Bir Kurbağa Masalı (4)

Hiçler havuzunda yine yeni bir günmüş ve her şey ama her şey aynıymış… Hava Atmayı Seven Eski Larva yeni Kurbağamız, sessiz sakin havuzun yosunlu yeşil duvarlarını ve gökyüzünün maviliğini, beyazlığını, rüzgarın bulutları, yaprakları oradan oraya savruluşunu izlerken, kulağına bazı konuşmalar duyulmuş. Hemen bu konuşmalara dikkat kesilmiş. Birkaç kurbağa toplanmış bir deliğin başında dışarıda yapacakları, oynayacakları oyunların planlarını yapıyorlarmış.

Bu konuşmalara önce anlam veremez, boş gözlerle bakarken, farklı bir şeyler olduğunu hissedip saklanmış ve sesin geldiği yeri izlemeye başlamış. Genç kurbağaların dışarı çıkmak için keşfettikleri gizli yolu görmüş ve bu gizli yoldan kimseler görmeden dışarı çıkabileceğini o an anlamış. Ne var ki o diğer kurbağalar gibi bütün gün dışarılarda gezip karnı acıktığında geri gelmeyi düşünmüyormuş. Onun hayalleri çok başkaymış.

O uzaklara, daha uzaklara, çok uzaklara gitmek; yıldızları, güneşi, doğayı, diğer canlıları, farklı diyarları hatta; Rana Kurbağanın bile hatırlamadığı, belki de görmediği yerleri görmek istiyormuş.

‘’Hem oraları gezer öğrenirsem diğer kurbağalara hava atacak bir şeyler de bulabilirim ve eski havalı günlerime dönebilirim’’ diye düşünüyormuş…

Hava Atmayı Seven Kurbağa artık dışarıyı görebilecek olmanın heyecanı ile bütün gece uyumadan sabahın olmasını beklemiş ve güneşin ilk ışıkları ile kendini dışarı atmış. Öyle heyecanlıymış ki etekleri zil çalıyormuş. O çamurlu, ıslak, kaygan delikten nasıl hızla dışarı kayarak çıktığını fark etmemiş bile… Hiç etrafını incelemeyi de akıl edememiş.

Kocaman ağaçlar, renkli çiçekler, yeşil otlar, taşlar, kayalar hepsi aklını başından almaya yetmiş. Kendisine verilen hiçbir nasihati kulakları duymamış. Hoplaya zıplaya saatlerce tek başına etrafı incelemeye başlamış, taaa ki karnı acıkıncaya kadar…

İşte o an bütün büyü bozulmuş sanki, o koca orman gözüne çok ürkütücü gelmeye, o heybetli ağaçlar birer canavara dönüşmeye başlamış.

‘’Nereye geldim ben? Şimdi ne yapacağım? Daha önce yemekler hep önüme hazır geliyordu. Avlanmak nedir, ne yenir, ne içilir? Hiçbir şey bilmiyorum. Elimden hiçbir iş gelmez, bilgim yok, becerim yok. Tek bildiğim hava atmak ve etrafta hava atacak hiç kimse yok! Meğer hiçler havuzunda kendimi ne çok önemsemişim. Aslında bir hiç gibi yaşayan onlar değil benmişim. Şimdi bu dağlarda tek başıma nasıl ayakta kalırım? Senelerdir farkında olmadan Omurgalı insanlara sırtımı dayamış, ekmek elden su gölden keyfime bakıyormuşum… Şimdiyse zavallı, muhtaç, yeteneksiz, beceriksiz bir kurbağa olduğumu görmek çok üzücü ve üstelikte sanırım bedeli çok ağır olacak… Hazıra öylesine alışmışım ki kendimi yapayalnız ve ortada kalmış hissediyorum…’’

 Zavallı Hava Atmayı Seven Kurbağamız böyle kara kara düşünürken gökyüzü kararmış ve sığınacak bir yer bulamadan ormanda gece hayvanlarının sesi duyulmaya başlamış. Bugüne kadar hiç duymadığı kadar korkunç sesler… ‘’Ormanın böyle bir yer olacağını düşünememiş olmam ne kadar hayret verici. Oysa ne kadar farklı hayaller kurmuştum.’

Derken yanında daha önce görmediği çok farklı bir kurbağa belirmiş…

Dart Poison Frog (Zehirli Ok Kurbağası)

-Hey, ben seni tanıyorum. Rana Kurbağadan dinlemiştim. Bu renkler, bu güzellik başka bir kurbağaya ait olamaz. Sen Zehirli Ok Kurbağası olmalısın. Çooook eski zamanlarda Rahiplerin ya da Kralların kendilerini tanrı olarak tanıttığı zamanlarda yani halkı kandırmak için güneş tutulması gibi matematiksel hesapların, bilimsel bilgilerin yazılı olduğu kitaplara senin zehrin sürülürmüş ve Kitaba dokunan senin zehrin sayesinde gerçekten ölürmüş. Halk ”Tanrı Kral sizi suçlarınızdan dolayı cezalandıracak‘’ denilerek korkutulup, sindirilirmiş. Kadim bilgilerin olduğu kitaba dokunanların öleceği bilgisi kitabın üzerine yazılır ve sıradan insanların bu bilgilere ulaşması engellenirmiş. İnsanlar yüzlerce yıl, Kralların Tanrı ya da tanrı çocukları olduğuna inandırılmış.

-Evet, bu doğru, peki sen kimsin?

-Ben Hiçler çiftliğinde yaşıyordum, kayboldum ve ormanda nasıl yaşanır bilmiyorum…

Acaba Hava Atmayı Seven Kurbağamız hayatta kalabilecek mi? Hiçbir becerisi olmayan Kurbağamız yeni yeteneklere sahip olabilecek kadar vakti kalacak mı?  Hayatta kalmayı başarırsa, geri dönmek isteyecek mi?

Keyifli Düşünmeler…

Dilek

Not: Yazılarımın tamamını okumak için bloğuma buradan ulaşabilirsiniz.

Bir Kurbağa Masalı (1)

Bir Kurbağa Masalı (2)

Bir Kurbağa Masalı (3)

 

 

Bir cevap yazın ya da yorumda bulunun