Bu yüzyıl İslam’ın sonu mu?

Evet sonu!

Daha 43 yılı var. Tam olarak 15 Aralık 2065 Salı günü ölecek. Bunu ben söylemiyorum: Hz. Muhammed söylüyor.

“Benim ümmetimin ömrü 1500 seneyi geçmez.” (Hz. Muhammed)

Şimdi herkesin gözünün önünde yüzlerce yıl öylece duran bu hadis-i şerifi mantıksal bir okumaya tabi tutalım. Tanrı tepemizde taşıdığımız beyinleri düşünmeyelim diye yaratmış olamaz. Başlıyoruz.
Baştan söyleyeyim ben hadislerin kutsiyetine (mutlak doğruluğuna) inanan biri değilim. İspatlanmadan verilen bir önermeye inanmam için onun matematiğin postulatları kıvamında bir önerme olması lazım. Bu lafı Hz. Muhammed’in söylemiş olduğu hipotezi/varsayımı üzerine akıl yürütüyoruz. Pekâla böyle bir laf etmiş olabilir Hz. Muhammed, bunun aksini savunacak bir kanıt da yok elimizde çünkü. İzninizle analizimi bilgisayar algoritmasına benzer bir tarzda yapmak istiyorum. Benim “Z kuşağı”m sever böyle şeyleri. Aristo Mantığı’nı, Önermeler Mantığı’nı boşuna öğrenmediler okulda.
Bir defa şunda hemfikir olalım: 1500 yılını Hz. Muhammed “hicri” yıl cinsinden söylemiştir. Ümmetin başlangıcını da peygamberliğini ilan ettiği gün olarak almak durumundayız. Yola çıkarken bunlar temel parametrelerimiz olacak zira.

Hz. Muhammed, Miladi 610 yılının (henüz ortada hicri takvim yok, hicretle birlikte başlayacak) Ramazan‘ın 17. gününde (Ocak ayına denk geliyor) peygamberliğini ilan etti.

21 Haziran 622 yılında da Mekke’den Medine’ye hicret etti. Daha sonra Müslümanlar tarafından, Hicret milat (sıfır) kabul edilerek hicri takvim oluşturuldu. Hicretle Hz. Muhammed’in peygamberliğini ilan ettiği yıl arasında 12 yıl var, bu yüzden 1500’den 12’yi çıkaracağız. Çünkü hicri takvim sıfırdayken Hz. Muhammed 12 yıllık kıdemli bir peygamberdi.

Kafası karışanlar için söyleyelim: Bu sene 30 Temmuz 2022 tarihi hicri takvime göre yılbaşıydı ve 1 Muharrem 1444’e denk geliyordu. 1444 işimize yaramaz bu arada, aradaki farkı kavrayın diye verdim, biz 1500’ün peşindeyiz. Ama az önce söylediğim nedenlerden dolayı 1488’in peşinde olacağız.
İnternette sevgili Cüneyt Kurt’un hazırladığı Tarih Çeviriciye 17 Ramazan 1488 yazıp “Çevir” butonuna bastığınızda 15 Aralık 2065 çıkıyor.

Yani İslam’ın resmi ölüm tarihi…

Elbette burada ölecek olanlar Müslümanlar değil İslam fikri. İnsanların kafasında İslam diye bir fikir olmayınca Hz. Muhammed’in ümmeti Müslümanlar da olmayacak doğal olarak ortada. Yani bıçakla keser gibi Melhame-i Kübra tarzı fantastik bir savaşla ümmet yok olmayacak.
Bu hadisten dolayı Hz. Muhammed’e olan hayranlığım bir kat daha arttı diyebilirim. 

Müthiş bir öngörü… Günümüzün verilerine birebir uyuyor.

“Kutsal bilgi kaynağı” Ekşi Sözlük’ten aldığım bir veriye göre bir zamanlar yüzde doksan dokuzu Müslüman olan toplumumuzun şu anki Müslüman oranı yüzde 67’ymiş. (1)

Bu ivmeyle giderse ya da tersten söyleyelim muhafazakâr iktidarlar ve onların imam hatip, kuran kursu sevdaları devam ederse 2065’i de görmeyecek bana göre.

Şimdi düşünün:

(İnanan insanlar açısından söylüyorum) Hz. Muhammed, işkembe-i kübradan atmıyor bu önermeyi; Tanrısal bir kurguyu fısıldıyor belli ki bize. Peki ama tam da burada, hele de 43 yıl gibi kısa bir süre kalmışken, günümüz Müslümanlarının bu hadis-i şerif karşısında dehşete kapılmaları gerekmiyor muydu?

Düşünün:

Ümmet olarak 43 yıl ömrünüz kalmış ve siz hâlâ “sakız orucu bozar mı?”nın peşindesiniz!

Bakıyoruz herkes işinde gücünde. Hatta bir kısmı, samimi olanları tenzih ederiz elbette, giderayak cukkayı doldurmanın peşinde… Yani ortada bir panik havası yok.

O zaman ortaya şu çıkıyor:

Ya bu insanlar Tanrı’yı hakkıyla tanımıyorlar ya da samimi olarak inanmıyorlar. Hâlbuki Tanrı, İslam devesini öldürmeye karar vermiş ise onun kudret eli olacak kurdu da çoktan yaratmıştır. Herhalde o kurt vakti geldiğinde şöyle demeyecek İslam devesine: Deve kardeş vaktin geldi, gel şu gölgelikte ölüver… Bu, Tanrı’nın kurgusuna ters. Onun kurgusu film kurgusuna benzemez, kanlı canlıdır! Dehşeti hücrelerine kadar hissedersin. Emin olun vakti saati geldiğinde, ki işaretleri belirdi, o kurt ya da kurt sürüsü İslam devesini en dalgın olduğu anda kapana kıstıracak ve vahşice saldırıp ensesinden kaptığı gibi yere çalacak. Bir kısmı yumuşak karnından ısıracak, en güçlü olanı da şah damarına dişlerini geçirip bağırta bağırta öldürecek. Koskoca İslam dini bir varmış bir yokmuş olacak. Onların jargonuyla söyleyelim: Allah’ın sünneti bu ve değişmez.
O zaman Müslümanlardaki bu vurdumduymazlığı neye yormalı?

Kanımca bu da Tanrı’nın bir başka kurgusu ya da bir başka açıdan bakarsanız nimeti: Ölüm sarhoşluğu. Ölürken salgılanan beta endorfin durumu. Büyük usta Aziz Nesin’in “Ah Biz Eşekler” öyküsünde kurt tarafından yenen eşeğin hazin durumuna benzer bir durum yaşanan. Gerçi bu durum insan olarak hepimizde var olan ortak bir mekanizma. Tanrı tarafından öyle tasarlanmışız.

Daha bilimsel bir ifadeyle söylersek: İnsanların baş edemedikleri duygular karşısında kendiliğinden geliştirdikleri, psikolojide “yansıtma” adı verilen, doğal bir savunma mekanizması…
İtiraf edeyim ben Müslüman değilim, önceden Müslümandım elbette ve uzun yıllar Nurcuların Yazıcılar grubu içerisinde yer aldım. Çok şey borçluyum o günlere ve üzerimde emeği geçenlere teşekkür ediyorum yeri gelmişken. Şu an kendi geliştirdiğim İlahi Adalet (inanç) felsefesini savunuyorum ve geliştirmek için de özel bir gayret sarf ediyorum. Bu arada eski bir Müslüman olarak İslam’ı eleştiren pek çok da yazı kaleme aldım. Şu ana kadar da, Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’nin mahkemeye vermek üzere hazırladığı bir bilirkişi raporunu saymazsak, cevap veren de çıkmadı. Küfür eden ya da hakaret edenleri saymıyorum, onlar konumuzun dışında.

Ama asıl itirafım şu: Ben bu yazıyı Müslümanlara bir vefa borcu olarak yazdım.

Son olarak şunu da tartışmadan geçmeyelim derim:

İyi de kim ya da kimler öldürecek İslam’ı? Müslüman dostlarımı üzmüş olacağım ama cevabım dış mihraklar olmayacak: “İnsan Aklı” ya da modernizmin kötü uygulamalarını saymazsak “Aydınlanma” fikri. (2)

Doğanın önünde hiçbir güç duramaz. Siz ne kadar imam hatip açarsanız açın kurt sürüsüne bir üye daha katarsınız o kadar.

Yeri gelmişken başımdan geçen kısa bir anekdotu da paylaşayım sizlerle: Bir imam hatip lisesinde çalışan samimi Müslüman bir bayan müdür yardımcısı arkadaşım, hafta sonu yapılan bir sınav görevinde beraberken, nevrotik belirtiler eşliğinde bana şu itirafı yaptı:

“Çocuklara İslam’ı öğretemiyoruz hocam, direkt reddediyorlar. Öğretmenlere gizlice talimat verdim: İslam’ı bırakın, sadece Allah’ı anlatın. Ne yüzde onu, ne yüzde on ikisi İmam Hatiplerin tamamı deist.”

Yeni Turan Dursunlar, Aziz Nesinler, Yaşar Nuri Öztürkler, Edip Yükseller, İhsan Eliaçıklar, Adnan Oktarlar, Alper Taşlar, Osman Akyollar kuran kurslarından, imam hatiplerden, medreselerden, tarikatlardan çıkmaya devam edecekler. Çünkü bu Allah’ın emri… Çünkü imam hatip, Kuran kursu, cemaat terbiyesi almamış bir insan İslam’ı yani bilmediği bir yapıyı eleştiremez. İslam’ı zorla, politik manipülasyonlarla, toplum mühendislikleriyle yeniden diriltmeye çalışmak da yeni IŞİD’ler, El-Kaideler yaratmaktan başka bir işe yaramayacaktır.

Yani şunu söylüyorum: Ey inananlar, Tanrı’nın böyle bir kurgusu varsa bu kurguyu durduramazsınız. Attığınız her adım bu kurguya yarayacaktır. Bırakın yaşam ya da Tanrı’nın kurgusu doğal mecrasında aksın gitsin.

İyi bir insan olun yeter!

Bir buçuk milyar İslam âlemi bir anda buhar mı olacak kardeşim ne zırvalıyorsun, derseniz de… Seküler dünyaya hoş geldiniz dostlar, emrihak vaki oldu, derim…

Kaynaklar:

  1. Bkz.   “TC nüfusunun yüzde 33’ünün atesit ve deist olması”,  Ekşi Sözlük, Erişim Tarihi: 16 Eylül 2022: https://eksisozluk.com/tc-nufusunun-yuzde-33unun-ateist-ve-deist-olmasi–5385801 
  2. Bkz. desunoto, “insanı ateist yapan ayetler ve hadisler”, Ekşi Sözlük, s. 10, Erişim Tarihi: 16 Eylül 2022: https://eksisozluk.com/insani-ateist-yapan-ayetler-ve-hadisler–4343822?p=10

Osman Akyol

İslam’ın Tanrı’sı

Hangi İslam! (3. Bölüm ‘Edep dışı hadisler’)

İnancımı Nasıl Yitirdim?..

Bir cevap yazın ya da yorumda bulunun