünyada nerede olmalıyız konusunda hiçbir açıklamaya rastlamadım.

Tüm bu açıklamalar ve televizyonlarda yapılan tartışmalardan çıkan sonuç; genel olarak Türkiye’de iktidar ve muhalefetin biraz mahcup biraz utangaç bir şekilde Batı yanlısı oldukları görülüyor; bu bağlamda siz okurlarıma soruyorum:

Batı dünyası bize nasıl bakıyor? Bizi içine sindirebiliyor mu? 

ABD’yi ziyaret eden Yunanistan başbakanı Miçotakis, Amerikan kongresinde Türkiye’yi suçladı ve üç dakika boyunca alkışlandı(!) Başta ABD başkan yardımcısı Kamala Harris, Temsilciler meclis başkanı Nancy Pelosi ve tüm dinleyenler ayakta alkışladı! Şimdi soruyorum tüm siyasi partilerimize:

Miçatokis’in Türkiye’yi suçladığında alkışlanma tutumunu içinize sindirebiliyor musunuz?

Türkiye, derhal ABD’deki büyükelçisini (Ki aylarca güven mektubunu verememişti!) geri çekip, ülkemizdeki ABD büyükelçisini de geri göndermeliyiz ve aynı sert tepkiyi de Yunanistan’a gösterebilmeliyiz…

Türkiye gibi Jeopolitiği çok önemli olan bir ülkeye, boyun eğdirmek gibi bir davranışın bedelinin ödenme zamanı çoktan geçti bile.

Türkiye aleyhinde son günlerde yazılan görüşlerden, Gazete oku köşesinde Sayın Nedim Şener paylaşmış, New York Times gazetesinde Türkiye için yıkıcı müttefik yorumunu yapıyor ve devamında ise “Türkiye’nin NATO üyeliğini tartışmaya açmalıyız” diyor.

Fransa devlet başkanı Makron, açıkça ülkemizin fazlası ile haklı olduğu Ege adaları konusunda Yunanistan’ı desteklediğini ifade ederek “Birkaç Türk yetkilisinin Yunanistan ülkesinin Ege’deki çıkarlarını sorgulamalarına izin veremeyiz!!!” diyor.

İki kutuplu dünyada ülkemizin çıkarlarının Avrasya’da olduğunu kanıtlamaya çalışacağım, birkaç olaydan söz etmek istiyorum.

a) KKTC’nin bazı Avrasya ülkeleri tarafından tanınması sağlanabilir.
b) Çin devleti ise, Atlantik güçlerince açıkça tehdit edildi. Özellikle, Tayvan üzerinden! Bu konuda Çin devletinin tepkisi çok sert oldu. Son günlerde Çin’in bilimde hızla yükselişine tanık oluyoruz. Ülkemizdeki kurmayı planladığım ve çok ilgi gören bilim merkezlerimiz için güçlü bir katkı sağlayabilir…
c) ABD’nin tamamen kontrolüne giren Yunanistan, Pire limanını Çin’e kapattı. Bu karar “bir kuşak bir yol” projesi için alternatif olan Çandarlı Limanını değerlendirebilirsek bize çok avantaj sağlar.

Orhan Ayber olarak, Ülkemizin (Ben ülkemiz derken her zaman Atatürk’ün felsefesini kabul ediyorum.) çıkarları için Türkiye’nin yeri Avrasya coğrafyası olmalıdır diyorum.

Batı bloku denilen ABD emperyalizminden bu dünya kurtulmadıkça, dünya huzur yüzü görmeyecektir!!!

Değerli okuyucularım,

İki kutuplu dünyada ülkemizin ulusal çıkarlarının nerede olduğunu yüreklice paylaştım. Benimle aynı fikirde olmayan dostlar, arkadaşlar olabilir, herkesin düşüncelerine saygılıyım, ancak eleştiri düzeyinde karşılıklı saygı sınırını aşmamak koşulu ile…

İki kutuplu dünya yazılarıma daha sonra da devam edeceğim. Ancak bir sonraki yazım “dünya çevre günü” nedeniyle, küresel iklim krizi sonucu aşırı hava olayları, küresel açlık ve tahminlerin ötesinde büyük göçler bu konulardan söz edeceğim.

Savaşlara trilyonlarca para harcayanlar yaklaşan bu tehlikeye karşın uyanacaklar mı?

Orhan Ayber

Bir cevap yazın ya da yorumda bulunun