Çin İşkencesi mi, Kayseri Mantısı mı?


Umarım biraz sonra yazacaklarım; değerli Kayserilileri üzmez, kırmaz, incitmez…

Zira yazımın konusu Kayserililerin medar-ı iftiharı, onuru, gururu, yüz akı Kayseri Mantısı.

Ya da çile severlerin yaşadığı coğrafyanın en karizmatik yemeği de denilebilir.

Günümüzden 4 bin yıl önce Kayseri Kültepe’de (Kültepe, Kayseri’de bulunan ve Kaniş harabelerinin bulunduğu bir antik kent ve ören yeridir. 2014 yılından bu yana Türkiye’deki Dünya Mirası Alanları Geçici listesindedir) bir gelin, kocasına mektubunda  ‘’Çok acele gel annen beni öldürecek’’ diye yazıyordu.

Yapılan arkeolojik çalışmalardan da anlaşılacağı üzere; toprağından mı suyundan mı bilinmez, Kayseri’de gelin-kaynana çekişmeleri kaldığı yerden devam ediyor.

Bence mutfaklar toplumların hayata bakış açısını gösterir.

Muhtemeldir ki geline işkence etmek isteyen kayınvalideler bir gün oturup; ‘’bu gelinlerin ellerine öyle bir iş verelim ki oturdukları yerde bütün kolları bacakları tutulup kalsın, dayak yemişten beter olsunlar. Akşama da un, su, tuz ile yapılmış basit, anlamsız, tatsız, tuzsuz bir yemek çıksın, bunu gören eşi de geline kızıp, kapris yapsın bizim gelinlerde layığını bulsun .’  diye düşünmüş olacaklar.

Akıllı gelinler de durur mu hemen bu anlamsız yemeği, sarımsaklı yoğurtla yağ ile vesaire süsleyip, püsleyip günü kurtarma derdine düşmüş olmalılar.

Sıradan olaylara büyük anlamlar yükleyen, tuhaf davranışları gelenek adı altında hayata sokuşturmaya bayılan, totem sever Türk Kayserili tüccarları Çin ile ticaret yaparken mi yoksa Orta Asya’dan gelirken mi getirdiler bilinmez, Onların ‘’mantou’’ bizim ‘’mantı’’ dediği kültürel karmaşalı kökleri kime, nereye dayalı olduğu tartışmalı. Bu yemeği en çok sahiplenenler de Kayserililer olmuştur.

Bir Çin Atasözü der ki; Neden birbirimizi öldürüyoruz ki biraz beklesek zaten kendiliğimizden öleceğiz.  Değerli Kaynana ve gelinler nedir bir birinizden alıp veremediğiniz!

Bilindiği kadarı ile 36 farklı çeşit mantı bulunmakta; bence bu 36 çeşit farklı kaynana karakteri anlamına geliyor. Ve sanırım en şansız gelinler Kayseri’ye gelin gidenlerdir. ‘’Bir şimşir kaşıkta kırk tane mantı’’ diyerek zavallı gelinlerin, Yörük ağzıyla anlatmak gerekirse, başını puturak (pıtrak) çuvalına sokmuşlardır.

Anadolu insanı olarak her işimiz çetrefilidir, kabul. Rahatına düşkün kimselerin toplumda sürekli arkasından konuşuruz, bu da bir gerçek ama Kayseri’de işler daha da zor.

Zoru severiz tamam da mantı konusunda çok acı bir gerçeği görmemiz gerekiyor. Değerli Kayserili hanımlar kendinizle yüzleşme vaktiniz geldi de geçiyor; zaman değişti, dünya ilerliyor ve 5 dakikada yiyeceğiniz bir tabak yemeğe bütün gününüzü ayıracak kadar vaktimiz yok! Çağı yakalamak için gelinlerin çocukların yakasından düşmemiz gerekiyor. Mantı makinesi icat edileli çok oldu. Zamanını eğitime ayıran insanlar bu sorunu sizler için çözdü…

Yok ben illa elde açılanı yiyeceğim daha lezzetli oluyor gibi bir iddianız varsa da itiraf etmem gerekiyor. Bence bazı markalar bu konuda çok iyi yeter ki arayıp bulun. Aklımdaki Mantı markası, beni ara bul, ismini burada zikretmek istiyorum.

Mantı ne kadar küçükse kıyması da o kadar küçük oluyor ve kıyması az olan mantı hiç lezzetli olmuyor.

Lütfen, kendini minik minik mantılara adamış yurdum işkence sever insanları bana kızmayın, zevklerin ve renklerin tartışılmaması gerektiğini bilirim, ama bu gerçeğin altında yatan asıl sorunun toplumsal psikolojimizle olduğu fikrimi de gözden kaçırmayın.

Nedir, bizim bu her işi zorlaştırma merakımız?

Her konuyu törene çevirmelerimiz, protokol merakımız?

Kıymalı, yoğurtlu makarna varken mantıya ayırdığımız zamanı; belki kitap okumaya ayırsak, gelin ve kaynanaların empati yeteneği gelişirdi. Kim bilir!

Sözüm yalnız Kayseri mantısı içinde geçerli değil. Su böreğinin peynirli makarnadan eksiği nedir?

Görsel şölen sevdası, gösteriş merakımızın bir parçası olabilir mi?

Bizim buralarda Kayseriliye kız vermekten korkarlar! (Bu kız alma, verme, isteme konusu da feminist yanımı rahatsız ediyor ama bu yazıda oralara hiç girmeyeceğim).

Değerli Kayserili kaynanalar, oralara gelin gitmek isteyen güzel kızlarımızın ahını almaktan vazgeçin, gözünü seveyim çok istiyorsanız makarnaya yumurta bile kırabilirler…

 

Dilek

4 Aylıkken Konuşan Bebek

Ne yediğimizi kim belirliyor? (1)

Sofralardan Masalara

Bir cevap yazın ya da yorumda bulunun